<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<atom:link href="https://sanayilesmeliyiz.com/emek-ucret-ve-sosyal-yapi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<description>T&#220;RKİYE EŞİTLİKLE SANAYİLEŞMEK MECBURİYETİNDEDİR!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Jun 2026 06:08:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/cropped-SITE-SIMGESI-sanayilesmeliyiz.com_-32x32.png</url>
	<title>D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Doğum İzni 24 Haftaya Çıkarsa: Sosyal Politika mı, İş Gücü Riski mi?</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/dogum-izni-24-hafta-maliyet-kadin-istihdami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 09:58:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.2. Sosyal Devlet ve Güvenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=13803</guid>

					<description><![CDATA[Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, sosyal refah açısından olumlu bir adım gibi görünse de, maliyetin nasıl paylaşılacağı belirleyici olacaktır. Tüm yükün işverenlere bırakılması durumunda, kadın istihdamı üzerinde ters etkiler ortaya çıkabilir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-9dddae4b68f4482af55d9fd8075492a3">Doğum İzni 24 Haftaya Çıkarsa: Sosyal Politika mı, İş Gücü Riski mi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Doğum izninin 24 haftaya çıkarılması, ilk bakışta sosyal politika açısından olumlu bir adım gibi görünse de, maliyet paylaşımı net biçimde tanımlanmadığı sürece iş gücü piyasasında istenmeyen sonuçlar doğurma riski taşır. Bu nedenle mesele yalnızca sürenin artırılması değil, bu sürenin ekonomik yükünün nasıl dağıtılacağıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer maliyetin tamamı firmalara yüklenirse, işletmelerin rasyonel davranışları devreye girer. Bu durumda firmalar, potansiyel doğum izni maliyetini minimize etmek amacıyla doğurganlık çağındaki kadınları işe alırken daha temkinli davranabilir. Daha ileri senaryoda, mevcut çalışanlar açısından da işten çıkarma veya sözleşme yenilememe gibi kararlar, maliyet karşılaştırmaları üzerinden şekillenebilir. Bu tür tepkiler, politika hedefinin tersine, kadınların iş gücü piyasasındaki konumunu zayıflatabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Alternatif olarak maliyetin sosyal güvenlik sistemi, kamu bütçesi ve işveren arasında paylaşılması, bu tür yan etkileri sınırlamak açısından daha dengeli bir yaklaşım sunar. Özellikle doğum izni gibi toplumsal fayda üreten bir uygulamanın maliyetinin yalnızca işverene bırakılması, mikro düzeyde rasyonel ama makro düzeyde sorunlu sonuçlar doğurabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut durumda dahi işverenler arasında bu tür yükümlülüklere yönelik rahatsızlıkların olduğu biliniyorken, ilave 8 haftalık sürenin maliyet yapısını daha da hassas hale getirmesi muhtemeldir. Bu nedenle politika tasarımında yalnızca süre artışı değil, teşvik mekanizmaları, maliyet paylaşımı ve iş gücü piyasası üzerindeki dolaylı etkiler birlikte değerlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dolar Bazında Asgari Ücret: Kasım 2025</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/dolar-bazinda-asgari-ucret-1997-2024/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 20:16:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4435</guid>

					<description><![CDATA[Dolar bazında net asgari ücret nominal olarak en yüksek seviyelerde görünse de reel olarak net asgari ücret geçmiş dönemlerde daha yüksek seviyelerdeydi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">DOLAR BAZINDA ASGARİ ÜCRET</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-1d3fc37bac9a3ccd39bb8a373115f318">Dolar Bazında Asgari Ücreti Reel Hale Dönüştürme</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Öncelikle ulusal para birimi cinsinden aylık asgari ücret dolar kuru kullanılarak dolar cinsinden aylık asgari ücrete dönüştürülmüştür.<strong><em> </em>Dolar bazında aylık asgari ücret ise son açıklanan 2024 ABD Tüketici Fiyat Endeksi aracılığıyla reel hale dönüştürülmüştür.</strong> Bu dönüştürme, örneğin, Şubat 2002&#8217;de 100 dolar ile Eylül 2024&#8217;teki 100 doların değerini eşitlemiştir. Başka bir deyişle Şubat 2002&#8217;deki 100 doların değeri Eylül 2024&#8217;teki 100 doların değerine eşittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin Nisan 2003 ile Eylül 2024 tarih arasında ABD Tüketici Fiyat Endeksi 3 katına çıkmışsa, Nisan 2003&#8217;teki 10 doların Eylül 2024&#8217;teki değeri 30 (=3*10) dolardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aylık dolar bazında reel asgari ücreti oluşturduktan sonra, bu verileri 12 aylık birikimli hale dönüştürerek aylık frekansta yıllık dolar bazında reel asgari ücret serilerini elde ederiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Veri Kaynakları: <a href="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" data-type="link" data-id="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" target="_blank" rel="noopener">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>, <a href="https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/serieMarket" data-type="link" data-id="https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/serieMarket" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TCMB</a>, <a href="https://fred.stlouisfed.org/series/CPIAUCNS" target="_blank" data-type="link" data-id="https://fred.stlouisfed.org/series/CUSR0000SAC" rel="noreferrer noopener">FRED</a></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-6864aac589db8be40004978936648827">Aylık Dolar Bazında Asgari Ücret  | Nominal ve Reel</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Dolar bazında cari (nominal) asgari ücretin gelişimi</em></p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/1.Dolar-Bazinda-Asgari-Ucret-Cari-Aylik.png?v=1780985243" alt="" style="max-width:900px; width:100%; height:auto; display:block; margin:0 auto;" />



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bugünkü fiyatlarla dolar bazında asgari ücretin gelişimi</em></p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2.Dolar-Bazinda-Asgari-Ucret-Reel-Aylik.png?v=1780985246" alt="" style="max-width:900px; width:100%; height:auto; display:block; margin:0 auto;" />



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-e0e1fa9ada409507b2581d7cc069f79d">Yıllık Dolar Bazında Asgari Ücret | Nominal ve Reel</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Son 12 aylık birikimli dolar bazında cari (nominal) asgari ücretin gelişimi</em></p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/3.Dolar-Bazinda-Asgari-Ucret-Cari-Yillik.png?v=1780985250" alt="" style="max-width:900px; width:100%; height:auto; display:block; margin:0 auto;" />



<p class="wp-block-paragraph"><em>Bugünkü fiyatlarla son 12 aylık birikimli dolar bazında asgari ücretin gelişimi</em></p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/4.Dolar-Bazinda-Asgari-Ucret-Reel-Yillik.png?v=1780985240" alt="" style="max-width:900px; width:100%; height:auto; display:block; margin:0 auto;" />



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ücretleri Düşüremezsiniz Ücretleri Artıramazsınız</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/ucretleri-dusuremezsiniz-ucretleri-artiramazsiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 21:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12768</guid>

					<description><![CDATA[Bu sorunun yalnızca Türkiye’ye özgü olduğu yanılgısına da kapılmamak gerekir. Yaşanan tıkanma, gelişmekte olan bir ekonominin bir yandan artan toplumsal taleplerle, diğer yandan Çin’in hem iç pazarda hem de küresel ölçekte yarattığı sert rekabetle aynı anda yüzleşmesinin doğal sonucudur. Dolayısıyla mesele, ülkeye özgü değil; sistemsel bir sorundur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Ücretleri Düşüremezsiniz Ücretleri Artıramazsınız</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ekonomisinin temel sorunu, “Ücretleri düşüremezsiniz, ücretleri artıramazsınız.” ikilemine sıkışmış olmasıdır. Bu yapısal mesele görmezden gelindikçe, hem sanayileşme süreci zarar görecek hem de toplumsal memnuniyetsizlik ortaya çıkacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayiciler, çalışanlar ve devlet bu çıkmaza ortak bir çözüm üretmek zorundadır. Sanayicilerin “ücretler yüksek” iddiası pratikte karşılık bulmadığı gibi, çalışanların “ücretler düşük” tespiti de mevcut üretim yapısı içinde sürdürülebilir bir yanıt üretmemektedir. Sorun, her iki yaklaşımın da kendi içinde haklı gerekçelere sahip olmasına rağmen, mevcut ekonomik düzenin bu iki talebi aynı anda karşılayamayacak bir noktaya sıkışmış olmasından kaynaklanmaktadır. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a729a44f096d&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a729a44f096d" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="669" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Ucretleri-dusuremezsiniz-ucretleri-artiramazsiniz-1024x669.jpg" alt="" class="wp-image-12767" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button><figcaption class="wp-element-caption">1995-2023 yıllık, son veri olan 2025-3.çeyrek verisi 4 çeyrek birimli yıllıklandırılmış veriden hesaplanmıştır.</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Tek başına ele alındığında ne düşük faizin ne yüksek faizin, ne yüksek kurun ne de düşük kurun işe yaramadığı artık açıkça görülmektedir. Bu nedenle ülkenin asıl ihtiyacı olan üretken sermayenin ve çalışanların kaygılarını önceleyen çözümler geliştirmek zorundayız.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a729a44f1017&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a729a44f1017" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img decoding="async" width="1024" height="668" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Ucretleri-dusuremezsiniz-ucretleri-artiramazsiniz.-2-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-12772" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">1980&#8217;ler ya da 2000&#8217;lerde bu tıkanıklığı açacak bir ücret alanı bulunmuş olsa da bugün ücretlerde böyle bir alan &#8220;bence&#8221; yoktur. 1980’lerde ya da 2000’lerde bu tıkanıklığı bir ölçüde aşmayı mümkün kılan bir ücret ve döviz kuru manevra alanı vardı; ekonomi, ücretlerde ve döviz kurunda yapılan düzenlemeleri taşıyabilecek bir esnekliğe sahipti. Ancak bugün, böyle bir alanın fiilen ortadan kalktığını düşünüyorum. Ne ücretlerin düşürülmesi mümkündür ne de anlamlı bir biçimde artırılması… Tam da bu nedenle, mevcut büyüme modelinin sınırlarına dayandığımız açıkça görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugüne kadar bu sorunun farkında olunduğu açık. Nitekim uzun yıllardır pek çok adım atıldı ve bugün de çeşitli uygulamalar sürdürülüyor: <strong>asgari ücretten vergi alınmaması, istihdam destekleri, işveren sosyal güvenlik primlerinde yapılan indirimler</strong> bunların başlıcalarıdır. Ancak gelinen noktada, <strong>bu araçların etkisi giderek zayıflamakta ve politika alanı hızla daralmaktadır</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sorunun yalnızca Türkiye’ye özgü olduğu yanılgısına da kapılmamak gerekir. Yaşanan tıkanma, gelişmekte olan bir ekonominin bir yandan artan toplumsal taleplerle, diğer yandan Çin’in hem iç pazarda hem de küresel ölçekte yarattığı sert rekabetle aynı anda yüzleşmesinin doğal sonucudur. Dolayısıyla mesele, ülkeye özgü değil; <strong>sistemsel</strong> bir sorundur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bununla birlikte Türkiye’de bu yapısal sıkışmayı daha da ağırlaştıran kritik bir unsur bulunmaktadır: <strong>barınma maliyetleri</strong>. Konut fiyatları ve kiralardaki aşırı artış, üretken sermaye ile çalışanlardan <strong>gayrimenkul sermayesine büyük ölçekli bir gelir transferi</strong> yaratmaktadır. Bu durum yalnızca ücret baskısını artırmakla kalmıyor; üretim maliyetlerini, yatırım iştahını ve toplumsal refahı doğrudan zayıflatan bir mekanizma oluşturuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konut Kredisi mi, Kira Yükü mü? Enflasyonun Hanehalkı Tüketimine İkili Etkisi</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/konut-kredisi-mi-kira-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Aug 2025 20:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.2. Sosyal Devlet ve Güvenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=11116</guid>

					<description><![CDATA[Ancak konut piyasasının yalnızca “kredi borçluları” üzerinden okunması resmi eksik bırakıyor. Çünkü aynı süreç, kira ödeyen haneler üzerinde tam tersi bir etki yaratıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">KONUT KREDİSİ Mİ, KİRA YÜKÜ MÜ? ENFLASYONUN HAHENALKI TÜKETİMİNE İKİLİ ETKİSİ</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-c890bbe816b0b310b5922c234694bf66">Enflasyon, Konut Kredisi ve Kiralar: Tüketim Üzerindeki Çift Yönlü Etki</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı &#8220;Konut Kredisi Kaynaklı Nakit Akışı Kanalının Hanehalkı Tüketimine Etkisi&#8221; başlıklı <em><a href="https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Yayinlar/Arastirma+Yayinlari/Ekonomi+Notlari/" data-type="link" data-id="https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/TR/TCMB+TR/Main+Menu/Yayinlar/Arastirma+Yayinlari/Ekonomi+Notlari/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Ekonomi Notları</a></em> çalışması, konut kredisi borçlularının enflasyon ortamında nasıl farklılaştığını ele alıyor. Çalışmaya göre, yüksek enflasyon dönemlerinde nominal olarak sabitlenen konut kredisi taksitlerinin reel yükü azalıyor. Bu durum, kredi borcu olan hanelerin konut kredi ödemeleri sonrasında daha fazla reel harcanabilir gelir elde etmesine ve dolayısıyla özel tüketime destek vermesine yol açıyor. Buradan hareketle çalışmanın ana çıkarımı şu: <strong>&#8220;Bu kanalın, özel tüketimin sıkı para politikasının ima ettiği kadar yavaşlamamasında etkili unsurlardan biri olduğu değerlendirilmektedir.&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak konut piyasasının yalnızca “kredi borçluları” üzerinden okunması resmi eksik bırakıyor. Çünkü aynı süreç, kira ödeyen haneler üzerinde tam tersi bir etki yaratıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-1c8d5bb6a95909535c3928ca0935a7fa">Kredi Kanalı: Reel Borç Yükünde Hafifleme</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yüksek enflasyon ortamında sabit faizli konut kredisi ödeyen haneler, reel anlamda daha düşük bir yük taşıyor.</li>



<li>Bu hanelerin reel harcanabilir gelirleri artıyor, bu da tüketimlerini görece daha canlı tutuyor.</li>



<li>Sonuç: Para politikası sıkılaşsa bile, bu grup tüketimde direnç gösterebiliyor.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-e4ba7088f5ab962c2f89fce6d939e239">Kira Kanalı: Reel Harcanabilir Gelirde Daralma</h3>



<ul class="wp-block-list">
<li>Döviz Kuru-Enflasyon konut fiyatlarını yukarı çektikçe, kiralar da hızla artıyor.</li>



<li>Kiracı haneler –özellikle büyükşehirlerde bütçelerinin önemli bir kısmını kiraya ayıranlar– reel anlamda ciddi bir yükle karşılaşıyor.</li>



<li>Sonuç: Harcanabilir gelir düşüyor, tüketim kısılıyor.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-39c6430822f1270882fddba45e7d651d">İpotekli Satışların Sınırlı Kapsamı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ipotekli (krediyle) satışların toplam konut satışları içindeki payı hiçbir zaman çok yüksek olmadı.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Son yıllarda bu oran <strong>%15–25 bandında</strong> seyrediyor.</li>



<li>Türkiye’de yaklaşık <strong>27 milyon hane</strong> bulunuyor. İpotekli satışlardan reel gelir artış etkisi yaşayan kesimlerin sayısı toplamda bir kaç milyonu geçmez. </li>



<li>Dolayısıyla reel borç yükünün hafiflemesinden doğan tüketim desteği, aslında <strong>sınırlı bir kesime özgü</strong> bir etki olsa gerek.</li>
</ul>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/KONUT-KREDISI-MI-KIRA-YUKU-MU-ENFLASYONUN-HAHENALKI-TUKETIMINE-IKILI-ETKISI-1.png" target="_blank" rel=" noreferrer noopener"><img decoding="async" width="1024" height="724" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/KONUT-KREDISI-MI-KIRA-YUKU-MU-ENFLASYONUN-HAHENALKI-TUKETIMINE-IKILI-ETKISI-1-1024x724.png" alt="" class="wp-image-11157" style="width:auto;height:500px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık, milyonlarca haneyi kapsayan <strong>kiracı kesim</strong> her yıl artan kira ödemeleriyle yüzleşiyor. Bu nedenle “kira kanalı”nın tüketim üzerindeki etkisi hem daha yaygın hem de toplumsal ölçekte daha ağır olsa gerek.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ee61f94ce6ff86d01db1408e4e238c8">Reel Gelir Etkisinin Makroekonomik Büyüklüğü</h3>



<p class="wp-block-paragraph">TCMB’nin çalışmasında ima edilen reel gelir artışının makro ölçekte ne kadar önemli olduğu merak edilebilir. Kesin bir rakam vermek güç olsa da bazı göstergeler fikir verici olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son <strong>4,5 yılda reel konut kredi stoku yaklaşık 2,5 trilyon TL azalmıştır</strong>. 2025 ikinci çeyreği için güncel fiyatlarla yıllık bazda reel GSYH’nin 50 trilyon TL olacağı varsayılırsa, bu azalışın büyüklüğü <strong>GSYH’nin yaklaşık %2,5’i</strong> düzeyindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak şunu unutmamak gerekir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Bu azalışın tamamı doğrudan hanehalkına <strong>reel gelir transferi</strong> anlamına gelmez. Bunun içinde <strong>anapara ve faiz ödemeleri</strong> de bulunmaktadır.</li>



<li>Ayrıca hane gelirleri aylık olarak sabit seyrederken, konut kredisi ödemelerinin reel yükü <strong>aydan aya</strong> düzenli biçimde değil, gelir artış sıklığına bağlı olarak <strong>yıldan yıla veya 6’şar aylık periyotlarla</strong> düşmektedir (Gelirin ücret/maaş şeklinde olduğu durumda).</li>
</ul>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/KONUT-KREDISI-MI-KIRA-YUKU-MU-ENFLASYONUN-HAHENALKI-TUKETIMINE-IKILI-ETKISI-2.png" target="_blank" rel=" noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/KONUT-KREDISI-MI-KIRA-YUKU-MU-ENFLASYONUN-HAHENALKI-TUKETIMINE-IKILI-ETKISI-2-1024x724.png" alt="" class="wp-image-11141" style="width:auto;height:500px"/></a></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-a295066bcf1e57ae92bdd5a085d952c1">Toplam Etki: İki Karşıt Dinamiğin Dengesi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ev sahipliği oranı %55-60 düzeyinde olsa da, büyük şehirlerde kiracı oranı çok daha yüksek olsa gerek. Kira artışları onların tüketimlerini sert biçimde kısmaya zorluyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Kredili haneler tüketimi desteklerken</strong>,</li>



<li><strong>Kiracı haneler tüketimi baskılıyor.</strong></li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Net etki, bu iki grubun ekonomik ağırlıkları ve harcama davranışlarıyla belirlenmeli.</p>



<h2 class="wp-block-heading">POLİTİKA ÇIKARIMI</h2>



<p class="wp-block-paragraph">TCMB’nin çalışması, kredi kanalını doğru biçimde öne çıkarırken, kira kanalının da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Türkiye’de özel tüketimin para politikasına verdiği tepkiyi anlamak için konut piyasasının <strong>çift yönlü etkisini</strong> göz ardı etmemek gerekiyor.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Eğer kredi borçlularının ağırlığı daha baskınsa → tüketim beklenenden daha az yavaşlar. Bu durumda çalışmanın para politikasına ilişkin iddiası yerinde olur.</li>



<li>Eğer kira yükü daha ağır basıyorsa → tüketim beklenenden daha fazla kısıtlanır. Bu durumda ise çalışmanın para politikasına ilişkin iddiası yersiz olur.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Konut piyasasının bu çift taraflı etkisi, para politikası analizlerinde en az kredi kanalı kadar hatta belki daha fazla önem taşıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">BU ÇALIŞMANIN ELEŞTİREL DEVAMI</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kredi kanalı ve kira kanalını birlikte düşündüğümüzde, tüketim üzerindeki etkilerin birbirini nötrleyip nötrlemediğini veya baskın bir yön yaratıp yaratmadığını kestirmek oldukça güçtür. Burada şu ilave tartışmalar önem kazanıyor:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Gelir transferi boyutu:</strong> Kiracılar tüketimlerini kısmak zorunda kalırken, kira gelirleri mülk sahiplerine aktarılıyor. Mülk sahiplerinin harcanabilir geliri artışı, bu grubu tüketime teşvik etmiş olabilir.</li>



<li><strong>Faiz gelirleri boyutu:</strong> Benzer biçimde yüksek faiz oranları, finansal varlıklara sahip olanların faiz gelirlerini artırıyor. Bu da belirli bir kesimin tüketimini destekleyebilir.</li>



<li><strong>Çelişkili etkilerin toplamı:</strong> Tüm bu kanallar tek tek değerlendirildiğinde doğru görünebilir; kredi borçluları destekleniyor, kiracılar baskılanıyor, kira ve faiz gelirleri sermaye sahiplerinin harcama kapasitesini artırıyor. Ancak bu etkilerin <strong>toplam özel tüketim</strong> üzerindeki net yönünü kestirmek son derece güçtür.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla, enflasyonist süreçte para politikasının ima ettiği yavaşlamanın fiilen ne ölçüde gerçekleşeceğini belirlemek, yalnızca tek bir kanala bakarak mümkün değildir. Konut piyasası ve faiz gelirleri üzerinden ortaya çıkan bu karşıt etkiler, politika yapıcılar açısından belirsizliği artıran kritik bir boyut oluşturmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-6f9bca54c397cff04da375dd772f3386">Varlıklı Kesimin Marjinal Tüketim Eğilimi ve İsraf Boyutu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Teoride, <strong>varlıklı kesimlerin marjinal tüketim eğilimi düşük</strong> kabul edilir. Yani gelirleri arttığında bu kesimin harcama artışı sınırlı, tasarruf eğilimi ise yüksektir. Bu nedenle para politikası tartışmalarında varlıklı kesimin tüketim artışlarının enflasyona katkısı genellikle sınırlı görülür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir başka boyut vardır: <strong>israf eğilimi</strong>. Daha yüksek gelir düzeyine sahip kesimlerin, marjinal tüketim eğilimleri düşük olsa bile, yaptıkları harcamaların niteliği ve ölçeği enflasyonist baskıyı farklı biçimlerde besleyebilir. Lüks tüketim, ithalat yoğun harcamalar veya prestij tüketimi gibi unsurlar, fiyat dinamiklerine farklı kanallardan etki edebilir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle, yalnızca klasik marjinal tüketim eğilimi çerçevesine bakmak yerine, <strong>tüketim davranışlarının niteliğini</strong> de dikkate almak gerekir. Bu açıdan bakıldığında, talep varsayımlı enflasyon tartışmasının muhatabı yalnızca düşük ve orta gelirli sınıflar değildir; bugüne kadar dışarıda bırakılan varlıklı kesimler de bu tartışmanın doğrudan muhatabı haline gelir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ÖZEL TÜKETİMİN SIKI PARA POLİTİKASININ İMA ETTİĞİ KADAR YAVAŞLAMAMASI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık bir yıl önce kaleme aldığım <strong><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/2018-ile-2023-donemi-faiz-artislari/" target="_blank" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/2018-ile-2023-donemi-faiz-artislari/" rel="noreferrer noopener">“2018 İle 2023 Dönemi Faiz Artışlarının Türkiye Ekonomisine Etkisi”</a></strong> başlıklı yazımda, faiz artışlarının ekonomik yapı üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak ele almıştım. O çalışmadan çıkardığım iki temel sonuç vardı:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>2018 ve 2023 yıllarındaki faiz artışları benzer araçlarla uygulanmış olsa da, sonuçları oldukça farklı oldu.</strong> Bu farkın temel nedeni, 2023 yılında hanehalkı tüketiminin kredi faiz oranlarına duyarlılığının belirgin biçimde düşmüş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle, ekonomideki harcamaların krediye olan bağımlılığı azalmıştı. Bu yapısal değişiklik sayesinde, faiz oranlarındaki ciddi artışlara rağmen tüketim keskin biçimde daralmadı. Bu da firmaların karşılaşabileceği en büyük tehditlerden biri olan satış hacmi ve gelirlerde ani düşüşlerin önüne geçti. Üstelik firmalara uygulanan görece daha düşük ve ayrıcalıklı faiz oranları, bu dönemde iktisadi aktivitenin canlı kalmasına önemli katkı sundu.</li>



<li><strong>2018 yılında faiz artışları inşaat sektörünü sert bir şekilde daraltmışken, 2023 yılında aynı senaryo gerçekleşmedi.</strong> Bunun nedeni, Şubat 2023 depreminin ardından özellikle depremden etkilenen şehirlerde başlatılan büyük ölçekli yeniden inşa faaliyetleriydi. Bu yatırımlar, ekonomiye doğrudan ve kamusal kaynaklı bir talep desteği sundu. Dolayısıyla, yüksek faizlerin yarattığı iç talep baskısı, bu dönemde deprem harcamaları sayesinde kısmen dengelendi. Devlet destekli inşaat faaliyetleri, ekonominin bazı bileşenlerinde büyümeyi sürdürmesine imkân tanıdı.</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading">NOT</h2>



<p class="wp-block-paragraph">TCMB çalışması da, burada yapılan eleştirel devam da, örtük biçimde <strong>enflasyon ile talep — daha özelde tüketim — arasında bir ilişkinin varlığı</strong> varsayımından hareket etmektedir. Ancak Türkiye gerçeğinde <strong>tüketim ile enflasyon arasında gerçekten böyle bir ilişki var mıdır, varsa bu ilişkinin derecesi nedir</strong> soruları, ayrı ve kapsamlı bir tartışma konusudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitsizliğin Yükselişi: Yıllara Göre Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Pay</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/asgari-ucretli-emegin-gsyhden-aldigi-pay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 18:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=10195</guid>

					<description><![CDATA[Son 27 yılda Türkiye'de asgari ücretli emeğin GSYH'den aldığı payda önemli bir gerileme oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-24619d249bb198e62f2d9a2c14770550">YILLARA GÖRE ASGARİ ÜCRETLİ EMEĞİN GSYH&#8217;DEN ALDIĞI PAY</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Son 27 yılda Türkiye&#8217;de asgari ücretli emeğin GSYH&#8217;den aldığı payda önemli bir gerileme oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Brüt asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı %26 azaldı.</li>



<li>Net asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı %5 azaldı.</li>



<li>Asgari ücretin işverene maliyeti ise %42 azaldı.</li>
</ul>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/1.1997—2024-Doneminde-Asgari-Ucretin-GSYHye-Oranindaki-Dusus.png?v=1747911239" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-e947063b3c9f3cd9a7b775608cd8a711">Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Payın Gelişimi: Net Asgari Ücret (1997-2024)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">1997-2024 dönemi için yıllara göre asgari ücretli emeğin GSYH&#8217;den aldığı paya bakıldığında, küresel kriz sonrasında ortaya çıkan asgari ücretli emeğin gelirden aldığı paydaki istikrarlı düşüşe 2016 yılında sert bir müdahale yapılarak asgari ücretli emeğin üretimden aldığı payın endeks değeri 67&#8217;den 80&#8217;e çıkmıştır. 2015 yılında aralık ayı yıllık enflasyonu %9 iken yıllık asgari ücret 2016 yılında %33 artırılmıştır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer bir müdahaleyi 2004 yılında da görüyoruz. 2003 yılında aralık ayı enflasyonu %13 iken yıllık asgari ücretin %42 artırılmasıyla  2004 yılında asgari ücretli emeğin gelirden aldığı payın endeks değeri 77&#8217;den 86&#8217;ya yükselmiştir.</p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2.Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani-Endeks-1997-Brut-Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani100-1997—2024.png?v=1747911248" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6a01f29785c70c35486b62e4bccf633">Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Payın Gelişimi: Brüt Asgari Ücret (1961-2024)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretli emeğin gelirden aldığı paya daha uzun bir dönem için bakmak istersek brüt asgari ücretin GSYH&#8217;den aldığı paya bakabiliriz.</p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/3.Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani-Endeks-1997-Brut-Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani100-1961—2024.png?v=1747911256" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nominal ve Reel Aylara Göre Asgari Ücret &#124; Kasım 2024</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/nominal-ve-reel-aylara-gore-asgari-ucret/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2024 21:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=8247</guid>

					<description><![CDATA[2023 yılı yıl sonunda nominal olarak net asgari ücret 17.002 TL olarak belirlendi. Kasım 2024 fiyatlarıyla 17.002 TL’nin karşılığı ise 24.297 TL’dir. 2024 yılında enflasyonun sıfır olduğu durumda bir asgari ücretli Kasım 2024 fiyatlarıyla her ay 24.297 TL kazanacaktı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">NOMİNAL VE REEL AYLARA GÖRE ASGARİ ÜCRET</h2>



<h3 class="wp-block-heading">Nominal ve Reel Aylara Göre Asgari Ücret</h3>



<p class="wp-block-paragraph">2023 yılı yıl sonunda nominal olarak net asgari ücret 17.002 TL olarak belirlendi. Kasım 2024 fiyatlarıyla 17.002 TL’nin karşılığı ise 24.297 TL’dir. 2024 yılında enflasyonun sıfır olduğu durumda bir asgari ücretli Kasım 2024 fiyatlarıyla her ay 24.297 TL kazanacaktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kasım 2024 fiyatlarıyla 24.297 TL olarak belirlenen reel asgari ücret ocak ayında enflasyon sebebiyle 1.526 TL düşerek 22.771 TL’ye geriledi. Şubat ayında ise ocak ve şubat ayı enflasyonu sebebiyle reel asgari ücret 2.513 TL düşerek 21.784 TL’ye geriledi. Şubat ayındaki 2.513 TL’lik düşüşün 1.526TL’si ocak ayı enflasyonundan, geri kalanı ise şubat ayı enflasyonundan kaynaklandı. Çünkü şubat ayındaki reel asgari ücret düşüşü hem ocak ayı hem de şubat ayı enflasyonundan etkilenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kasım 2024 fiyatlarıyla reel asgari ücret ocak ayında 1.526 TL, şubat ayında 2.513 TL düştü. Bu yüzden asgari ücretlinin ocak ve şubat ayındaki toplam reel gelir kaybı 4.039 TL oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kasım 2024’e gelindiğinde reel asgari ücret 7.295 TL düşerek 24.297 TL’den 17.002 TL’ye geriledi. Asgari ücretlinin 11 aylık birikimli (toplam) kaybı ise 52.301 TL oldu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/12/Net-Asgari-Ucret-Kaybi-Nominal-ve-Reel-Aylara-Gore-Asgari-Ucret.jpg" target="_blank" rel=" noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="968" height="631" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/12/Net-Asgari-Ucret-Kaybi-Nominal-ve-Reel-Aylara-Gore-Asgari-Ucret.jpg" alt="" class="wp-image-8312" style="width:840px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak:</strong> <strong><a href="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>, <a href="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" data-type="link" data-id="https://www.tuik.gov.tr/" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretlinin 11 aylık birikimli (toplam) işverene maliyeti reel olarak 72.299 TL düştü.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/12/Isverene-Maliyet-Kaybi-Nominal-ve-Reel-Aylara-Gore-Asgari-Ucret.jpg" target="_blank" rel=" noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="968" height="631" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/12/Isverene-Maliyet-Kaybi-Nominal-ve-Reel-Aylara-Gore-Asgari-Ucret.jpg" alt="" class="wp-image-8313" style="width:840px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak:</strong> <strong><a href="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>, <a href="https://www.tuik.gov.tr/" data-type="link" data-id="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Kamunun 11 aylık kümülatif sosyal güvenlik vergisi kaybı ise 19.998 TL oldu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitsizlik Paradoksu Nedir? &#124; 2024 Yılından Türk Ekonomisinin Geleceği</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/esitsizlik-paradoksu-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2024 21:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=7206</guid>

					<description><![CDATA[—Keynes’in yeni bir kavram olarak ortaya attığı iradi olmayan (gönüllü olmayan) işsizliğin ima ettiği şey, kaynakların boşa harcanmasıydı: Kadın ve erkeklerin zorunlu olarak işsiz bırakılmaları yüzünden bugün üretmemiş oldukları şeyler hiçbir surette üretilmeyecekti. O halde, devlet müdahalesi yoluyla gönüllü olmayan işsizliği ortadan kaldırmak; kaynak israfına engel olmak ve kaynakların potansiyel üretimlerini gerçekleştirmelerinin yolunu açmak anlamı taşıyordu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ca49d4443679abc1e31ca1b9bc6e781">EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR? | 2024 YILINDAN TÜRK EKONOMİSİNİN GELECEĞİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“İçinde yaşadığımız iktisadi toplumun göze çarpan hataları, tam istihdamı sağlamadaki başarısızlığı ve servet ile gelirin keyfi, haksız bölüşümüdür.”</em><br><strong>— <em>John Maynard Keynes, Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa91b569cca605e78e8f6d9e8099412d">Tasarruf Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tasarruf, bir ekonomide <strong>üretimin tüketimi aşan kısmıdır</strong>.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Dışa kapalı ekonomilerde</strong> yatırımlar daima tasarruflara eşittir.</li>



<li><strong>Dışa açık ekonomilerde</strong> (yani ihracat ve ithalat yapılan ekonomilerde) ise bu eşitlik zorunlu değildir ve çoğu zaman da gerçekleşmez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer yatırımlar tasarruflardan büyükse, bu durum ülkenin <strong>dış ticaret açığı verdiği</strong> anlamına gelir. Yani, ülke kendi tasarruflarının yanı sıra başka ülkelerin tasarruflarını kullanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomik kimlik şu şekilde ifade edilir:</p>



<p class="has-white-background-color has-background wp-block-paragraph"><strong>(Özel Tasarruflar &#8211; Özel Yatırımlar) + [Vergiler &#8211; (Kamu Yatırımları + Kamu Tüketimi)] = (İhracat-İthalat</strong>)</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-b04b7a378820bea67f7a42975ed99e3e">Sermaye Birikimi Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye (servet) birikimi, yatırımların <strong>kümülatif (birikimli) toplamıdır</strong>.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tasarruflar ve yatırımlar</strong> akım değişkenlerdir.</li>



<li><strong>Sermaye birikimi</strong> ise stok değişkendir; yani zaman içinde biriken serveti ifade eder.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-555e607564beabbae7cf3294c07a4393">Eşitsizlik Ekonomisinin Teorik Dayanağı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk kalkınmasının ve sanayileşmesinin önündeki temel engellerden biri, sermaye birikiminin yani ekonomik gelişmenin ve zenginliğin yalnızca <strong>zenginlerin tasarruflarına bağlı olduğu</strong> düşüncesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlayışa göre yatırımlar, tasarruflar aracılığıyla (özellikle de zenginlerin tasarruflarıyla) finanse edilir. Dolayısıyla ekonominin büyüyebilmesi için çalışanların daha az tüketmesi, zenginlerin ise daha fazla tasarruf etmesi gerektiği varsayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Marx’ın 1844’te dile getirdiği gibi:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İşçinin her lüksü kınanacak bir şey, en temel gereksinimleri aşan her şey de lüks olarak görülüyor.”</em><br><strong>— <em>Guy Standing, Temel Gelir</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bakış açısına <strong>“Eşitsizlik Ekonomisi”</strong> diyebiliriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-bec6c9ba4a412671f24a2675aa37ee45">Eşitsizlik Ekonomisinin Toplumumuza, Ekonomi Siyasetimize Yansıması Nasıl Olmuştur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ekonominin büyümesi için çalışanların daha az tüketmesi, ortaya çıkan fazlanın da sermaye sahiplerine aktarılması gerektiği fikri uzun süre geçerlilik kazanmıştır. Bu gerekçeyle yaşanan eşitsizlikler <strong><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/kalkinma-icin-esitsizlik-sart/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/kalkinma-icin-esitsizlik-sart/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&#8220;kalkınma ve sanayileşme için zorunlu&#8221;</a></strong> gösterilmiş, kaynaklar toplumun hoşgörü sınırlarını aşan ölçüde sermaye sahiplerine aktarılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Thomas Piketty bu durumu şöyle özetler:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Her toplum eşitsizliklerini meşrulaştırmak zorundadır. Buna gerekçeler bulmak gerekir, yoksa bütün politik ve sosyal yapı çökme tehdidiyle karşı karşıya kalır. Her devir, eşitsizliği var olduğu gibi ya da var olması gerektiği gibi meşrulaştırmak ve bütünü yapılandırmayı mümkün kılan ekonomik, sosyal ve politik kuralları tarif etme amacını güden karşıt söylemler ve ideolojiler üretmiştir. Hem düşünsel, hem kurumsal hem de politik olan bu karşıtlıktan genellikle eşitsizlik rejimlerinin yaslandığı egemen anlatılar doğar.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlayışın Türkiye’deki yansımasını sanayici Adan Dalgakıran’ın ifadelerinde açıkça görebiliriz:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Var olan para veya malın eşit dağılımının bir ülkede gelişimci ekonomi yaratamayacağı aşikârdır. Diyelim ki ülkenin toplam kaynağı bin lira, nüfus da yüz kişi. Herkese onar lira dağıtıldığında bu para tüketime gider, yatırıma dönüşmez. Ancak bin liranın beş yüz lirası beş kişiye verilirse, bu kaynak yatırıma dönüşür, çark dönmeye başlar. Gelirin eşit dağıldığı yerlerde sermaye birikimi olmaz. Ancak belli bir seviyeden sonra, sermaye birikimi ve insan kaynağının niteliği arttığında dağılımda eşitlik sağlanmaya başlar.”</em><br><strong>— <em>Adan Dalgakıran, Yüzleşme: Türkiye Vasatlıktan Nasıl Çıkar?</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Keynes ise yaklaşık doksan yıl önce iş insanlarının bu tür düşüncelerinin kaynağına işaret etmişti:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İktisatçıların ve siyaset felsefecilerinin ileri sürdüğü, doğru ya da yanlış fikirler zannedildiğinden daha güçlüdür… Kendilerini entelektüel etkilerin dışında tuttuklarını sanan iş adamları, esameleri dahi okunmayan iktisatçıların köleleri durumundadır.”</em><br><strong>— <em>John Maynard Keynes, Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-66212225cc233e8189aec40a2a5441ca">Eşitsizlik Ekonomisini Anlamak</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların Tasarruflarla Finanse Edilmesi Varsayımı</strong><br>Eşitsizlik Ekonomisi, yatırımların yalnızca tasarruflarla finanse edilebileceği düşüncesine dayanır. Bu varsayıma göre <strong>tasarruf yoksa yatırım da yapılamaz</strong>.</li>



<li><strong>Tam İstihdam Varsayımı</strong><br>Bu anlayışa göre, ekonomideki tüm kaynaklar zaten etkin biçimde kullanılmaktadır. Dolayısıyla ekonomik gelişme için tüketim kısılmalı, tasarruflar artırılmalı ve yatırımlar genişletilmelidir. Böylece <strong>sermaye stoku (sermaye birikimi)</strong> büyütülerek ekonomik gelişme sağlanabilir.</li>



<li><strong>Faizlerin Artırılması Gerekliliği</strong><br>Eşitsizlik Ekonomisine göre, faizler artırıldığında tüketim azalır, tasarruflar artar. Bu artış, yatırımları ve dolayısıyla üretimi artırır.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-b04dd4b760883e8b96a184364ca0d468">Eşitsizlik Paradoksu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk ekonomisinde kaynakların hakkaniyetsiz biçimde sermaye gruplarına aktarılması, ekonomik ihtiyaçlara uygun bir talep gelişimini engelledi. İç piyasanın zayıf kalması, yapılan yatırımları eksik istihdam koşullarında çalışmaya zorladı. Kaynakların tam kullanılamaması yatırım planlarının kârlılığını azalttı ve zamanla ekonomide <strong>yatırım isteksizliği</strong> oluştu. Böylece ekonomi giderek <strong>eksik istihdam bataklığına</strong> saplandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruna bir çözüm bulunmalıydı. Bulundu da!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Zor ve karmaşık her soru için, son derece basit ve dosdoğru, ancak yanlış bir cevap vardır.”</em><br><strong>— H. L. Mencken (aktaran: David Graeber, <em>Borç: İlk 5.000 Yıl</em>)</strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">İş insanları, Keynes’in de belirttiği gibi, <strong>modası geçmiş iktisatçıların köleleri</strong> oldukları için ekonomik kaynakların daha adil paylaşımını hiçbir zaman çözüm olarak görmediler. Onlara göre bu irrasyoneldi: Bir firma nasıl daha fazla vergi ödeyerek, gelirini çalışanlarıyla ya da yoksullarla paylaşarak zenginleşebilirdi? Bu olsa olsa delilikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine çözüm, iki yönlü bir strateji oldu:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tüketim</strong>, çalışanların gelirleri artırılarak değil, başka yöntemlerle teşvik edildi.</li>



<li><strong>Yatırımlar</strong>, sübvansiyonlar (teşvik sistemleri, düşük faiz, vergi avantajları vb.) aracılığıyla desteklendi.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışanların reel gelirleri düştükçe, refah düzeylerini korumak için <strong>borçlanmaya</strong> yöneldiler. Bu talebi sürdürülebilir kılabilmek için ise sürekli <strong>düşük faiz politikası</strong> gerekliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, yatırım sübvansiyonları büyük sermaye gruplarına daha fazla kaynak aktarırken, tüketimin sübvanse edilme ihtiyacını da artırıyordu. Böylece Türkiye’nin <strong>düşük faiz bağımlılığı</strong> ortaya çıktı. Yatırımları artırmaya çalışırken, finansal istikrarın altına er ya da geç patlayacak dinamitler yerleştiriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunlar yaşanırken siyasetçiler sürekli “iş bilmezlikle” suçlandı. Oysa şu soru pek sorulmadı: <em>Türkiye’de bunca siyasetçi gelip geçti, gerçekten hiçbiri mi iş bilmiyordu?</em> Türkiye, Eşitsizlik Ekonomisi nedeniyle düşük faiz bağımlılığına saplanmışken, siyasetçilere “enflasyonla mücadele” adına yüksek faiz önerildi. Ancak siyasiler, zannedildiği kadar iş bilmez değildi; sadece iki maliyetli seçenek arasında sıkışmışlardı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Kötü haberse, siyasi aktörlere uzağı görememe ya da mantık dışı davranma yakıştırmasının (doğrudan ya da örtülü bir şekilde) hâlen sürmesidir.”</em><br><strong>— <em>Dani Rodrik, İktisat Politikaları Reformlarını Anlamak</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Düşük faiz politikası, ekonomide spekülatif hareketlere yol açıyordu. Kur şokları enflasyonu artırıyor, ücretler ise enflasyona uyarlanamadığı için <strong>eşitsizlik daha da derinleşiyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enflasyonla mücadele amacıyla faizler artırıldığında da sonuç değişmiyordu: yine <strong>eşitsizlik artıyordu</strong>. Çünkü bu kez sermaye maliyetleri yükseliyor, yatırımlar baskılanıyor ve istihdam daralıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece döviz kurunun sabit kalması ya da düşmesi durumunda ücretlilerin reel gelirleri artabiliyordu. Ancak bu durumda da sanayicilerin reel gelirleri azalıyordu. Yani ekonomi politikası hangi yönde adım atarsa atsın, <strong>bir kesimi memnun ederken diğerini rahatsız ediyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuçta politika yapıcılar, çözümü bir “denge siyaseti”nde buldu: <strong>Birkaç yıl düşük faiz, ardından birkaç yıl yüksek faiz…</strong> Bu kısır döngü içinde yatırımlar da bir artıyor, bir düşüyordu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-3-scaled.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-3-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU-3" class="wp-image-7532" style="width:800px;height:auto"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: </strong>World Bank, TÜİK | <strong>2024 yılı verisi 2024 yılı ikinci çeyrekteki yıllık yani son 4 çeyreğe ilişkin veridir</strong>.</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Eşitsizlik Ekonomisi, Türk ekonomisini iki yönlü bir bağımlılığa sürükledi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların yetersizliği</strong> nedeniyle ekonomi giderek <strong>ithalat bağımlısı</strong> hale geldi.</li>



<li>Bu düşük yatırımları telafi edebilmek için ise ekonomi <strong>düşük faiz bağımlılığına</strong> girdi.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki düşük faiz bağımlılığı da ithalatı daha da artırarak bağımlılığı derinleştirdi. Böylece Türkiye, <strong>ne yüksek faiz politikasını ne de düşük faiz politikasını uygulayabilecek durumda kaldı.</strong> Çünkü artık <strong>parasal egemenliğini kaybetmişti.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-52858d02aaeeb3e822b44192b6c48b54">Eşitlik Ekonomisi: Ekonomik Egemenliğin Kazanılması</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Burada kastettiğim <strong>Eşitlik Ekonomisi</strong>, mutlak eşitlik değildir. Daha çok, toplumun hoşgörüyle karşılayabileceği ölçüde adil bir bölüşümdür. Bu yalnızca gelir ve servetin daha eşit dağıldığı bir Türkiye ekonomisi değil; aynı zamanda <strong>sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, krediye (paraya) erişim ve tüketimde</strong> daha adil bir sistemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşitlik Ekonomisi, <strong>talebin baskılanmasını ortadan kaldıracağı için</strong>, yatırımların önündeki en büyük engel olan geleceğe ilişkin gelir beklentisindeki belirsizlikleri de azaltacaktır. Daha geniş bir iç piyasa, yatırımları artıracak; gelir ve üretim arasındaki döngü sürekli işleyecektir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gelirler, sermaye grubunun elinde birikmiş halde kalmayacak,</li>



<li>Topluma, vergiler yoluyla devlete, oradan tekrar topluma, tüketim yoluyla yeniden üreticilere akacaktır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir döngüde yalnızca toplum değil, <strong>zenginler de eşitsizlik ekonomisine kıyasla daha zengin</strong> olacaktır. Yoksulların ve orta sınıfın refahı artacak, eksik istihdam edilen kaynaklar üretime koşulacak ve <strong>kalkınma ile sanayileşmenin kapıları açılacaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Keynes tasarrufların ekonomik gelişmeyi (sermaye artışlarını) engellediğini şu sözlerle vurguluyordu:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Tam istihdamın varlığını sürdürdüğü noktaya kadar sermaye artışının düşük tüketim eğilimine bağlı olmak şöyle dursun, aksine bu eğilim tarafından engellenmesi söz konusudur. Sadece tam istihdamın geçerli olduğu koşullarda düşük tüketim eğilimi sermaye artışlarına vesile olabilir.”</em><br><strong>— <em>Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Alışılmış tüketim eğiliminde meydana gelen bir artış, genelde (tam istihdam koşulları dışında) aynı anda yatırım artışını teşvik edecektir.”</em></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Günümüz koşullarında servet artışının, düşünüldüğü gibi zenginlerin tasarruflarına bağlı olmadığını, tam tersine onlar tarafından engellendiğini görmekteyiz.”</em></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad3cdfb7384c1da22098d694403d0ab0">Eşitlik Ekonomisini Anlamak</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların Kaynağı Tasarruf Değil Kredidir</strong><br>Eşitlik Ekonomisi, “yatırımlar tasarruflarla finanse edilir” varsayımını reddeder. Yatırımlar büyük ölçüde <strong>kredilerle</strong> fonlanır.
<ul class="wp-block-list">
<li>Yatırım yapmak için gerekli olan şey zenginlerin tasarrufları değil, <strong>paranın yaratılmasıdır</strong>.</li>



<li>Bu para, devlet tarafından ya da bankalar aracılığıyla sağlanabilir.</li>



<li>Dolayısıyla ekonomik gelişme için zenginlere özel bir önem atfetmek gerekmez; büyük ve küçük tüm yatırımcılara <strong>adil davranmak</strong> esastır.</li>



<li><strong>Tasarruflar</strong>, yatırımların değil; yatırımların sonucunda ortaya çıkan gelirin ürünüdür.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Türkiye Ekonomisi Eksik İstihdam Altındadır</strong><br>Mevcut durumda Türkiye ekonomisi tam kapasiteyle çalışmamaktadır. Kaynakların eksik istihdam edilmesi, büyüme ve refah artışı için ciddi bir engel oluşturmaktadır.</li>



<li><strong>Faizleri Değil Yatırımları Artırmalıyız</strong><br>Tasarrufları artırmanın yolu faizleri yükseltmek değildir. <strong>Yatırımları artırmaktır.</strong> Ancak bu artış, tüketimi borçlandırma yoluyla değil, <strong>daha eşitlikçi bir gelir ve servet paylaşımıyla</strong> sağlanmalıdır.
<ul class="wp-block-list">
<li>Böylece talep, finansal istikrarı riske atmadan sürdürülebilir şekilde büyür.</li>



<li>İstikrarlı bir talep genişlemesi, istikrarlı bir yatırım genişlemesini teşvik eder.</li>



<li>Bu koşullar sağlandığında, para politikası da ihtiyaç halinde daha <strong>etkin bir araç</strong> haline gelir.</li>
</ul>
</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-93707435a3257647f65495807d32ec72">SONUÇ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Eşitsizlik sebebiyle içine saplandığımız bataklıktan çıkmaya çalışırken, aslında eşitsizliği daha da artırıyoruz. Bugün bir yandan <strong>enflasyon sorunuyla</strong>, diğer yandan <strong>eksik tüketim ve buna bağlı yatırım sorunuyla</strong> karşı karşıya kalan bir ekonomiyiz. Oysa her iki sorunun da kökleri <strong>Eşitsizlik Ekonomisi</strong>’nde yatmaktadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ekonomik kalkınmayı ve insanlığın ilerlemesini mümkün kılan, mülkiyet, istikrar veya eşitsizliğin kutsallaştırılması değil, eşitlik ve eğitim uğruna verilen mücadeledir.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-f441d2366d7655686511bdbe4ce796c0">Enflasyon</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Joan Robinson’un ifadesiyle:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Para ve fiyat sisteminin hakkaniyetle çalışması için gelir ve mülkün adil dağılımını sağlamak gerekir. Eşitsizlik sistemi yalnızca adaletsiz değil, aynı zamanda verimsiz hale getirir. Bu nedenle onu korumak isteyenlerin ön koşulu, hoş görülebilir düzeyde adil bir gelir ve mülk dağılımı için radikal önlemler almaktır.”</em><br><strong>— <em>Ekonomi Felsefesi</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Thomas Piketty de enflasyonu şöyle tanımlar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Enflasyon, ağır bir yeniden dağıtım çatışmasıyla karşı karşıya kalmış bir toplumun alametidir. Toplum, geçmişten intikal etmiş bazı alacaklardan kurtulmak ister ama fedakârlıkların nasıl daha iyi paylaşılabileceğini tartışamaz ve kendini fiyatların, spekülasyonun kaprislerine teslim etmeyi tercih eder. Bunun en bariz riski, muazzam bir adaletsizlik hissi yaratmasıdır.”</em><br><strong>— <em>Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">2000’lerden sonra Türkiye ekonomisi enflasyon sorununu çözmüş gibi görünüyordu; ancak bu sadece <strong>bir görünüşten ibaretti.</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-scaled-e1729516465315.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR" class="wp-image-7485" style="width:800px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: <a href="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" data-type="link" data-id="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-8a1699882c7159e924638411faace8fb">Kaynak İsrafı</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Keynes’in yeni bir kavram olarak ortaya attığı iradi olmayan (gönüllü olmayan) işsizliğin ima ettiği şey, kaynakların boşa harcanmasıydı: Kadın ve erkeklerin zorunlu olarak işsiz bırakılmaları yüzünden bugün üretmemiş oldukları şeyler hiçbir surette üretilmeyecekti. O halde, devlet müdahalesi yoluyla gönüllü olmayan işsizliği ortadan kaldırmak; kaynak israfına engel olmak ve kaynakların potansiyel üretimlerini gerçekleştirmelerinin yolunu açmak anlamı taşıyordu.”</em><br><strong>— <em>John Toye, Keynes&#8217;in Kalkınma İktisadı İçin Önemi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ona (Keynes) göre, Hazine’nin artan devlet harcamalarına itirazı öngörüden uzaktı. ‘Kısır bir döngünün içine giriyoruz. Paramız olmadığı için hiçbir şey yapmıyoruz. Ama tam da hiçbir şey yapmadığımız için paramız yok.’”</em><br><strong>— <em>Nicholas Wapshott, Keynes Hayek: Modern Ekonomiyi Tanımlayan Çatışma</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Marx’a göre, herhangi bir toplumun hareket alanı, o toplumun kendi artığını (surplus) kullanım şekli tarafından belirlenmiştir. Fakat bu kullanım şekli, o toplumun sınıf yapılanmasıyla — artığın kimlerin payına düştüğü ve bunların artığı kullanma eğilimleriyle — belirlenmiştir.”</em><br><strong>— <em>Prabhat Patnaik, Bir Kalkınma İktisatçısı Olarak Karl Marx</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Tam istihdam ekonomik olduğu kadar toplumsal bir maldır.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, ekonomideki <strong>gerçek israf</strong>, <strong>eksik istihdamdır.</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-2-scaled-e1729516474376.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-2-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR-2" class="wp-image-7486" style="width:800px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: <a href="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" target="_blank" data-type="link" data-id="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-bdfa1d58643352337eadc068340b88e2">Kıtlık</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Keynes’in dünyasında —ve bizimkinde— gerçek kıtlık, kaynak ya da erdem kıtlığı değil, anlayış kıtlığıydı.”</em><br><strong>— <em>Paul Krugman, Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb6b380d6948c84e7620716714ba9d43">Eşitlik Ekonomisinde Devleti Konumlandırmak</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ekonomik ve politik tartışmalar çok uzun süredir ödeme gücü, kemer sıkma, kıtlık ve damlama kuramının (trickle-down) dar sınırları içinde şekillendi&#8230; Devletler kamu parası yaratabilirler ve yaratıyorlar; işsizleri işe almaları ve vergi sistemini bu sorunları halletmek için kullanmaları gerekiyor.”</em><br><strong>— <em>Eric Tymoigne &amp; L. Randall Wray, Modern Para Teorisi’ne Giriş: Eleştirilere Yanıt</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Büyük düşünmek ve zorluklarla yüzleşmek devletin görevleri arasındadır.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Her Şeyin Değeri</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Devlet ancak ve ancak büyük ve farklı düşünerek değer ve umut yaratabilir.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Her Şeyin Değeri</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Bugünün sanayileşmiş ülkeleri serbest dış ticaretle ve serbest finans hareketleriyle zenginleşmedi. Gelişmekte olan ülke gerçeği: Başarıyla sonuçlanan stratejilerin çoğunda iyi tasarlanmış müdahaleci programlar uygulanmıştır.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang &amp; Ilene Grabel, Kalkınma Yeniden</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ortaçağ devletlerinin yapısı, modern çağ aygıtlarının çocukları bizlerin alışık olduğu devlet yapısına benzemez: Pek çok kamusal faaliyet özel kişilere devredilmiştir.”</em><br><strong>— <em>Alessandro Marzo Magno, Paranın İcadı</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Roosevelt iktidara geldiğinde yıl 1933’tü&#8230; %25’e indirilen en yüksek gelir vergisi oranını derhal artırdı. Oran 1933’te %63’e, 1937’de ise %79’a yükseldi.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Serbest piyasa ve serbest ticarete dayalı kalkındığına işaret eden popüler mitin aksine, Britanya bebek endüstrileri destekleyen ve geliştiren aktivist politikaların atılgan bir uygulayıcısıydı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Merdiveni Tekmelemek</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İngiltere, asırlar boyunca korumacılığa dayanmıştır&#8230; İki yüzyıl sonra serbest ticareti kendi işine geldiği için benimsemiştir.”</em><br><strong>— <em>Ulysses S. Grant, akt. Ha-Joon Chang, Merdiveni Tekmelemek</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Politika yapıcılar ancak Devletin yenilik sürecindeki rolüne ilişkin masalları geride bıraktıklarında, Keynes’in dediği gibi, işlevini yitirmiş bazı ekonomistlerin köleleri olmaktan kurtulacaklardır.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Çin Kalkınma Bankası&#8217;nın yaptığı yatırımlar güneş enerjisinde sağlanan başarıda kilit rol oynadı&#8230; Kamu finansmanı sayesinde Çin kısa sürede uluslararası oyuncular arasına girdi.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Eğer dünyanın geri kalanı ABD modelini taklit etmek istiyorsa, aynen onun yaptığı gibi yapmalı, yaptıklarına dair söylediklerine kulak asmamalıdır: Söz konusu olan, daha küçük değil daha büyük Devlettir.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Devlet yalnızca piyasaları ‘onararak’ değil, onları yaratarak ve şekillendirerek de kilit rol oynar. iPhone’u akıllı kılan tüm teknolojiler, devletin kaynak sağladığı araştırmalara borçludur.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Nissan 1981’de İngiltere’deki fabrikasını kurduğunda, katma değerin %60’ı yerel kaynaklara dayandırılmak zorundaydı; bu oran zamanla %80’e çıkarıldı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Sanayileşmenin Gizli Tarihi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Japon hükümeti 1949’da Toyota’yı Merkez Bankası parasıyla iflastan kurtardı&#8230; 1960’larda serbest ticaret politikaları izlenseydi, bugün Lexus olmayacaktı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Sanayileşmenin Gizli Tarihi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Sorun, istikrarsızlığa, enflasyon ve işsizliğe yol açmayan tam istihdam için bir strateji geliştirmektir.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Böyle bir politikanın temel aracı, işletmenin kâr beklentilerine dayanmayan, esnek bir kamu istihdamıdır. Sadece devlet, istihdamı kârlılıktan ayırarak bunu sağlayabilir.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="has-white-background-color has-background wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2025 Yılında Asgari Ücret Kaç TL Olur?</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/2025-yilinda-asgari-ucret-kac-tl-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2024 16:13:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=7065</guid>

					<description><![CDATA[Asgari ücret iki farklı yoldan kayba uğramaktadır. Birincisi enflasyon sebebiyle ortaya çıkarken diğeri reel büyüme sebebiyle ortaya çıkmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">2025 YILINDA ASGARİ ÜCRET KAÇ TL OLUR?</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Gelecek üç ayda enflasyonun her ay %1, %1,50 ve %2 olacağı varsayımı altında üç farklı öngörüde bulunabiliriz. Ayrıca yıllık enflasyon oranında zam yapılacağı kabulü yapacağız.</em></p>



<h3 class="wp-block-heading">2025 Yılında Net Asgari Ücret Kaç TL Olur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>A | Ekim, Kasım ve Aralık Aylarında Enflasyonun Her Ay %1 Olacağı Durum</strong>:</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Önümüzdeki 3 ayda her ay aylık <strong><a href="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" data-type="link" data-id="https://www.tuik.gov.tr/" rel="noreferrer noopener">enflasyon</a> </strong>%1 gelirse yıllık enflasyon oranı %39,98 olur. Böyle bir durumda Aralık 2024 TÜFE fiyatlarıyla reel net asgari ücret <strong>2024 yılı başında (grafikte tarhih ekseninde 0-2024 olarak gösterilmiştir)</strong> 23.799 TL&#8217;den 17.002 TL&#8217;ye düşmüş olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2025 yılı başında yıllık enflasyon oranında yani %39,98 oranında zam yapıldığında 2024 Aralık TÜFE&#8217;si ile reel net asgari ücret 23.799 TL&#8217;ye yükselecektir [17.002*(1+%39,98)].</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-1.png" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-1-1024x668.png" alt="" class="wp-image-7067" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong>B | Ekim, Kasım ve Aralık Aylarında Enflasyonun Her Ay %1,50 Olacağı Durum</strong>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzdeki 3 ayda her ay aylık enflasyon %1,50 gelirse yıllık enflasyon oranı %42,07 olur. Böyle bir durumda Aralık 2024 TÜFE fiyatlarıyla reel net asgari ücret <strong>2024 yılı başında (grafikte tarhih ekseninde 0-2024 olarak gösterilmiştir)</strong> 24.154 TL&#8217;den 17.002 TL&#8217;ye düşmüş olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2025 yılı başında yıllık enflasyon oranında yani %42,07 oranında zam yapıldığında 2024 Aralık TÜFE&#8217;si ile reel net asgari ücret 24.154 TL&#8217;ye yükselecektir [17.002*(1+%42,07)].</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>C | Ekim, Kasım ve Aralık Aylarında Enflasyonun Her Ay %2 Olacağı Durum</strong>:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzdeki 3 ayda her ay aylık enflasyon %2 gelirse yıllık enflasyon oranı %44,18 olur. Böyle bir durumda Aralık 2024 TÜFE fiyatlarıyla reel net asgari ücret <strong>2024 yılı başında (grafikte tarhih ekseninde 0-2024 olarak gösterilmiştir)</strong> 24.513 TL&#8217;den 17.002 TL&#8217;ye düşmüş olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2025 yılı başında yıllık enflasyon oranında yani %44,18 oranında zam yapıldığında 2024 Aralık TÜFE&#8217;si ile reel net asgari ücret 24.513 TL&#8217;ye yükselecektir [17.002*(1+%44,18)].</p>



<h2 class="wp-block-heading">2024 YILINDA REEL ASGARİ ÜCRETİN GELİŞİMİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><em>2024 yılında reel asgari ücretin gelişimini incelemek için gelecek 3 ayda yani Ekim, Kasım ve Aralık aylarında aylık enflasyon oranlarının %1 olacağını varsayalım.</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer 2024 yılında aylık enflasyon oranları sıfır olsaydı 2024 yılı başında belirlenen net asgari ücretin Aralık 2024 Fiyatlarıyla tüm aylardaki reel değeri 23.799 TL olacaktı. Bu durum aşağıdaki grafikte mor çizgi ile gösterilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aralık 2024 TÜFE fiyatlarıyla 2024 yılı yılbaşında 23.799 TL olarak açıklanan reel net asgari ücret (Tarih ekseninde 0-2024 şeklinde gösterilmiştir.) Ocak 2024&#8217;te yani 01-2024&#8217;te 22.304 TL&#8217;ye, Aralık 2024&#8217;te ise 17.002 TL&#8217;ye gerilemiştir. Reel net asgari ücretin gelişimi aşağıdaki grafikte yeşil çizgi ile gösterilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enflasyonun olmadığı ( ya da her ay enflasyon oranına göre asgari ücretin ayarlandığı) varsayımı altındaki reel net asgari ücret ile gerçek durumdaki reel asgari ücret arasındaki farklılığın gelişimi kırmızı çizgi ile gösterilmiştir. 2024 yılı başında 23.799 TL olarak belirlenen reel net asgari ücret Ocak ayı sonunda (Şubat ayı başında da diyebiliriz) 22.304 TL&#8217;ye düşmüştür. Dolayısıla daha ilk ayda net asgari ücretin reel değeri 1.495 TL düşmüştür. Şubat ayında ise reel net asgari ücret 21.337 TL&#8217;ye gerilemiştir. Başka bir deyişle Şubat ayında reel net asgari ücret 2.462 TL (=23.799-21.337) gerilemiştir. Şubat ayı reel net asgari ücretteki düşüşün 1.495 TL&#8217;si Ocak enflasyonundan geri kalan 966 TL&#8217;si Şubat ayı enflasyonundan kaynaklanmıştır. Aralık 2024&#8217;te ise reel net asgari ücret 6.797 TL düşmüştür ancak bu düşüşün sadece 170 TL&#8217;si aralık ayı enflasyon oranından kaynaklanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretilinin birikimli olarak kaybı ise siyah çizgi ile gösterilmiştir. Yukarda Ocak ayında asgari ücretin 1.495 TL düştüğünü, Şubat ayında 2.462 TL düştüğünü belirttik. Bu iki ayda reel asgari ücret toplam 3.957 TL düşmüştür. 2024 yılında reel net asgari ücret yıl başındaki reel asgari ücrete göre 57.189 TL düşmüştür. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, enflasyonun olmadığı durumda 2024 yılı başında Aralık 2024 fiyatlarıyla 23.799 TL olan asgari ücret üzerinden yılda 285.587 TL [=23.799*12] kazanılacakken, enflasyon sebebiyle yıllık kazanç 228.398 TL&#8217;ye düşmüştür [228.398 TL-285.587 TL=-57.189 TL].</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-2-scaled.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-2-scaled.jpg" alt="" class="wp-image-7068" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading">2024 Haziran Ayında Asgari Ücrete Zam Yapılmamasının İşçilere ve Kamuya Maliyeti</h3>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılı başından sonuna kadar olan geçen sürede Aralık 2024 Fiyatlarıyla reel asgari ücretin toplam kaybı 57.189 TL&#8217;dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretin işverene maliyeti net asgari ücretin %38,24 fazlasıdır. Bu fazlanın toplam sosyal güvenlik vergilerini oluşturtuğunu dikkate aldığımızda Devletin asgari ücretlinin reel gelirinin düşmesinden kaynaklı kişi başına reel vergi geliri kaybının 21.867 [57.189*0,3824] TL olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm ücretli çalışanların asgari ücretli olarak çalıştığı ve 15 milyon ücretli çalışanın olduğunu varsayalım. Böyle bir durumda işçilerin yıllık kaybı 858 milyar TL, kamunun sosyal güvenlik vergisi kaybı ise 328 milyar TL&#8217;dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer Haziran 2024&#8217;te asgari ücrete 6 aylık enflasyon oranında yani %24,73 zam yapılsaydı Aralık 2024 TÜFE&#8217;si ile net asgari ücret 23.799 TL&#8217;ye yükselecekti. Ve Aralık 2024&#8217;te asgari ücret 21.207 TL&#8217;ye gerileyecekti. Haziran ayında asgari ücrete zam yapılsaydı asgari ücretlinin reel gelir kaybı 57.189 TL&#8217;den 31.080 TL&#8217;ye düşerken, kamunun işçi başına reel sosyal güvenlik vergi kaybı 21.867 TL&#8217;den 11.884 TL&#8217;ye gerilecekti. Başka bir deyişle asgari ücrete ara zam yapılsaydı asgari ücretlinin yıllık reel geliri 26.109 TL, kamunun işçi başına reel sosyal güvenlik vergisi geliri 9.983 TL yükselecekti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-3-scaled.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-3-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-7069" style="width:800px;height:auto"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Tüm ücretli çalışanların asgari ücretli olarak çalıştığı ve 15 milyon ücretli çalışanın olduğunu varsayımı altında asgari ücrete ara zam yapılsaydı işçilerin yıllık kaybı 858 milyar TL&#8217;den 466 milyar TL&#8217;ye, kamunun sosyal güvenlik vergisi kaybı ise 328 milyar TL&#8217;den 178 milyar TL&#8217;ye düşecekti. Diğer bir deyişle asgari ücrete ara zam yapılsaydı işçilerin yıllık reel geliri 392 milyar TL, kamunun reel sosyal güvenlik vergisi geliri 150 milyar TL yükselecekti.</p>



<figure class="wp-block-table aligncenter is-style-stripes"><table class="has-black-color has-text-color has-link-color has-fixed-layout"><thead><tr><th></th><th class="has-text-align-center" data-align="center"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-black-color">Ara Zam Yapılmadığı Durum</mark></strong></th><th class="has-text-align-center" data-align="center"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-black-color">Ara Zam Yapıldığı Durum</mark></strong></th><th class="has-text-align-center" data-align="center"><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-black-color">Fark</mark></strong></th></tr></thead><tbody><tr><td>İşçi Başına Reel Gelir Kaydı</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">57.189 TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">31.080 TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">26.109 TL</td></tr><tr><td><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-black-color">İşçilerin Toplam Kaybı</mark></strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">858 Milyar TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">466 Milyar TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">392 Milyar TL</td></tr><tr><td>İşçi Başına Reel Vergi Kaybı</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">21.867 TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">11.884 TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">9.983 TL</td></tr><tr><td><strong><mark style="background-color:rgba(0, 0, 0, 0)" class="has-inline-color has-black-color">Kamunun Toplam Kaybı</mark></strong></td><td class="has-text-align-center" data-align="center">328 Milyar TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">178 Milyar TL</td><td class="has-text-align-center" data-align="center">150 Milyar TL</td></tr></tbody></table></figure>



<h2 class="wp-block-heading">ASGARİ ÜCRETİN GSYH&#8217;YE ORANI</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte 3&#8217;er aylık toplam net nominal asgari ücretin mevsim etkilerinden arındırılmış çeyreklik GSYH&#8217;ye oranı sunulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023 yılında asgari ücretliden gelir vergisi istisnasına rağmen asgari ücretin GSYH&#8217;den aldığı pay  geçmiş yılların altındadır. Asgari ücretliden gelir vergisi kesintisi yapıldığı dönemlerde asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı bugün olduğundanyani 2024 yılı ikinci çeyreğinden oldukça yüksektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2009 krizi, 2018-2019 krizi ve 2020 kovid krizini dışarıda bıraktığımızda bu oran 5,5-6 arasında değişmekteyken 2024 yılı ikinci çeyreğinde 5&#8217;in altındadır ve 2024 yılı üçüncü ve dördüncü çeyrekte daha da düşecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikten de görüldüğü üzere enflasyona göre zam artışı yapmak yani ekonomik büyümeyi dikkate almamak kısa süre içinde asgari ücreti düşürüyor ve reel zam ihtiyacı ortaya çıkarıyor. Ancak bu geçen süre içinde işçiler ve kamu önemli miktarda gelir kaybına uğramaktadır. 2016 yılında reel olarak %20 zam yapıldığında söz konusu oran 6&#8217;nın üzerine çıkmış ancak 2017 yılı sonunda 5&#8217;in altına düşmüştür. Başka bir deyişle 8 çeyrekte yani 2 yılda asgari ücretlinin GSYH&#8217;ye göre geliri %16,7 düşmüştür.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-4-scaled-e1729155893557.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-4-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-7151" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki grafikte 2020 yılı ikinci çeyreğinde asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı 6,50&#8217;ye çıkmıştır. Bu asgari ücretin artışından değil, kovid krizi sebebiyle üretimdeki düşüşten kaynaklanmıştır. Bu gibi durumları açıkça görebilmek için  3&#8217;er aylık asgari ücret ve mevsimsel etkilerden arındırılmış çeyreklik GSYH 2024 yılı ikinci çeyrek fiyatlarıyla realize edilerek aşağıda sunulmuştur.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-5-Asgari-Ucret-ve-GSYH-Reel-Ceyreklik-scaled.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="2560" height="1670" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/2025-Yilinda-Asgari-Ucret-Kac-TL-Olur-5-Asgari-Ucret-ve-GSYH-Reel-Ceyreklik-scaled.jpg" alt="" class="wp-image-7158" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<h2 class="wp-block-heading">SONUÇ VE ÖNERİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücret iki farklı yoldan kayba uğramaktadır. Birincisi enflasyon sebebiyle ortaya çıkarken diğeri reel büyüme sebebiyle ortaya çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enflasyon sebebiyle asgari ücret kaybını minimize etmek için asgari ücrete yılda bir defa değil, iki defa değil otomatik bir şekilde enflasyon oranında zam yapılabilir. İki ay öncesinin enflasyon oranına göre her ay asgari ücret düzeltilebilir. Örneğin Eylül ayında asgari ücretin 100 TL olduğu kabülü altında, Ağustos ayında enflasyon %2 gelmişse, Ekim ayında asgari ücret 102 TL [100*(1+%2)] olarak ödenebilir. Eylül ayında enflasyon %1 ise, Kasım ayında asgari ücret 103,02 [102*(1+%1)] TL olarak ödenebilir. Bu şekilde enflasyonun <strong>işçilerden ve kamudan işverenlere yaratmış olduğu gelir transferi</strong> minimize edilebilir. Bu gelirler ekonomiye tekrar geri kazandırılacağı için daha istikrarlı ve canlı bir talep görünümü ortaya çıkarken, kamunun bütçe açıklarını önemli miktarda azaltabilir. Yukarıdaki örneğimizden hareketle asgari ücrete ara bir zam yapılması bile sosyal güvenlik vergileri sebebiyle piyasadan 150 milyar TL&#8217;yi çekebilecekti (Para Politikasına ek katkı). Asgari ücrette iki ay öncesine göre otomatik uyarlama düzeni kurabilirsek bu tutar 300 milyarları bulabilir. Ayrıca işçilerin kaybını önlemek talebin calılığını koruduğu için bu gelirler daha çok tüketime gideceği için hem iktisadi aktiviteye katkı sağlayacak hem de harcamalar üzerinden yine vergi gelirlerini artıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücret tespit komisyonu yine toplanmaya devam etmeli ancak amacı nominal asgari ücretleri belirlemek değil, büyüme dikkate alınarak asgari ücretteki reel artışları tespit etmek olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücrette TÜFE&#8217;ye göre otomatik uyarlama mekanizmasını burada örnek olarak iki ay öncesi enflasyon oranını dikkate aldım. Ortaya bir işlem maliyeti çıkmaması için bir ay öncesi değil de iki ay öncesini dikkate aldım. Eğer mümkünse bir ay öncesi de olabilir, hatta daha iyi olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretin satın alma gücünü, enflasyona ve büyümeye göre tam olarak koruyamayız. Enflasyon oranında her saniyede zam alınsa bile göreli fiyatlardaki değişme, örneğin kiraların genel enflasyona göre daha fazla artması, satın alma gücünde düşülere sebep olabilir. Elimizden gelen en iyi şey var olan çok &#8220;genel&#8221; veriler kapsamında ücretlerin satın alma gücünü korumaya çalışmak olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazımızın başlığı olan &#8220;2025 Yılında Asgari Ücret Kaç TL Olur?&#8221; sorusunu cevaplamaya geldik. 2025 yılı başına 24.000 ile 25.000 TL arasında bir giriş yapılacaktır. Ancak 2025 yılı Ocak ayının sonunda asgari ücretin gerçek değerinin yani reel asgari ücretin ne olacağına piyasa karar verecektir. Nominal asgari ücret, asgari ücret tespit komisyonu tarafından belirlenirken, reel ücretler piyasa tarafından belirlenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda önerdiğimiz yöntem, reel asgari ücretin belirlenmesinde piyasa gücünü kırarak büyük ölçüde gelir transferinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. &#8220;Enflasyon olur!&#8221; gibi ezbere söylemleri bir kenara bırakmalıyız. Enflasyona göre uyarlanmakta olan bir asgari ücret enflasyonun nedeni değil sonucudur. Ortada bir enflasyon varsa, bunun sebebi asgari ücretin enflasyona göre uyarlanması olamaz. GSYH&#8217;ye oranla giderek düşmüş olan asgari ücretin enflasyona yol açtığı gibi bir iddia gerçeklerle uyuşmamaktadır. Ayrıca, geçmişte GSYH&#8217;ye oranla daha yüksek düzeyde olan asgari ücretin neden enflasyon yaratmadığının cevabını , örneğin 2016 yılı başında %20 reel zam yapılmıştı, toplumumuz  verebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asgari Ücret Problemini Nasıl Çözebiliriz? 2024-</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/asgari-ucret-problemini-nasil-cozebiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2024 14:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4749</guid>

					<description><![CDATA[Evrim, yaratıcı gücünü imkansızı isteyenlerden alır; imkanların kölesi olanlardan değil.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-afdba4c2fe6868003293e44f6ff42cee" style="background-color:#008b00">ASGARİ ÜCRET PROBLEMİNİ NASIL ÇÖZEBİLİRİZ?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Daha önceden asgari ücret problemini, asgari ücretin <a href="https://sanayilesmeliyiz.com/sektorlere-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/sektorlere-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>sektörlere</strong></a> ve <a href="https://sanayilesmeliyiz.com/olcege-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/olcege-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>ölçeklere</strong></a> göre ürettiği eşitsizliği ayrı ayrı incelemiştik. Sektörlere göre eşitsizliği <a href="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=ulusal-hesaplar-113&amp;dil=1" data-type="link" data-id="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=ulusal-hesaplar-113&amp;dil=1" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>TÜİK-Ulusal Hesaplar</strong></a>, ölçeklere göre eşitsizliği ise <a href="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Sanayi-114" data-type="link" data-id="https://data.tuik.gov.tr/Kategori/GetKategori?p=Sanayi-114" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>KOBİ Girişim İstatistikleri</strong></a> aracılığıyla değerlendirmiştik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıda ise öncelikle KOBİ Girişim İstatistikleri aracılığıyla hem sektöre göre hem de ölçeklere göre asgari ücret eşitsizliğini kısaca inceleyeceğiz ve sonra çözüme odaklanacağız.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-78f5c4a600533a4f6bde11c62d44d2e1" style="background-color:#0274be">Asgari Ücret Problemini Tanımlamak</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomi Siyasetinde her şeyden önce problemi anlamak gereklidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Problem ne?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışanlar açısından asgari ücret düşük. Bu iddianın tartışılacak bir tarafı yok, hepimiz aynı hayatı yaşıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşveren açısından problem asgari ücret yüksek. Bunu elbette doğrudan söylemiyorlar, şu şekilde ifade ediyorlar: <strong><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/dolar-bazinda-asgari-ucret-1997-2024/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/dolar-bazinda-asgari-ucret-1997-2024/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Asgari ücret dolar bazlı</a></strong> olarak yüksek, bu yüzden kur daha yüksek olmalı. Bu iddia doğru mu yanlış mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte asgari ücret hem nominal hem de reel olarak sunulmuştur. AB ülkelerine bakarak, ya da Türkiye&#8217;de geçmiş dönemlerdeki ücret seviyelerine bakarak ya da Mısır&#8217;a bakarak asgari ücretin yüksek mi düşük mü olduğuna karar veremeyiz. Bir girdinin sadece maliyetine bakarak karar verilemez, o girdi ile ne kadarlık çıktı üretildiği yani bu girdinin verimliliği de önemlidir. Durum asgari ücretin kaç dolar olduğu kadar basit olsaydı Türkiye&#8217;de bugüne kadar işsizlik göreli olarak yüksek seviyelerde olmazdı, ABD gibi ülkelerde işsizlik yüksek olurdu. Gerçek yaşam tam tersi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretin bir işçi bir de işveren tarafı vardır. Aslında üçüncü bir taraf olarak kamu kesimi vardır.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Çalışan açısından asgari ücret düşüktür. Tartışılacak bir tarafı yok.</li>



<li>İşveren açısından asgari ücret yüksektir. Tartışacağız.</li>



<li>Kamu kesimi işçi ile işveren arasında sıkışmış durumda. Tartışacağız.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-2265f0812b6b04f8af522f796885070d" style="background-color:#0274be">Asgari Ücret Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İşçi açısından eline geçen net gelirdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşveren açısından kendisine maliyetidir. Aslında yemek, yol, varsa özel sağlık sigortası&#8230;. da bu maliyete eklenmeli ancak biz bunları değil resmi olarak ilan edilen maliyeti yani asgari ücretin işverene maliyetini kabul edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu kesimi açısından asgari ücret, asgari ücretin işverene maliyetidir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İki taraf için asgari ücret, resmi olarak açıklanan asgari ücretin işverene maliyetiyken, işçi açısından net asgari ücrettir. Sizce bir tuhaflık yok mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücret üç kesim içinde resmi olarak açıklanan asgari ücretin işverene maliyetidir. Bu asgari ücretten işveren kendi adına sosyal güvenlik vergilerini yatırmış olması esasında kendi adına sosyal güvenlik vergisi ödediği anlamına gelmez. Bu ilginç bir aldatmacadır. İşveren tarafından kendi adına ödenen sosyal güvenlik vergilerinin ödeyicisi de işçilerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılında aylık asgari ücret 17.002 TL değil 20.002,50 TL değil&nbsp;<strong>23.502,94 TL’dir.</strong>&nbsp;Asgari ücretli çalışan 23.502,94 TL üzerinden %27,7 Sosyal Güvenlik Vergisi öder ve eline 17.002 TL geçer.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/04/Sosyal-Guvenlik-Vergileri-Uzerine-Bir-Degerlendirme-ve-Oneri.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="685" height="284" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/04/Sosyal-Guvenlik-Vergileri-Uzerine-Bir-Degerlendirme-ve-Oneri.jpg" alt="Sosyal Güvenlik Vergileri Üzerine Bir Değerlendirme ve Öneri" class="wp-image-2751"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Şimdi asgari ücreti işveren açısından tartışabiliriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-d986b307c6f1df75f9cc43843f698639" style="background-color:#0274be">Asgari Ücret Problemini İşveren Açısından Tanımlamak: Sektörel ve Ölçeksel Eşitsizlik</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki tabloda hem sektörlere göre hem de ölçeklere göre asgari ücretin çalışan başına katma değerden aldığı pay sunulmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmalat sanayii genelinde asgari ücretin işverene maliyeti ortalama verimliliğin %17,8&#8217;dir. Örneğin, İmalat Sanayiinde bir işçi ortalama 100 TL değer üretmekteyken, asgari ücretli çalışan birinin işverene maliyeti 17,8 TL&#8217;dir. İmalat Sanayiinin alt sektörleri olan Giyim sektörünün genelinde söz konusu oran %56,8 iken, Kimya sektörünün genelin sadece %6,4&#8217;tür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tekrar soralım, işveren açısından asgari ücret yüksek mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi sektörde? Giyim mi yoksa Kimya mı? Bakın bir soru başka bir soruyu doğurdu&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimya sektöründe diye cevaplayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimya sektöründe küçük ölçekli firmalarda asgari ücretin işverene maliyeti ortalama verimliliğin %25,1&#8217;i, orta ölçekli firmalarda %12,1&#8217;i iken, büyük ölçekli firmalarda sadece %4,3&#8217;tür. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorumuzu yukarıdaki &#8220;Kimya sektörü&#8221; cevabımıza göre soralım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimya sektöründe işveren açısından asgari ücret yüksek mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hangi ölçekteki firmalar için? Küçük mü, orta mı yoksa büyük mü? Başka bir soru yine başka bir soruyu doğurdu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Asgari-Ucret-Problemini-Nasil-Cozebiliriz.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1009" height="636" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Asgari-Ucret-Problemini-Nasil-Cozebiliriz.jpg" alt="" class="wp-image-4751" style="width:800px"/></a><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: TÜİK-KOBİ Girişim İstatistikleri 2022</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere &#8220;Asgari ücret işveren açısından yüksek mi?&#8221; sorunun net ve tek cevabı yoktur. Bazı sektörlerin bazı ölçeklerinde yüksektir, ancak yine bazı sektörlerin bazı ölçeklerinde düşüktür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sektörlere Göre ve Ölçeğe Göre Asgari Ücret Belirlesek Olmaz mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere tek sorun asgari ücretin işverene maliyetinde sektörel eşitsizlik değildir. Ayrıca bir de ölçeksel eşitsizlik vardır. Dahası bunlar sonuç itibarıyla ortalama rakamlardır. Aynı ölçekte farklı firmalar farklı verimlilik düzeyine de sahip olabilir. Aynı problemler ölçeğe göre asgari ücret belirleme içinde geçerlidir. Hem ölçeği hem de sektörel eşitsizlikleri dikkate alan bir asgari ücret belirlemek de imkansızdır. Denemeye kalkarsak ortaya 100&#8217;lerce asgari ücret ortaya çıkacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kısaca, ölçeğe, sektöre göre asgari ücret belirlemenin sonuçları ilk bakışta bile umut vermiyor. Kendi içinde tahmin bile edemeyeceğimiz bir çok sorunu beraberinde getirir. Geçmişte sektörlere göre asgari ücret uygulaması Türkiye&#8217;de uygulandığını söyleyebilirim.</p>



<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-ab4bcfbfabaaf8b84935357499376e92" style="background-color:#008b00">ÇÖZÜM ÖNERİSİ: KAPSAMLI BİR VERGİ REFORMU</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-f578b5f40c1e6d3e916ad9d61d3194b6" style="background-color:#0274be">Sosyal Güvenlik Vergileri Kaldırılsın.</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İmalat sanayi örneğinden devam edelin. İmalat Sanayiinde asgari ücretin işverene maliyeti çalışan başına katma değerin %17,8&#8217;dir. Bunun %4,9 puanı Sosyal Güvenlik Vergilerine gitmekte ve çalışanın eline %12,9 puanı kalmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücret probleminin kısa vadede çözümü Sosyal Güvenlik Vergilerinin kaldırılmasıdır. Sosyal Güvenlik Vergileri kaldırıldığında söz konusu %4,9 puanın işçi ile işveren tarafından nasıl paylaşılacağı sorunu ortaya çıkacaktır. Aslında bu %4,9 puanın tamamı işçinin hakkıdır. Ancak yukarıda da gördüğümüz üzere özellikle mikro ve küçük işletmeler için asgari ücret yüksek kalıyor olabilir. Ve bu iki ölçek toplamda 9 milyondan fazla çalışana sahiptir. Bu yüzden %4,9 puan yarı yarıya paylaşılabilir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Asgari-Ucret-Problemini-Nasil-Cozebiliriz-Olcege-Gore-Calisan-Sayisi.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="669" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Asgari-Ucret-Problemini-Nasil-Cozebiliriz-Olcege-Gore-Calisan-Sayisi-1024x669.jpg" alt="" class="wp-image-4780" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">İşveren ve işçi adı altında Sosyal Güvenlik Vergilerine giden 6.500 TL işçi ile işveren arasında eşit bir şekilde dağıtılarak net asgari ücret 17.000+3.250=20.250 TL&#8217;ye çıkarılabilir. Net asgari ücret 17.000 TL&#8217;den 20.250 TL&#8217;ye yükselirken, asgari ücretin işverene maliyeti ise 23.500 TL&#8217;den 20.250 TL&#8217;ye düşer.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-e4b434abf650a223e5bb68ae006f0d7c" style="background-color:#0274be">Kapsamlı Bir Gelir, Kurumlar, Servet ve Miras Vergileri Reformu Yapılsın.</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi merak edilen soruya geldik. Sosyal Güvenlik Vergisini kaldırdığımızda ortaya çıkan boşluk nasıl doldurulacak? Yani kabaca 2023 yılı GSYH&#8217;nin %6&#8217;sından bahsediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafiğe dikkatlice bakarsa zaten Sosyal Güvenlik Vergilerinde bir süredir düşme var. Yeni yapılan yatırımlarda işverenlere belirli süreliğine Sosyal Güvenlik Primi desteği de sunuluyor. Can çekişen bir vergi tipi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/06/Genel-Yonetim-Vergi-Gelirleri-ve-Sosyal-Guvenlik-Gelirlerinin-GSYH-Icindeki-Payi-scaled-e1717413138752.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/06/Genel-Yonetim-Vergi-Gelirleri-ve-Sosyal-Guvenlik-Gelirlerinin-GSYH-Icindeki-Payi-1024x668.jpg" alt="Genel Yönetim Vergi Gelirleri ve Sosyal Güvenlik Gelirlerinin GSYH İçindeki Payı" class="wp-image-3497" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Aslında iyi tasarlanmış ve iyi işleyen bir vergi sisteminde ortada boşluk olmaz. Sosyal Güvenlik vergisi kaldırıldığında, bu kaldırılan %6&#8217;lık kısım harcamalara gittiğinde yine başka vergilerle kamuya geri döner, harcamalar sonrasında gelir düzeyi yüksek gruplara gittiğinde ise yüksek vergi oranlarıyla yine kamuya geri döner.  Ama sistemde çok fazla vergi sızıntısı yaşandığını biliyoruz. Bunun doğal sebebi ithalat, doğal olmayan sebebi ise vergi sisteminin kusurudur. Bu iki gerçekliği de dikkate alarak bu %6&#8217;lık payı ve hatta daha fazlasını kamuya geri çevirmeliyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şunu da unutmadan ifade edelim, Sosyal Güvenlik Vergilerinin her türlüsünü her gelir çeşidi ve her gelir düzeyi için kaldıracağız. Bağkur ve sağlık sisteminden faydalanmak gelir tespiti sonrasında ödenmesi gerekenlerde dahil. <strong>Sosyal Güvenlik, bir şeyin karşılığı değil, tüm Türk Vatandaşlarının &#8220;hakkı&#8221; olmadılır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#000000" class="has-inline-color has-white-color">Gelir vergisi dilim ve tariflerini değiştirelim.</mark></strong>&nbsp;Mevcut durumda en yüksek vergi oranı (marjinal vergi oranı) %40’tır ve geçişler keskindir ( %15, %20, %27, %35 ve %40). Asgari ücret sonrası gelirlere uygulanmak üzere gelir dilimlerine göre %10-15-20-25-30-35-40-50-60-70 şeklinde 10 dilimli bir yapıya geçelim. Piyasanın yarattığı gelir eşitsizliklerini giderecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#000000" class="has-inline-color has-white-color">Amasız fakatsız tüm kazançlar yeni vergi dilim ve oranlarına tabi olsun.</mark></strong>&nbsp;Finansal, gayrimenkul ve emek gelirleri hiç bir ayrım yapmadan yeni vergi dilim ve oranlarına tabi olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#000000" class="has-inline-color has-white-color">Artan oranlı bir kurumlar vergisi tasarlayalım.</mark></strong> Artan oranlı kurumlar vergisi tasarlayabiliriz. Bu da küçük, orta ve büyük işletmeler arasındaki vergi adaletini sağlayacaktır. Küresel bazda bir vergi rekabeti yarışı olduğu sebebiyle buna çok eleştiri gelecektir ancak Türkiye&#8217;nin doğrudan yatırım karnesi ortadadır.  Doğrudan yatırımların Türkiye Ekonomisine bugüne kadar katkısı nedir, bugünden sonra ne beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, ihtiyacımız olan şey milli sermayenin etkin yatırımlarıdır. Milli sermayenin etkin yatırımları için Devletin bizzat sahaya inerek reel sektör yatırımlarına girişmesi gereklidir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/ASGARI-UCRET-PROBLEMINI-NASIL-COZEBILIRIZ-Dogrudan-Yatirimlar-e1721856196611.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/ASGARI-UCRET-PROBLEMINI-NASIL-COZEBILIRIZ-Dogrudan-Yatirimlar-1024x668.jpg" alt="ASGARİ ÜCRET PROBLEMİNİ NASIL ÇÖZEBİLİRİZ, Doğrudan Yatırımlar" class="wp-image-4801" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#000000" class="has-inline-color has-white-color">Tüm servet biçimlerini kapsayan etkin bir servet vergisi tasarlayalım.</mark></strong> Şu anda pratikte <a href="https://sanayilesmeliyiz.com/tek-servet-vergimiz-motorlu-tasitlar-vergisi/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/tek-servet-vergimiz-motorlu-tasitlar-vergisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tek servet vergimiz motorlu taşıtlar vergisidir.</a> Servetin tüm biçimlerini kapsayan, gayrimenkul, endüstriyel ve finansal sermayeye net varlık üzerinden vergi tasarlayalım. Ayrıca veraset ve intikal vergisindeki dilim ve oranları yeniden tasarlayalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#000000" class="has-inline-color has-white-color">Vergi Denetleme Kurumunu özerk bir yapıya kavuşturalım.</mark></strong> Bu kurumun denetimleri, konjonktürel dalgalanmalara neden olmaz. Siyasilerin oy almasını ya da almamasını sağlamaz. Böyle bir özerklik demokrasiye zarar vermez. Vergi yasaları demokratik kurumlarca yapılır, denetim ise sadece bir uygulayıcıdır. Bu kurumun görevini layıkıyla yapması siyasetçilere oy kaybettirmez. Tarafsız bir kurumdur. Böyle bir uygulama toplumun vergi ödeme isteğine katkı sunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kapsamlı bir vergi reformu, enflasyonu aşağı çekeceği gibi kamuya kalkınma harcamaları için özgüven verecektir. Mesele kamu harcamalarını finanse etmek değil, mesele kamu harcamalarının yarattığı parayı geriye çekebilmektir. Tüm bu vergi reformu bütçe açığı için değil, vergi sistemimizdeki sızıntıları gidererek, hem gelir ve servet eşitsizliğini sağlamak hem de kalkınma harcamalarımızı, enflasyon yaratma korkusu taşımadan gerçekleştirebilmek. Kamu harcamalarını genişlettikçe değer üretimi artacak, etkin bir vergi sistemiyle harcamaların ekonomide yaratacağı olumsuz etkiler vergiler vasıtasıyla giderilecektir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kamu bizlerin gelirine el koymaz, kamu kendi ürettiği değeri kendine çeker. Ancak vergi sistemi sorunluysa, kamu değer üreterek kazanç sağlamasına katkı sağladığı kesimlerden o değeri kendine çekemez ve dönüp diğer gruplardan adil olmayan şekilde değeri kendine çekmeye çalışır. Bu da sosyal adalete ve vergi verme isteğine zarar verir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İster asgari ücret, ister emekliler, ister sağlık, ister eğitim, ister büyüme, ister fiyat istikrarı ister finansal istikrar tüm bu sorunların kökeninde &#8220;vergi sistemimizin bugünün Türkiye Ekonomisinin şartlarına ve gereklerine uygun olmaması&#8221; vardır. Bunu düzelttikten sonra diğer problemlerimizi daha az enerji ve maliyetle çözebilme olanağına kavuşacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En önemli soruna geldik. Hiç bir iktidar <strong>halkın bilinçli ve ısrarlı desteği/talebi</strong> olmadan böyle kapsamlı bir vergi reformuna girişemez. Bunun kararını <strong>toplum</strong> verecek. Bilimci iktisatçılara bırakmayın, onlar ya Laffer Eğrisi ile çıkagelirler ya da düşük vergi oranlarının ekonomiye hayali katkı hesaplamalarıyla gelirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye bir yol ayrımında&#8230;Sıçrayıp hızla kalkınabiliriz, ya da enflasyonu tek haneye düşürme takıntısıyla vakit kaybedip problemlerimizin ayağımıza dolanacağı günü bekleyebiliriz. Bu problemler 100 yıldır birikti&#8230;Ara ara patlamasını yaşıyoruz, ancak benzer problemler  1980&#8217;lerden beri dünyada da birikiyor. Türkiye olarak kendimizi ayrıştırmalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunlarımızı önce tartışmamız gerekiyor. Asgari ücreti, döviz kurunu, emeklileri, memurları, KOBİ&#8217;leri&#8230;. tarafları anlamalıyız. Birbirimizi anlamazsak zaten bir çözüm üretemeyiz. Sorun hepimizin sorunudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Etkin bir vergi tasarımı ve denetim mekanizması tasarladığımızda, %23-25 olan vergilerin GSYH&#8217;ye oranı %40-%50&#8217;ler bandına gelecektir. Ayrıca servetler, gelirler  yeniden dağılacağı için tasarrufların spekülasyona giden kısmı azalacak, harcamalara giden kısmı artacağı için yatırımlar artmaya başlayacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir vergi sistemi tasarlayabilirsek korkmamızı gerektirecek birşey yok. Emeklilere, işsizlere, öğrencilere, çocuklara dokunabiliriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-1ce34074db4170da6f2ec08daa4828e4" style="background-color:#0274be">Temel Gelir Uygulansın.</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Temel gelir, toplumda yaşayan herkese, bir hak olarak, amasız fakatsız gelir sağlamaktır. 3 aylık bir bebek, 70 yaşında bir kadın, ya da 50 yaşında çok zengin bir kişiye devlet tarafından ödeme yapılmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">85 milyonuz, herkese 10.000 TL ödeme yapıldığında aylık 850 milyar TL brüt maliyeti olur. Bu da yıllık olarak 2024 yılı tahmini GSYH&#8217;nin (40 Trilyon TL diyelim ) %25&#8217;idir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca tüm gelirleri yukarda da tartıştığımız üzere gelir vergisi kapsamına alacağımız için, en zenginler üyesileri %70 ile vergilendiriliyorsa 7.000 TL&#8217;si devlete vergi olarak geri dönecektir. Bu kamu harcaması toplumda değer üreteceği için, etkin bir vergi sisteminde ancak ithalata giden kısmı bir sızıntı oluşturacaktır, geri kalan kısım devlete geri dönecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir durumda örneğin, asgari ücretli çalışan biri asgari ücret geliri için vergi ödemezken, sonrasında elde edeceği gelirden %10 (1.000 TL) vergi ödeyecektir. Asgari ücretlinin geliri 20.250 TL+9.000 TL=29.250 TL&#8217;ye yükselecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı durum emekliler içinde geçerli olacaktır. 15.000 TL emekli maaşı alan bir kişiye de 10.000 TL ödeme yapacağını kabul edelim. Bu durumda kişinin geliri 25.000 TL&#8217;ye çıkacak ancak 20.250 TL&#8217;si vergiye tabi olmadığı için 4.750 TL&#8217;ye %10 vergi uygulanacak yani 475 TL vergi kesilecek ve vergi sonrasında 24.525 TL eline geçecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En zenginler örneğin %70 marjinal vergi oranı durumunda, bu 10.000 TL&#8217;nin %70&#8217;ini yani 7.000 TL&#8217;sini vergi olarak devlete vereceklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En zenginlere bu ödemeyi neden yapıyoruz? </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu Türkiye&#8217;de yaşayan Türk Vatandaşlarının hepsinin hakkıdır. Hiç bir ayrım gözetilmez. Yeni doğmuş bir bebeğimiz dünyaya gözünü açtığında bu hakka sahip olur. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Gelir, toplumun en ihtiyacı olan kesimlerini gider, bulur ve görevini yapar. İhtiyacı olmayan kesimlerine ise gider ve vergiler vasıtasıyla devlete geri döner. Kimin ihtiyacı var diye araştırma yapmaya gerek yoktur, insanları rencide etmeye gerek yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Gelir, emeklilere, isşizlere, çocuklara, yaşlılara, asgari ücretlilere, eşini kaybetmiş ya da boşanmış insanlara, çocuklu dul kadınlara&#8230;.hepsine dokunabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaynak diye bir sorun olmaz: Devlet para yaratır ve para üretimi tetikler değer üretir ve yine bu para vergiler aracılığıyla devlete geri döner.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Mevcut vergi sistemimiz nasıl işliyor?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Vergi vermesi gerekenler vergi vermiyor, bu yüzden devlet bütçe açığı veriyor ve vergi vermesi gerekenlerden vergi aracılığıyla alamadığı parayı faizle borç alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vergi vermesi gerekenler vergi vermiyor, bu paralar YP mevduatlarına gidiyor sonra bu YP mevduat baskısı oluşmasın diye KKM uyguluyoruz ve vergi vermesi gerekenlerden vergi aracılığıyla alınamayan paraları, spekülasyon yapmasın diye KKM aracılığıyla korumaya alıyoruz (KKM var olan düzen içinde bir ihtiyaca cevap olarak çıkmıştır, bu bakımdan bence iyi bir araçtır). KKM icat edilmeseydi, yüksek faiz ödemesi yapılması gerekirdi ve başkaca ciddi maliyetler ortaya çıkacaktı (KKM&#8217;yi geliştirmeliyiz).</p>



<p class="wp-block-paragraph">Temel Gelir uygulamasını tek hamlede uygulamamalıyız. Kademeli olmalı. Örneğin aylık 10.000 TL hedefi varsa aylık 2.000 TL ile başlanarak 5-6 yılda hedefe ulaşılmalıdır. Ortaya çıkacak sorunları düzelte düzelte, uygulamayı genişletmeliyiz. Bu konuda siyasilere ve kamu görevlilerine karşı hoşgörülü ve sabırlı olmalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>&#8220;Evrim, yaratıcı gücünü imkansızı isteyenlerden alır; imkanların kölesi olanlardan değil (Barbara Wootton).&#8221;</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya&#8217;da kamu gelir ve harcamalarının büyüklüklerini incelemek için <strong><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/kamu-sektoru-harcama-ve-gelirleri/" target="_blank" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/kamu-sektoru-harcama-ve-gelirleri/" rel="noreferrer noopener">&#8220;Kamu Sektörü Harcama ve Gelirleri: 1980-2023&#8221;</a></strong> sunumumuzu ziyaret edebilirsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Belki bugün için toplum hazır olmayabilir, hazırda görünmüyor. Ama yinede tartışmamız ve problemlerimizi anlamamız gerekiyor. Bu çalışmayı, 15-20 yıl sonrasına küçük bir yatırım gibi görebilirsiniz. Kendinizi asla küçümsemeyin!</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph">Daha öncede vurguladığım gibi, bunları yapabilmek <strong>halkın bilinçli ve ısrarlı desteği/talebi</strong> gereklidir. Anlattıklarımı iyi ya da kötü yargılamada bulunmadan affınıza sığınarak önce bazı araştırma önerisi vermek isterim:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Sıralı olarak vermeyi denedim. Borcun kanlı tarihi ile başlayacağız. Sonra Türkiye Ekonomisinin acı tarihine geçeceğiz. Eşitsizliklere giriş yapacağız, sonra eşitiszliklerin boyutlarını sonra bu eşitsizlikler toplumlara nasıl kabul ettirilebilmiş ve devam ettirilebilmiş onu göreceğiz. Eşitlikçiler mülk sahiplerine karşı saldıraya geçecekler. Başarısız denemeler&#8230;20. yy&#8217;a geleceğiz ve sosyal devletleri göreceğiz. Eşitsizlikler farklı bakış açılarıyla ele alınacak. Daha önceden bir çok eşitlikçi öneri görmüş olacaksınız, en son Temel Gelir&#8217;i ve bunun diğer önerilere üstünlüğünü göreceksiniz. En sonunda Kemer Sıkma fikrinin tarihine ve yüzyıllardır başarısızlığına rağmen neden sürekli önümüze konulduğunu göreceksiniz. </em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>İşlerin ve yaşamın koşuşturması içinde sizleri bir kaç yıllık bir yolculuğa çıkaracaktır. Kitaplar ,insanların 30-40 yıllık çalışmalarını bir ya da bir kaç kitapta bizlere aktarıyor. Bir başkasının 30-40 yıllık bilgisini bir kaç aylık okumayla öğrenmeye, anlamaya çabalamak muhteşem bir deneyimdir.</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">David Graeber</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Borç: İlk 5.000 Yıl</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Doğan Avcıoğlu</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Türkiye&#8217;nin Düzeni (Dün-Bugün-Yarın)</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">(Sahaftan, İki cilttir.)</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Niyazi Berkes</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>200 Yıldır Neden Bocalıyoruz?</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph">(Sahaftan, Tek cilt olanı alın çünkü iki ciltli olanda 5-6 sayfalık bir baskı eksikliği var.)</p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Mahmut Esat Bozkurt</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Liberalizm Masılı</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Thomas Piketty</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Eşitsizlikler Ekonomisi</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Kapital ve İdeoloji</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Anthony B. Atkinson</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Eşitsizlik Ne Yapılabilir?</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Joseph E. Stiglitz</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Eşitsizliğim Bedeli: Bugünün Bölünmüş Toplumu Geleceğimizi Nasıl Tehlikeye Atıyor?</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Peter Fleming</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Homo Economicus&#8217;un Ölümü: İş, Borç ve Sonsuz Birikim Efsanesi</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color"> <strong>Guy Standing</strong></mark></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Temel Gelir</em></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><strong><mark style="background-color:#fcb900" class="has-inline-color">Mark Blyth</mark></strong></p>



<p class="has-text-align-center wp-block-paragraph"><em>Kemer Sıkmak: Tehlikeli Bir Fikrin Tarihi</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölçeğe Göre Asgari Ücret Değerlendirmesi: 2009-2022</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/olcege-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jul 2024 21:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.1. Ücret Politikaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4625</guid>

					<description><![CDATA[Ölçek büyüdükçe asgari ücretin işverene maliyeti azalmaktadır. Örneğin, 2022 yılında küçük ölçekli firmalarda asgari ücretin işverene maliyeti, çalışan başına katma değerin %45,1'i iken, orta ölçeklilerde %23,4'e, büyük ölçekli firmalarda ise %12,4'e düşmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-7c2b1e72947939732a8beee333d89d5e" style="background-color:#008b00">ÖLÇEĞE GÖRE ASGARİ ÜCRET DEĞERLENDİRMESİ: 2009-2022</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bir önceki çalışmamızda <a href="https://sanayilesmeliyiz.com/sektorlere-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/sektorlere-gore-asgari-ucret-degerlendirmesi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong>sektörlere göre asgari ücret eşitsizliğini</strong></a> tartışmıştık. Bu tartışmamızda ölçeklere göre asgari ücret eşitsizliğini inceleyeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yillik-Sanayi-ve-Hizmet-Istatistikleri-2022-49569" data-type="link" data-id="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Yillik-Sanayi-ve-Hizmet-Istatistikleri-2022-49569" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Faktör maliyeti ile katma değer:</a></strong>&nbsp;İşletme sübvansiyonları ve dolaylı vergilerdeki düzeltmelerden sonra, işletme faaliyetlerinden elde edilen gayri safi gelirdir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-73f10fa3f45de4a079079422e9b08888" style="background-color:#0274be">Ölçeğe Göre Asgari Ücret Değerlendirmesi: İşverene Maliyet</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte firma büyüklüklerine göre, çalışan başına katma değerin ne kadarının asgari ücretli bir çalışanın maliyetine gittiğini göstermektedir. Grafikte dikkati çeken, mikro ölçekli firmalarda asgari ücretin maliyeti ortalama bir çalışanın ürettiği değerden daha yüksek görünmektedir. Verinin kuşkulu olduğu açıktır. Bu yüzden mutlak değerler abartılmamalı ancak ölçekler arasındaki büyüklük sıralaması ya da bir ölçeğin yıllara göre değişen durumu bizim için önemli ve anlamlıdır. Örneğin mikro ölçekli firmalarda asgari ücretin işverene maliyetinin çalışan başına katma değere oranı 2022 yılında düşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ölçek büyüdükçe asgari ücretin işverene maliyetinin çalışan başına katma değerine oranı küçülmektedir. Başka bir deyişle, ölçek büyüdükçe asgari ücretin işverene maliyeti azalmaktadır. Örneğin, 2022 yılında küçük ölçekli firmalarda asgari ücretin işverene maliyeti, çalışan başına katma değerin %45,1&#8217;i iken, orta ölçeklilerde %23,4&#8217;e, büyük ölçekli firmalarda ise %12,4&#8217;e düşmektedir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-c2f5d96c7cf4d39a4e5fbe5406643f96" style="background-color:#0274be">Ölçeğe Göre Asgari Ücret Değerlendirmesi: Brüt Asgari Ücret</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte brüt asgari ücretin çalışan başına katma değer içindeki payı gösterilmiştir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Brut-Asgari-Ucret.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="202" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Brut-Asgari-Ucret-1024x202.jpg" alt="" class="wp-image-4631"/></a><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: <a href="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" data-type="link" data-id="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" target="_blank" rel="noopener">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>, <a href="https://www.tuik.gov.tr/" data-type="link" data-id="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-4df2c1af44785384fe94c162fd247eac" style="background-color:#0274be">Ölçeğe Göre Asgari Ücret Değerlendirmesi: Net Asgari Ücret</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte net asgari ücretin çalışan başına katma değer içindeki payı gösterilmiştir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Net-Asgari-Ucret.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="200" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Net-Asgari-Ucret-1024x200.jpg" alt="" class="wp-image-4632"/></a><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: <a href="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" data-type="link" data-id="https://www.csgb.gov.tr/asgari-ucret/" target="_blank" rel="noopener">Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</a>, <a href="https://www.tuik.gov.tr/" data-type="link" data-id="https://www.tuik.gov.tr/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-6e627955697b5ecf260c532cc4a8bb39" style="background-color:#0274be">Ölçeğe Göre Asgari Ücret Değerlendirmesi: Sosyal Güvenlik Vergileri</h3>



<p class="wp-block-paragraph">2022 yılı itibarıyla Sosyal Güvenlik Vergilerinin yükü ölçek küçüldükçe artmaktadır. Küçük ölçekli firmalarda Sosyal Güvenlik Vergilerinin işverene maliyeti çalışan başına katma değerin %12,&#8217;i iken, orta ölçekli firmalarda %6,5&#8217;e ve büyük ölçekli firmalarda ise %3,4&#8217;e gerilemektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Sosyal-Guvenlik-Vergileri.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="200" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/OLCEGE-GORE-ASGARI-UCRET-DEGERLENDIRMESI-2009-2022-Sosyal-Guvenlik-Vergileri-1024x200.jpg" alt="" class="wp-image-4644"/></a></figure>
</div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
