<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<atom:link href="https://sanayilesmeliyiz.com/emek-ucret-ve-sosyal-yapi/gelir-dagilimi-ve-esitsizlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<description>T&#220;RKİYE EŞİTLİKLE SANAYİLEŞMEK MECBURİYETİNDEDİR!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Dec 2025 19:40:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/cropped-SITE-SIMGESI-sanayilesmeliyiz.com_-32x32.png</url>
	<title>D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Eşitsizliğin Yükselişi: Yıllara Göre Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Pay</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/asgari-ucretli-emegin-gsyhden-aldigi-pay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 May 2025 18:11:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=10195</guid>

					<description><![CDATA[Son 27 yılda Türkiye'de asgari ücretli emeğin GSYH'den aldığı payda önemli bir gerileme oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-24619d249bb198e62f2d9a2c14770550">YILLARA GÖRE ASGARİ ÜCRETLİ EMEĞİN GSYH&#8217;DEN ALDIĞI PAY</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Son 27 yılda Türkiye&#8217;de asgari ücretli emeğin GSYH&#8217;den aldığı payda önemli bir gerileme oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Brüt asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı %26 azaldı.</li>



<li>Net asgari ücretin GSYH&#8217;ye oranı %5 azaldı.</li>



<li>Asgari ücretin işverene maliyeti ise %42 azaldı.</li>
</ul>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/1.1997—2024-Doneminde-Asgari-Ucretin-GSYHye-Oranindaki-Dusus.png?v=1747911239" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-e947063b3c9f3cd9a7b775608cd8a711">Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Payın Gelişimi: Net Asgari Ücret (1997-2024)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">1997-2024 dönemi için yıllara göre asgari ücretli emeğin GSYH&#8217;den aldığı paya bakıldığında, küresel kriz sonrasında ortaya çıkan asgari ücretli emeğin gelirden aldığı paydaki istikrarlı düşüşe 2016 yılında sert bir müdahale yapılarak asgari ücretli emeğin üretimden aldığı payın endeks değeri 67&#8217;den 80&#8217;e çıkmıştır. 2015 yılında aralık ayı yıllık enflasyonu %9 iken yıllık asgari ücret 2016 yılında %33 artırılmıştır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Benzer bir müdahaleyi 2004 yılında da görüyoruz. 2003 yılında aralık ayı enflasyonu %13 iken yıllık asgari ücretin %42 artırılmasıyla  2004 yılında asgari ücretli emeğin gelirden aldığı payın endeks değeri 77&#8217;den 86&#8217;ya yükselmiştir.</p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2.Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani-Endeks-1997-Brut-Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani100-1997—2024.png?v=1747911248" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-a6a01f29785c70c35486b62e4bccf633">Asgari Ücretli Emeğin GSYH&#8217;den Aldığı Payın Gelişimi: Brüt Asgari Ücret (1961-2024)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Asgari ücretli emeğin gelirden aldığı paya daha uzun bir dönem için bakmak istersek brüt asgari ücretin GSYH&#8217;den aldığı paya bakabiliriz.</p>


<img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/3.Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani-Endeks-1997-Brut-Asgari-Ucretin-GSYHye-Orani100-1961—2024.png?v=1747911256" alt="Fiyat Grafiği" class="rounded-xl shadow-xl mx-auto" style="display: block; margin: 0 auto;" />



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitsizlik Paradoksu Nedir? &#124; 2024 Yılından Türk Ekonomisinin Geleceği</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/esitsizlik-paradoksu-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Oct 2024 21:52:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=7206</guid>

					<description><![CDATA[—Keynes’in yeni bir kavram olarak ortaya attığı iradi olmayan (gönüllü olmayan) işsizliğin ima ettiği şey, kaynakların boşa harcanmasıydı: Kadın ve erkeklerin zorunlu olarak işsiz bırakılmaları yüzünden bugün üretmemiş oldukları şeyler hiçbir surette üretilmeyecekti. O halde, devlet müdahalesi yoluyla gönüllü olmayan işsizliği ortadan kaldırmak; kaynak israfına engel olmak ve kaynakların potansiyel üretimlerini gerçekleştirmelerinin yolunu açmak anlamı taşıyordu. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-0ca49d4443679abc1e31ca1b9bc6e781">EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR? | 2024 YILINDAN TÜRK EKONOMİSİNİN GELECEĞİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><em>“İçinde yaşadığımız iktisadi toplumun göze çarpan hataları, tam istihdamı sağlamadaki başarısızlığı ve servet ile gelirin keyfi, haksız bölüşümüdür.”</em><br><strong>— <em>John Maynard Keynes, Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-aa91b569cca605e78e8f6d9e8099412d">Tasarruf Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Tasarruf, bir ekonomide <strong>üretimin tüketimi aşan kısmıdır</strong>.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Dışa kapalı ekonomilerde</strong> yatırımlar daima tasarruflara eşittir.</li>



<li><strong>Dışa açık ekonomilerde</strong> (yani ihracat ve ithalat yapılan ekonomilerde) ise bu eşitlik zorunlu değildir ve çoğu zaman da gerçekleşmez.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Eğer yatırımlar tasarruflardan büyükse, bu durum ülkenin <strong>dış ticaret açığı verdiği</strong> anlamına gelir. Yani, ülke kendi tasarruflarının yanı sıra başka ülkelerin tasarruflarını kullanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomik kimlik şu şekilde ifade edilir:</p>



<p class="has-white-background-color has-background wp-block-paragraph"><strong>(Özel Tasarruflar &#8211; Özel Yatırımlar) + [Vergiler &#8211; (Kamu Yatırımları + Kamu Tüketimi)] = (İhracat-İthalat</strong>)</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-b04b7a378820bea67f7a42975ed99e3e">Sermaye Birikimi Nedir?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Sermaye (servet) birikimi, yatırımların <strong>kümülatif (birikimli) toplamıdır</strong>.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tasarruflar ve yatırımlar</strong> akım değişkenlerdir.</li>



<li><strong>Sermaye birikimi</strong> ise stok değişkendir; yani zaman içinde biriken serveti ifade eder.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-555e607564beabbae7cf3294c07a4393">Eşitsizlik Ekonomisinin Teorik Dayanağı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk kalkınmasının ve sanayileşmesinin önündeki temel engellerden biri, sermaye birikiminin yani ekonomik gelişmenin ve zenginliğin yalnızca <strong>zenginlerin tasarruflarına bağlı olduğu</strong> düşüncesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlayışa göre yatırımlar, tasarruflar aracılığıyla (özellikle de zenginlerin tasarruflarıyla) finanse edilir. Dolayısıyla ekonominin büyüyebilmesi için çalışanların daha az tüketmesi, zenginlerin ise daha fazla tasarruf etmesi gerektiği varsayılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Marx’ın 1844’te dile getirdiği gibi:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İşçinin her lüksü kınanacak bir şey, en temel gereksinimleri aşan her şey de lüks olarak görülüyor.”</em><br><strong>— <em>Guy Standing, Temel Gelir</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bakış açısına <strong>“Eşitsizlik Ekonomisi”</strong> diyebiliriz.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-bec6c9ba4a412671f24a2675aa37ee45">Eşitsizlik Ekonomisinin Toplumumuza, Ekonomi Siyasetimize Yansıması Nasıl Olmuştur?</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ekonominin büyümesi için çalışanların daha az tüketmesi, ortaya çıkan fazlanın da sermaye sahiplerine aktarılması gerektiği fikri uzun süre geçerlilik kazanmıştır. Bu gerekçeyle yaşanan eşitsizlikler <strong><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/kalkinma-icin-esitsizlik-sart/" data-type="link" data-id="https://sanayilesmeliyiz.com/kalkinma-icin-esitsizlik-sart/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">&#8220;kalkınma ve sanayileşme için zorunlu&#8221;</a></strong> gösterilmiş, kaynaklar toplumun hoşgörü sınırlarını aşan ölçüde sermaye sahiplerine aktarılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Thomas Piketty bu durumu şöyle özetler:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Her toplum eşitsizliklerini meşrulaştırmak zorundadır. Buna gerekçeler bulmak gerekir, yoksa bütün politik ve sosyal yapı çökme tehdidiyle karşı karşıya kalır. Her devir, eşitsizliği var olduğu gibi ya da var olması gerektiği gibi meşrulaştırmak ve bütünü yapılandırmayı mümkün kılan ekonomik, sosyal ve politik kuralları tarif etme amacını güden karşıt söylemler ve ideolojiler üretmiştir. Hem düşünsel, hem kurumsal hem de politik olan bu karşıtlıktan genellikle eşitsizlik rejimlerinin yaslandığı egemen anlatılar doğar.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Bu anlayışın Türkiye’deki yansımasını sanayici Adan Dalgakıran’ın ifadelerinde açıkça görebiliriz:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Var olan para veya malın eşit dağılımının bir ülkede gelişimci ekonomi yaratamayacağı aşikârdır. Diyelim ki ülkenin toplam kaynağı bin lira, nüfus da yüz kişi. Herkese onar lira dağıtıldığında bu para tüketime gider, yatırıma dönüşmez. Ancak bin liranın beş yüz lirası beş kişiye verilirse, bu kaynak yatırıma dönüşür, çark dönmeye başlar. Gelirin eşit dağıldığı yerlerde sermaye birikimi olmaz. Ancak belli bir seviyeden sonra, sermaye birikimi ve insan kaynağının niteliği arttığında dağılımda eşitlik sağlanmaya başlar.”</em><br><strong>— <em>Adan Dalgakıran, Yüzleşme: Türkiye Vasatlıktan Nasıl Çıkar?</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Keynes ise yaklaşık doksan yıl önce iş insanlarının bu tür düşüncelerinin kaynağına işaret etmişti:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İktisatçıların ve siyaset felsefecilerinin ileri sürdüğü, doğru ya da yanlış fikirler zannedildiğinden daha güçlüdür… Kendilerini entelektüel etkilerin dışında tuttuklarını sanan iş adamları, esameleri dahi okunmayan iktisatçıların köleleri durumundadır.”</em><br><strong>— <em>John Maynard Keynes, Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-66212225cc233e8189aec40a2a5441ca">Eşitsizlik Ekonomisini Anlamak</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların Tasarruflarla Finanse Edilmesi Varsayımı</strong><br>Eşitsizlik Ekonomisi, yatırımların yalnızca tasarruflarla finanse edilebileceği düşüncesine dayanır. Bu varsayıma göre <strong>tasarruf yoksa yatırım da yapılamaz</strong>.</li>



<li><strong>Tam İstihdam Varsayımı</strong><br>Bu anlayışa göre, ekonomideki tüm kaynaklar zaten etkin biçimde kullanılmaktadır. Dolayısıyla ekonomik gelişme için tüketim kısılmalı, tasarruflar artırılmalı ve yatırımlar genişletilmelidir. Böylece <strong>sermaye stoku (sermaye birikimi)</strong> büyütülerek ekonomik gelişme sağlanabilir.</li>



<li><strong>Faizlerin Artırılması Gerekliliği</strong><br>Eşitsizlik Ekonomisine göre, faizler artırıldığında tüketim azalır, tasarruflar artar. Bu artış, yatırımları ve dolayısıyla üretimi artırır.</li>
</ol>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-b04dd4b760883e8b96a184364ca0d468">Eşitsizlik Paradoksu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türk ekonomisinde kaynakların hakkaniyetsiz biçimde sermaye gruplarına aktarılması, ekonomik ihtiyaçlara uygun bir talep gelişimini engelledi. İç piyasanın zayıf kalması, yapılan yatırımları eksik istihdam koşullarında çalışmaya zorladı. Kaynakların tam kullanılamaması yatırım planlarının kârlılığını azalttı ve zamanla ekonomide <strong>yatırım isteksizliği</strong> oluştu. Böylece ekonomi giderek <strong>eksik istihdam bataklığına</strong> saplandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruna bir çözüm bulunmalıydı. Bulundu da!</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Zor ve karmaşık her soru için, son derece basit ve dosdoğru, ancak yanlış bir cevap vardır.”</em><br><strong>— H. L. Mencken (aktaran: David Graeber, <em>Borç: İlk 5.000 Yıl</em>)</strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">İş insanları, Keynes’in de belirttiği gibi, <strong>modası geçmiş iktisatçıların köleleri</strong> oldukları için ekonomik kaynakların daha adil paylaşımını hiçbir zaman çözüm olarak görmediler. Onlara göre bu irrasyoneldi: Bir firma nasıl daha fazla vergi ödeyerek, gelirini çalışanlarıyla ya da yoksullarla paylaşarak zenginleşebilirdi? Bu olsa olsa delilikti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun yerine çözüm, iki yönlü bir strateji oldu:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tüketim</strong>, çalışanların gelirleri artırılarak değil, başka yöntemlerle teşvik edildi.</li>



<li><strong>Yatırımlar</strong>, sübvansiyonlar (teşvik sistemleri, düşük faiz, vergi avantajları vb.) aracılığıyla desteklendi.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Çalışanların reel gelirleri düştükçe, refah düzeylerini korumak için <strong>borçlanmaya</strong> yöneldiler. Bu talebi sürdürülebilir kılabilmek için ise sürekli <strong>düşük faiz politikası</strong> gerekliydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan, yatırım sübvansiyonları büyük sermaye gruplarına daha fazla kaynak aktarırken, tüketimin sübvanse edilme ihtiyacını da artırıyordu. Böylece Türkiye’nin <strong>düşük faiz bağımlılığı</strong> ortaya çıktı. Yatırımları artırmaya çalışırken, finansal istikrarın altına er ya da geç patlayacak dinamitler yerleştiriliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bunlar yaşanırken siyasetçiler sürekli “iş bilmezlikle” suçlandı. Oysa şu soru pek sorulmadı: <em>Türkiye’de bunca siyasetçi gelip geçti, gerçekten hiçbiri mi iş bilmiyordu?</em> Türkiye, Eşitsizlik Ekonomisi nedeniyle düşük faiz bağımlılığına saplanmışken, siyasetçilere “enflasyonla mücadele” adına yüksek faiz önerildi. Ancak siyasiler, zannedildiği kadar iş bilmez değildi; sadece iki maliyetli seçenek arasında sıkışmışlardı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“…Kötü haberse, siyasi aktörlere uzağı görememe ya da mantık dışı davranma yakıştırmasının (doğrudan ya da örtülü bir şekilde) hâlen sürmesidir.”</em><br><strong>— <em>Dani Rodrik, İktisat Politikaları Reformlarını Anlamak</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Düşük faiz politikası, ekonomide spekülatif hareketlere yol açıyordu. Kur şokları enflasyonu artırıyor, ücretler ise enflasyona uyarlanamadığı için <strong>eşitsizlik daha da derinleşiyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Enflasyonla mücadele amacıyla faizler artırıldığında da sonuç değişmiyordu: yine <strong>eşitsizlik artıyordu</strong>. Çünkü bu kez sermaye maliyetleri yükseliyor, yatırımlar baskılanıyor ve istihdam daralıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sadece döviz kurunun sabit kalması ya da düşmesi durumunda ücretlilerin reel gelirleri artabiliyordu. Ancak bu durumda da sanayicilerin reel gelirleri azalıyordu. Yani ekonomi politikası hangi yönde adım atarsa atsın, <strong>bir kesimi memnun ederken diğerini rahatsız ediyordu</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuçta politika yapıcılar, çözümü bir “denge siyaseti”nde buldu: <strong>Birkaç yıl düşük faiz, ardından birkaç yıl yüksek faiz…</strong> Bu kısır döngü içinde yatırımlar da bir artıyor, bir düşüyordu.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-3-scaled.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-3-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU-3" class="wp-image-7532" style="width:800px;height:auto"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: </strong>World Bank, TÜİK | <strong>2024 yılı verisi 2024 yılı ikinci çeyrekteki yıllık yani son 4 çeyreğe ilişkin veridir</strong>.</figcaption></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Eşitsizlik Ekonomisi, Türk ekonomisini iki yönlü bir bağımlılığa sürükledi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların yetersizliği</strong> nedeniyle ekonomi giderek <strong>ithalat bağımlısı</strong> hale geldi.</li>



<li>Bu düşük yatırımları telafi edebilmek için ise ekonomi <strong>düşük faiz bağımlılığına</strong> girdi.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Ne var ki düşük faiz bağımlılığı da ithalatı daha da artırarak bağımlılığı derinleştirdi. Böylece Türkiye, <strong>ne yüksek faiz politikasını ne de düşük faiz politikasını uygulayabilecek durumda kaldı.</strong> Çünkü artık <strong>parasal egemenliğini kaybetmişti.</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-52858d02aaeeb3e822b44192b6c48b54">Eşitlik Ekonomisi: Ekonomik Egemenliğin Kazanılması</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Burada kastettiğim <strong>Eşitlik Ekonomisi</strong>, mutlak eşitlik değildir. Daha çok, toplumun hoşgörüyle karşılayabileceği ölçüde adil bir bölüşümdür. Bu yalnızca gelir ve servetin daha eşit dağıldığı bir Türkiye ekonomisi değil; aynı zamanda <strong>sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, krediye (paraya) erişim ve tüketimde</strong> daha adil bir sistemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eşitlik Ekonomisi, <strong>talebin baskılanmasını ortadan kaldıracağı için</strong>, yatırımların önündeki en büyük engel olan geleceğe ilişkin gelir beklentisindeki belirsizlikleri de azaltacaktır. Daha geniş bir iç piyasa, yatırımları artıracak; gelir ve üretim arasındaki döngü sürekli işleyecektir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Gelirler, sermaye grubunun elinde birikmiş halde kalmayacak,</li>



<li>Topluma, vergiler yoluyla devlete, oradan tekrar topluma, tüketim yoluyla yeniden üreticilere akacaktır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir döngüde yalnızca toplum değil, <strong>zenginler de eşitsizlik ekonomisine kıyasla daha zengin</strong> olacaktır. Yoksulların ve orta sınıfın refahı artacak, eksik istihdam edilen kaynaklar üretime koşulacak ve <strong>kalkınma ile sanayileşmenin kapıları açılacaktır.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Keynes tasarrufların ekonomik gelişmeyi (sermaye artışlarını) engellediğini şu sözlerle vurguluyordu:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Tam istihdamın varlığını sürdürdüğü noktaya kadar sermaye artışının düşük tüketim eğilimine bağlı olmak şöyle dursun, aksine bu eğilim tarafından engellenmesi söz konusudur. Sadece tam istihdamın geçerli olduğu koşullarda düşük tüketim eğilimi sermaye artışlarına vesile olabilir.”</em><br><strong>— <em>Genel Teori: İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Alışılmış tüketim eğiliminde meydana gelen bir artış, genelde (tam istihdam koşulları dışında) aynı anda yatırım artışını teşvik edecektir.”</em></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Günümüz koşullarında servet artışının, düşünüldüğü gibi zenginlerin tasarruflarına bağlı olmadığını, tam tersine onlar tarafından engellendiğini görmekteyiz.”</em></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-ad3cdfb7384c1da22098d694403d0ab0">Eşitlik Ekonomisini Anlamak</h3>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong>Yatırımların Kaynağı Tasarruf Değil Kredidir</strong><br>Eşitlik Ekonomisi, “yatırımlar tasarruflarla finanse edilir” varsayımını reddeder. Yatırımlar büyük ölçüde <strong>kredilerle</strong> fonlanır.
<ul class="wp-block-list">
<li>Yatırım yapmak için gerekli olan şey zenginlerin tasarrufları değil, <strong>paranın yaratılmasıdır</strong>.</li>



<li>Bu para, devlet tarafından ya da bankalar aracılığıyla sağlanabilir.</li>



<li>Dolayısıyla ekonomik gelişme için zenginlere özel bir önem atfetmek gerekmez; büyük ve küçük tüm yatırımcılara <strong>adil davranmak</strong> esastır.</li>



<li><strong>Tasarruflar</strong>, yatırımların değil; yatırımların sonucunda ortaya çıkan gelirin ürünüdür.</li>
</ul>
</li>



<li><strong>Türkiye Ekonomisi Eksik İstihdam Altındadır</strong><br>Mevcut durumda Türkiye ekonomisi tam kapasiteyle çalışmamaktadır. Kaynakların eksik istihdam edilmesi, büyüme ve refah artışı için ciddi bir engel oluşturmaktadır.</li>



<li><strong>Faizleri Değil Yatırımları Artırmalıyız</strong><br>Tasarrufları artırmanın yolu faizleri yükseltmek değildir. <strong>Yatırımları artırmaktır.</strong> Ancak bu artış, tüketimi borçlandırma yoluyla değil, <strong>daha eşitlikçi bir gelir ve servet paylaşımıyla</strong> sağlanmalıdır.
<ul class="wp-block-list">
<li>Böylece talep, finansal istikrarı riske atmadan sürdürülebilir şekilde büyür.</li>



<li>İstikrarlı bir talep genişlemesi, istikrarlı bir yatırım genişlemesini teşvik eder.</li>



<li>Bu koşullar sağlandığında, para politikası da ihtiyaç halinde daha <strong>etkin bir araç</strong> haline gelir.</li>
</ul>
</li>
</ol>



<h2 class="wp-block-heading has-vivid-red-color has-text-color has-link-color wp-elements-93707435a3257647f65495807d32ec72">SONUÇ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Eşitsizlik sebebiyle içine saplandığımız bataklıktan çıkmaya çalışırken, aslında eşitsizliği daha da artırıyoruz. Bugün bir yandan <strong>enflasyon sorunuyla</strong>, diğer yandan <strong>eksik tüketim ve buna bağlı yatırım sorunuyla</strong> karşı karşıya kalan bir ekonomiyiz. Oysa her iki sorunun da kökleri <strong>Eşitsizlik Ekonomisi</strong>’nde yatmaktadır.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ekonomik kalkınmayı ve insanlığın ilerlemesini mümkün kılan, mülkiyet, istikrar veya eşitsizliğin kutsallaştırılması değil, eşitlik ve eğitim uğruna verilen mücadeledir.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-f441d2366d7655686511bdbe4ce796c0">Enflasyon</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Joan Robinson’un ifadesiyle:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Para ve fiyat sisteminin hakkaniyetle çalışması için gelir ve mülkün adil dağılımını sağlamak gerekir. Eşitsizlik sistemi yalnızca adaletsiz değil, aynı zamanda verimsiz hale getirir. Bu nedenle onu korumak isteyenlerin ön koşulu, hoş görülebilir düzeyde adil bir gelir ve mülk dağılımı için radikal önlemler almaktır.”</em><br><strong>— <em>Ekonomi Felsefesi</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Thomas Piketty de enflasyonu şöyle tanımlar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Enflasyon, ağır bir yeniden dağıtım çatışmasıyla karşı karşıya kalmış bir toplumun alametidir. Toplum, geçmişten intikal etmiş bazı alacaklardan kurtulmak ister ama fedakârlıkların nasıl daha iyi paylaşılabileceğini tartışamaz ve kendini fiyatların, spekülasyonun kaprislerine teslim etmeyi tercih eder. Bunun en bariz riski, muazzam bir adaletsizlik hissi yaratmasıdır.”</em><br><strong>— <em>Kapital ve İdeoloji</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">2000’lerden sonra Türkiye ekonomisi enflasyon sorununu çözmüş gibi görünüyordu; ancak bu sadece <strong>bir görünüşten ibaretti.</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-scaled-e1729516465315.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR" class="wp-image-7485" style="width:800px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: <a href="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" data-type="link" data-id="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" target="_blank" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-8a1699882c7159e924638411faace8fb">Kaynak İsrafı</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Keynes’in yeni bir kavram olarak ortaya attığı iradi olmayan (gönüllü olmayan) işsizliğin ima ettiği şey, kaynakların boşa harcanmasıydı: Kadın ve erkeklerin zorunlu olarak işsiz bırakılmaları yüzünden bugün üretmemiş oldukları şeyler hiçbir surette üretilmeyecekti. O halde, devlet müdahalesi yoluyla gönüllü olmayan işsizliği ortadan kaldırmak; kaynak israfına engel olmak ve kaynakların potansiyel üretimlerini gerçekleştirmelerinin yolunu açmak anlamı taşıyordu.”</em><br><strong>— <em>John Toye, Keynes&#8217;in Kalkınma İktisadı İçin Önemi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ona (Keynes) göre, Hazine’nin artan devlet harcamalarına itirazı öngörüden uzaktı. ‘Kısır bir döngünün içine giriyoruz. Paramız olmadığı için hiçbir şey yapmıyoruz. Ama tam da hiçbir şey yapmadığımız için paramız yok.’”</em><br><strong>— <em>Nicholas Wapshott, Keynes Hayek: Modern Ekonomiyi Tanımlayan Çatışma</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Marx’a göre, herhangi bir toplumun hareket alanı, o toplumun kendi artığını (surplus) kullanım şekli tarafından belirlenmiştir. Fakat bu kullanım şekli, o toplumun sınıf yapılanmasıyla — artığın kimlerin payına düştüğü ve bunların artığı kullanma eğilimleriyle — belirlenmiştir.”</em><br><strong>— <em>Prabhat Patnaik, Bir Kalkınma İktisatçısı Olarak Karl Marx</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Tam istihdam ekonomik olduğu kadar toplumsal bir maldır.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, ekonomideki <strong>gerçek israf</strong>, <strong>eksik istihdamdır.</strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-2-scaled-e1729516474376.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" width="1024" height="668" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/10/ESITSIZLIK-PARADOKSU-NEDIR-2-1024x668.jpg" alt="EŞİTSİZLİK PARADOKSU NEDİR-2" class="wp-image-7486" style="width:800px"/></a><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Kaynak: <a href="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" target="_blank" data-type="link" data-id="https://dps.tuik.gov.tr/index.php/s/Ykhvqq5bn7xSQtI" rel="noreferrer noopener">TÜİK</a></strong></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-bdfa1d58643352337eadc068340b88e2">Kıtlık</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Keynes’in dünyasında —ve bizimkinde— gerçek kıtlık, kaynak ya da erdem kıtlığı değil, anlayış kıtlığıydı.”</em><br><strong>— <em>Paul Krugman, Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü ve Küresel Kriz</em></strong></p>
</blockquote>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-fb6b380d6948c84e7620716714ba9d43">Eşitlik Ekonomisinde Devleti Konumlandırmak</h3>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ekonomik ve politik tartışmalar çok uzun süredir ödeme gücü, kemer sıkma, kıtlık ve damlama kuramının (trickle-down) dar sınırları içinde şekillendi&#8230; Devletler kamu parası yaratabilirler ve yaratıyorlar; işsizleri işe almaları ve vergi sistemini bu sorunları halletmek için kullanmaları gerekiyor.”</em><br><strong>— <em>Eric Tymoigne &amp; L. Randall Wray, Modern Para Teorisi’ne Giriş: Eleştirilere Yanıt</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Büyük düşünmek ve zorluklarla yüzleşmek devletin görevleri arasındadır.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Her Şeyin Değeri</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Devlet ancak ve ancak büyük ve farklı düşünerek değer ve umut yaratabilir.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Her Şeyin Değeri</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Bugünün sanayileşmiş ülkeleri serbest dış ticaretle ve serbest finans hareketleriyle zenginleşmedi. Gelişmekte olan ülke gerçeği: Başarıyla sonuçlanan stratejilerin çoğunda iyi tasarlanmış müdahaleci programlar uygulanmıştır.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang &amp; Ilene Grabel, Kalkınma Yeniden</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Ortaçağ devletlerinin yapısı, modern çağ aygıtlarının çocukları bizlerin alışık olduğu devlet yapısına benzemez: Pek çok kamusal faaliyet özel kişilere devredilmiştir.”</em><br><strong>— <em>Alessandro Marzo Magno, Paranın İcadı</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Roosevelt iktidara geldiğinde yıl 1933’tü&#8230; %25’e indirilen en yüksek gelir vergisi oranını derhal artırdı. Oran 1933’te %63’e, 1937’de ise %79’a yükseldi.”</em><br><strong>— <em>Thomas Piketty, Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Serbest piyasa ve serbest ticarete dayalı kalkındığına işaret eden popüler mitin aksine, Britanya bebek endüstrileri destekleyen ve geliştiren aktivist politikaların atılgan bir uygulayıcısıydı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Merdiveni Tekmelemek</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“İngiltere, asırlar boyunca korumacılığa dayanmıştır&#8230; İki yüzyıl sonra serbest ticareti kendi işine geldiği için benimsemiştir.”</em><br><strong>— <em>Ulysses S. Grant, akt. Ha-Joon Chang, Merdiveni Tekmelemek</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Politika yapıcılar ancak Devletin yenilik sürecindeki rolüne ilişkin masalları geride bıraktıklarında, Keynes’in dediği gibi, işlevini yitirmiş bazı ekonomistlerin köleleri olmaktan kurtulacaklardır.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Çin Kalkınma Bankası&#8217;nın yaptığı yatırımlar güneş enerjisinde sağlanan başarıda kilit rol oynadı&#8230; Kamu finansmanı sayesinde Çin kısa sürede uluslararası oyuncular arasına girdi.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Eğer dünyanın geri kalanı ABD modelini taklit etmek istiyorsa, aynen onun yaptığı gibi yapmalı, yaptıklarına dair söylediklerine kulak asmamalıdır: Söz konusu olan, daha küçük değil daha büyük Devlettir.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Devlet yalnızca piyasaları ‘onararak’ değil, onları yaratarak ve şekillendirerek de kilit rol oynar. iPhone’u akıllı kılan tüm teknolojiler, devletin kaynak sağladığı araştırmalara borçludur.”</em><br><strong>— <em>Mariana Mazzucato, Girişimci Devlet</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Nissan 1981’de İngiltere’deki fabrikasını kurduğunda, katma değerin %60’ı yerel kaynaklara dayandırılmak zorundaydı; bu oran zamanla %80’e çıkarıldı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Sanayileşmenin Gizli Tarihi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Japon hükümeti 1949’da Toyota’yı Merkez Bankası parasıyla iflastan kurtardı&#8230; 1960’larda serbest ticaret politikaları izlenseydi, bugün Lexus olmayacaktı.”</em><br><strong>— <em>Ha-Joon Chang, Sanayileşmenin Gizli Tarihi</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Sorun, istikrarsızlığa, enflasyon ve işsizliğe yol açmayan tam istihdam için bir strateji geliştirmektir.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph"><em>“Böyle bir politikanın temel aracı, işletmenin kâr beklentilerine dayanmayan, esnek bir kamu istihdamıdır. Sadece devlet, istihdamı kârlılıktan ayırarak bunu sağlayabilir.”</em><br><strong>— <em>Hyman P. Minsky, İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı</em></strong></p>
</blockquote>



<p class="has-white-background-color has-background wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye İçin Gelir Eşitsizliği Tahmini</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/turkiye-icin-gelir-esitsizligi-tahmini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2024 23:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4378</guid>

					<description><![CDATA[En üst %1'lik kesimin aylık vergi sonrası ortalama geliri en alt %50'lik kesimin aylık vergi sonrası ortalama gelirinin 55,23 katıdır. Vergi öncesinde 67,86 katıydı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-0777b7dcb0781af9567038f5365de0d0" style="background-color:#008b00">TÜRKİYE İÇİN GELİR EŞİTSİZLİĞİ TAHMİNİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafiğe göre </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>en üst %1&#8217;lik kesimin milli gelirden aldığı pay yaklaşık %19,</li>



<li>en üst %9&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay yaklaşık %33,</li>



<li>en üst %1 ile en üst %9&#8217;un toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay yaklaşık %52,</li>



<li>orta %40&#8217;lık kesimin milli gelirden aldığı pay yaklaşık %34 ve</li>



<li>en alt %50&#8217;nin milli gelirden aldığı pay yaklaşık %14&#8217;tür.</li>
</ul>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-ve-Servet-Esitsizligi-1987-2022-scaled-e1720700979123.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-ve-Servet-Esitsizligi-1987-2022-1024x669.jpg" alt="Türkiye Gelir ve Servet Eşitsizliği, 1987-2022" class="wp-image-4154" style="width:840px;height:auto"/></a><figcaption class="wp-element-caption">Kaynak: <strong><a href="https://wid.world/country/turkey/" data-type="link" data-id="https://wid.world/country/turkey/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">WID</a>,</strong> <strong>Vergi Öncesi, Emeklilik Ödemeleri Dahil Ancak Diğer Transferler Hariç, Yetişkin Nüfus Yani 20 Yaş <br>Üstü</strong></figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-cceeb093e9f26a6c2da1797931a120a1" style="background-color:#0274be">Gelir Gruplarına Göre Ortalama Gelir</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki kesimlerin milli gelirden aldıkları payı bildiğimize göre, bu kesimlerin ortalama gelirlerini de hesaplayabiliriz.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesim milli gelirin %19&#8217;unu alıyorsa bu %1&#8217;lik kesimin ortalama geliri 19 (=Gelir Payı /Nüfus Dilimi=%19 / %1) birimdir.</li>



<li>En üst %9&#8217;luk kesimin ortalama geliri 3,67 (=%33 / %9) birimdir.</li>



<li>En üst%1 ve en üst %9&#8217;luk kesimin toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin ortalama geliri 5,2 (=%52/%10) birimdir.</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesimin ortalama geliri 0,85 (=%34 / %40) birimdir.</li>



<li>En alt %50&#8217;lik kesimin ortalama geliri 0,28 (=%14 / %50) birimdir.</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-a920b3829b75d892a36fc7aa95738cb6" style="background-color:#0274be">En Alt %50&#8217;lik Kesimin Ortalama Gelirine Göre Gelir Gruplarının Vergi Öncesi Ortalama Gelirlerinin Karşılaştırılması</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki gelir gruplarına göre ortalama gelir hesabımızdan sonra, gelir gruplarının ortalama gelirinin en alt %50&#8217;lik kesiminin ortalama gelirinin kaç katı olduğunu hesaplayabiliriz.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesimin ortalama geliri (19 birim) en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin (0,28 birim) <strong>67,86</strong> (=19 birim / 0,28 birim) katıdır.</li>



<li>En üst %9&#8217;luk kesimin ortalama geliri (3,67 birim) en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin (0,28 birim) <strong>13,11</strong> (=3,67 birim / 0,28 birim) katıdır.</li>



<li>En üst %1&#8217;lik kesim ile en üst %9&#8217;luk kesimin toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin ortalama geliri (5,2 birim) en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin (0,28 birim) <strong>18,86</strong> (=5,2 birim / 0,28 birim) katıdır.</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesimin ortalama geliri (0,85 birim) en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin (0,28 birim) <strong>3,04</strong> (=0,85 birim / 0,28 birim) katıdır.</li>
</ul>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Icin-Gelir-Esitsizligi-Tahmini.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="971" height="574" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Icin-Gelir-Esitsizligi-Tahmini.jpg" alt="Türkiye İçin Gelir Eşitsizliği Tahmini" class="wp-image-4414"/></a><figcaption class="wp-element-caption">Yukarıdaki 2022 yılı hesaplamaları yuvarlamadan dolayı grafikten biraz farklılaşmıştır.</figcaption></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-dd2025b4e8a479ff36800b42830ae1cd" style="background-color:#0274be">2024 Yılı İçin Gelir Gruplarının Aylık Vergi Öncesi Ortalama Gelir Tahmini Denemesi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Veri kaynağı, Türkiye verisinin niteliğini 5 yıldız üzerinden 2 yıldızla puanlamıştır. Ayrıca 2020 ve sonrasının hesaplamaları kesinleşmemiş bir tahmindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şu anda da eşitsizlik seviyelerinin yukarıda anlatıldığı gibi olduğunu varsayalım. Ayrıca en yoksul %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin de asgari ücret düzeyinde olduğunu varsayalım. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/04/Sosyal-Guvenlik-Vergileri-Uzerine-Bir-Degerlendirme-ve-Oneri.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="685" height="284" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/04/Sosyal-Guvenlik-Vergileri-Uzerine-Bir-Degerlendirme-ve-Oneri.jpg" alt="Sosyal Güvenlik Vergileri Üzerine Bir Değerlendirme ve Öneri" class="wp-image-2751"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Vergi öncesi asgari ücret ne kadar? Vergi öncesi asgari ücret 23.502,94 TL&#8217;dir. İşverenin ödediği vergiler esasında asgari ücretin bir parçasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak, <strong>en alt %50&#8217;nin aylık vergi öncesi ortalama geliri 23.503 TL&#8217;dir</strong>. En yüksek %1&#8217;lik kesimin ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin 67,86 katı olduğuna göre en üst %1&#8217;lik kesimin vergi öncesi aylık geliri 1.594.910 TL (=23.503*67,86) olur. Benzer mantıkla diğer gelir gruplarını da hesaplarsak gelir gruplarının <strong>aylık vergi öncesi ortalama gelirler</strong> şöyle olur:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesimin 1.594.910 TL</li>



<li>En üst %9&#8217;luk kesimin 308.124 TL</li>



<li>En üst %1&#8217;lik kesim ile en üst %9&#8217;luk kesimin toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin 443.265 TL</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesimin 71.449 TL</li>



<li>En alt %50&#8217;lik kesimin 23.503 TL</li>
</ul>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-4a1a50bba3122b59a16a0fb588e2edca" style="background-color:#0274be">2024 Yılı İçin Gelir Gruplarının Aylık Vergi Sonrası Ortalama Gelir Tahmini Denemesi</h3>



<p class="wp-block-paragraph">5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 82. maddesine göre, bu kanun gereğince alınacak primlerin hesabına esas tutulan günlük kazancın alt sınırı, asgari ücretin otuzda biri, üst sınırı ise bu tutarın&nbsp;<strong>7,5</strong>&nbsp;katıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kanundaki asgari ücretten kasıt brüt asgari ücrettir yani 20.002,50 TL&#8217;dir. Bunu 7,5 ile çarparsak 150.018,90 TL olur. 200 bin TL brüt kazancı olan bir çalışan için hem işçiler hem de işverenler 150.0018,90 TL sonrası için sosyal güvenlik vergisi ödemezler. Çalışan aradaki yaklaşık 50.000 TL için sadece gelir vergisi öder, iş veren hiç bir şey ödemez. Bu kanuna göre işçi en fazla 22.502,84 TL Sosyal Güvenlik Vergisi (SGK Primi ve İşsizlik Primi) öder, işveren ise en fazla 26.253,31 TL Sosyal Güvenlik Vergisi (%5 indirimli) öder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şimdi hesaplamalarımıza geçelim. Ama burada size adım adım vergi kesintisi anlatıp kafanızı şişirmek istemiyorum. Bu yüzden doğrudan aylık vergi öncesi ortalama ücretten net ücrete geçeceğim. Biz, yukarıda ücreti işverene maliyet olarak tanımladığımızı unutmayınız. Bu yüzden işverene maliyetten net ücrete geçiş yapacağız. Gelir gruplarının <strong>vergi sonrası aylık ortalama gelirleri </strong>şöyle olacaktır:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesimin 938.980 TL (ortalama vergi oranı %41,13)</li>



<li>En üst %9&#8217;luk kesimin 176.675 TL (ortalama vergi oranı %42,66)</li>



<li>En üst %1&#8217;lik kesim ile en üst %9&#8217;luk kesimin toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin 256.734 TL (ortalama vergi oranı %42,08)</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesimin 42.164 TL (ortalama vergi oranı %40,99)</li>



<li>En alt %50&#8217;lik kesimin 17.002 TL (ortalama vergi oranı %27,66)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ortalama Vergi Oranı= [(Sosyal Güvenlik Vergileri + Gelir Vergisi) / (İşverene Maliyet)]</strong></p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-e397ca9a2bf61172d73f9806101febc8" style="background-color:#0274be">En Alt %50&#8217;lik Kesimin Ortalama Gelirine Göre Gelir Gruplarının Vergi Sonrası Ortalama Gelirlerinin Karşılaştırılması</h3>



<p class="wp-block-paragraph">En yüksek %1&#8217;lik kesim aylık vergi sonrası ortalama geliri 938.980 ve en alt %50&#8217;lik kesimin vergi sonrası aylık ortalama geliri 17.002 TL ise, en üst %1&#8217;lik kesimin vergi sonrası aylık ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin vergi sonrası aylık ortalama gelirinin 55,23 (=938.980 / 17.002) katıdır. </p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesimin ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin <strong>55,23</strong> katıdır. Vergi öncesinde <strong>67,86</strong> katıydı.</li>



<li>En üst %9&#8217;luk kesimin ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin <strong>10,39</strong> katıdır. Vergi öncesinde <strong>13,11</strong> katıydı.</li>



<li>En üst %1&#8217;lik kesim ile en üst %9&#8217;luk kesimin toplamı olan en üst %10&#8217;luk kesimin ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin <strong>15,10</strong> katıdır. Vergi öncesinde <strong>18,86</strong> katıydı.</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesimin ortalama geliri en alt %50&#8217;lik kesimin ortalama gelirinin <strong>2,48</strong> katıdır. Vergi öncesinde<strong> 3,04</strong> katıydı.</li>
</ul>



<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-78296730a7e105aff6a74e618d324516" style="background-color:#008b00">SONUÇ: NE ÖĞRENDİK?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu soruya siz cevap vereceksiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gelir ve Servet Eşitsizliği: Türkiye</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/gelir-ve-servet-esitsizligi-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 2024 21:35:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[D. EMEK, ÜCRET VE SOSYAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[D.3. Gelir Dağılımı ve Eşitsizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4139</guid>

					<description><![CDATA["Gelir dağılımını anlamak, ekonominin işleyişini anlamak için gereklidir."]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-79e36e69de833ced0fe558dad33e6a27" style="background-color:#008b00">GELİR VE SERVET EŞİTSİZLİĞİ: TÜRKİYE</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Anthony B. Atkinson &#8220;Eşitsizlik Ne Yapılabilir? (s.15)&#8221; kitabında <strong><em>&#8220;Gelir dağılımını anlamak, ekonominin işleyişini anlamak için gereklidir.&#8221;</em></strong> der.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bence ekonomiyi daha iyi anlayabilmek için para ve eşitsizliği (gelir ve servet) bir bütün olarak anlamak gereklidir. Bu yüzden anlatmaya çalışacağım konularda fazla ilerlemeden Türkiye&#8217;nin eşitsizlik görünümü sizlere sunmak istedim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Thomas Piketty &#8220;Yirmi Birinci Yüzyılda Kapital (s.632)&#8221; kitabında <strong><em>“Sosyal bilimlerin tüm disiplinlerindeki araştırmacılar, gazeteciler, yorumcular, sendikacılar, eğilimi ne olursa olsun tüm politik aktivistler ve hele ki tüm yurttaşlar parayla, onun nasıl ölçüldüğüyle, onu çevreleyen olgularla ve onun tarihiyle yakından ilgilenmek zorundadırlar. Yeterince paraya sahip olanlar kendi çıkarlarını savunmayı asla ihmal etmezler. Rakamlarla uğraşmayı reddetmenin en yoksullara fayda sağladığına ise pek rastlanmamıştır.”</em></strong>demektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çalışmada kullanılan veriler <a href="https://wid.world/country/turkey/" data-type="link" data-id="https://wid.world/country/turkey/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">World Inequality Database (WID</a>)&#8217;den alınmıştır. Bu veri tabanı verilerin niteliğini 5 yıldız üzerinden puanlamıştır. Türkiye&#8217;ye ilişkin verinin niteliği 2 yıldızdır. Ayrıca gelir eşitsizliği verilerinde 2020-2022 dönemi tahminleri daha da niteliksizdir. Ayrıca hem gelir dağılımı hem de servet dağılımı verileri cari fiyatlarladır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir eşitsizliği 20 yaş ve üstü nüfusun &#8220;vergi öncesi&#8221; gelirlerinin milli gelirden aldıkları payları ifade eder. Vergi sonrasında gelir eşitsizliğinin görünümünün değişecebileceği unutulmamalıdır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-6eac8fe93c21320220f163c4b8903fef" style="background-color:#0274be">Türkiye Gelir Eşitsizliği: 1987-2022</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte Türkiye&#8217;nin 20 yaş ve üstü nüfusun vergi öncesi gelir eşitsizliği sunulmuştur. Bu grafiğe göre, 1987-2007 döneminde en üst %10&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı payın düşerken, en alt %90&#8217;nun yani orta %40&#8217;lık kesimin ve en alt %50&#8217;lik kesimin payının arttığını görüyoruz. 2007 yılından sonra ise en üst %10&#8217;luk kesim milli gelirden aldığı pay yavaş yavaş artarken, orta %40&#8217;lık kesim ve en alt %50&#8217;lik kesimin milli gelirden aldığı pay azalmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu grafiğe göre, cari dönemde milli gelirin paylaşımının şu şekilde olduğunu görüyoruz.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En üst %1&#8217;lik kesimin geliri milli gelirin %19&#8217;u,</li>



<li>En üst %9&#8217;lik kesimin geliri milli gelirin %33&#8217;ü,</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesim geliri milli gelirin %34&#8217;ü,</li>



<li>En alt %50&#8217;lik kesim geliri milli gelirin %14&#8217;üdür.</li>
</ul>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-ve-Servet-Esitsizligi-1987-2022-scaled-e1720689454291.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-ve-Servet-Esitsizligi-1987-2022-1024x669.jpg" alt="Türkiye Gelir ve Servet Eşitsizliği, 1987-2022" class="wp-image-4154" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Toplumun gelir seviyesine göre kesimlerinin &#8220;en alt %50&#8217;lik kesime göre&#8221; milli gelirden ne kadar fazla pay aldığını görebilmek için aşağıdaki grafik oluşturulmuştur. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafiğe göre, 20 yaş üstü en üst 1&#8217;lik kesimin milli gelirden aldığı pay kendisinin 50 katı büyüklüğünde nüfusa sahip olan en alt %50&#8217;lik kesimin payından %32 (=(%19/%14-1) daha fazladır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En üst 9&#8217;lik kesimin milli gelirden aldığı pay en alt %50&#8217;lik kesimin payından %132 (=(%33/%14-1) daha fazladır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Orta 40&#8217;lık kesimin milli gelirden aldığı pay ise en alt %50&#8217;lik kesimin payından %141 (=(%34/%14-1) daha fazladır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Gelir-Esitsizligi-En-Alt-50ye-Gore-Kac-Daha-Fazla-scaled-e1720701018335.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img decoding="async" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Gelir-Esitsizligi-En-Alt-50ye-Gore-Kac-Daha-Fazla-1024x669.jpg" alt="Gelir Eşitsizliği, En Alt 'ye Göre % Kaç Daha Fazla" class="wp-image-4193" style="width:800px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Yukarıdaki her iki grafikten açıkça görüleceği üzere, 1987&#8217;den 2007&#8217;ye kadar olan dönemde gelir eşitsizliğinde düşüş gözlemlenmektedir. Ancak 2007&#8217;de gelir eşitsizliğinde düşüş eğilimi durmuş ve hatta sonrasında eşitsizlik yavaşta olsa artış eğilimi göstermiştir. Gelir eşitsizliği seviyesi kabul edilebilir olmaktan çok uzak olsa da 1990&#8217;lara göre belirgin bir biçimde daha iyi durumdadır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-7d3c8cbaeb182d9dbaf11babf8bf07e3">Türkiye Gelir Eşitsizliği Düşüş Dönemi: 1987-1994  ve 2002-2007</h4>



<p class="wp-block-paragraph">1987-2023 dönemi Türkiye gelir eşitsizliği görünümüne baktığımızda, 1987-1994 dönemi ve 2002-2007 dönemi, genel olarak, gelir eşitsizliklerinin azaldığı bir dönem olarak görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1987-1994 döneminde en üst %9 &#8216;luk kesimin, ortadaki %40&#8217;lık kesimin ve en alt %50&#8217;lik kesimin gelirden aldığı paylar artmıştır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">2002-2007 döneminde ise ortadaki %40&#8217;lık kesimin ve en alt %50&#8217;lik kesimin gelirden aldığı pay artmıştır ancak en üst %9&#8217;luk kesimin payı biraz düşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1987 yılında en üst %1&#8217;lik kesim milli gelirden %27,9 pay alırken 1994 yılında bu oran %6,5 puan azalarak %21,4&#8217;e gerilemiştir. Bu %6,5 puanlık düşüş, %1,6&#8217;lık puanı en üst %9&#8217;luk kesimin, %3&#8217;ü orta %40&#8217;lık kesimin ve %1,6 puanı en alt %50&#8217;lik kesimin payını artırmıştır. Bunu biraz açalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">100 kişilik bir toplum her yıl 100 birim gelir ürettiğini düşünelim. 1987 yılında bir kişi toplam üretimin 27,9 birimini alırken 1994 yılında bu bir kişinin gelirden aldığı pay 6,5 birim azalarak 21,4 birime düşmüştür. </p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>1 kişinin gelirindeki bu 6,5 birimlik azalma toplumun geri kalan 99 kişisine nasıl dağıldı?</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>1,6 birim 9 kişi tarafından (kişi başına ortalama 0,172 birim=1,6/9)</li>



<li>3 birim 40 kişi tarafından (kişi başına ortalama 0,083 birim=3/40)</li>



<li>1,6 birim 50 kişi tarafından (kişi başına ortalama 0,033birim=1,6/50)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">paylaşılmıştır.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><a href="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-Esitsizligi-1987-2022-Tablo.jpg" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="666" height="712" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/2024/07/Turkiye-Gelir-Esitsizligi-1987-2022-Tablo.jpg" alt="Türkiye Gelir Eşitsizliği, 1987-2022, Tablo" class="wp-image-4155" style="width:700px"/></a></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">2002 yılında en üst %1&#8217;lik kesim milli gelirden %22,1 pay alırken 2007 yılında bu oran %5,5 puan azalarak %16,6&#8217;ya gerilemiştir. Ayrıca bu dönem en üst %9&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay da %1,3 puan azalarak %33,1&#8217;den %31,8&#8217;e düşmüştür. Yani en süt %10&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay 2002-2007 döneminde %6,8 puan düşmüştür. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu %6,8 puanlık düşüşün, %4,2&#8217;si orta %40&#8217;lık kesimin ve %2,7 puanı ise en alt %50&#8217;lik kesimin payını artırmıştır. Bunu yukarıdaki gibi yine biraz açalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">100 kişilik bir toplum her yıl 100 birim gelir ürettiğini düşünelim. 2002 yılında on kişi toplam üretimin 55,2 birimini alırken 2007 yılında bu bir kişinin gelirden aldığı pay 6,8 birim azalarak 48,4 birime düşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>10 kişinin kişinin gelirindeki  6,8 birimlik azalma toplumun geri kalan 90 kişisine nasıl dağıldı?</strong></p>



<ul class="wp-block-list">
<li>4,2 birim 40 kişi tarafından (kişi başına ortalama 0,104 birim=4,2/40)</li>



<li>2,7 birim 50 kişi tarafından (kişi başına ortalama 0,053 birim=2,7/50)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">paylaşılmıştır. Yani en üst %10&#8217;luk kesimin gelirindeki 6,8 birimlik azalma, orta sınıfın kişi başına ortalama gelirini 0,104 birim artırırken en alt %50&#8217;lik kesimin kişi başına ortalama gelirini 0,053 birim artırmıştır. Elbette bu değerler ortalamadır, ilgili kesimin örneğin orta %40&#8217;lık kesimin üst basamağında olanlar muhtemelen 0,104 birimden daha fazla gelirlerini artırmışlardır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-09d10aca8fbd1e93e159bd75d062f4c9">Türkiye Gelir Eşitsizliği Artış Dönemi: 2007-2018</h4>



<p class="wp-block-paragraph">2007-2018 döneminde en üst %1&#8217;lik kesimin milli gelirden aldığı %3,8 puan artarak %16,6&#8217;dan %20,4&#8217;e, en üst %9&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay ise %1 puan artarak %31,8&#8217;den %32,8&#8217;e yükselmiştir. Başka bir deyişle, bu dönemde en üst %10&#8217;luk kesimin milli gelirden aldığı pay %4,8 puan artarak %48,4&#8217;ten %53,2&#8217;ye yükselmiştir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu dönemde orta %40&#8217;lık kesimin payı %3,5 puan azalarak %36,6&#8217;dan %33,1&#8217;e, en alt %50&#8217;lik kesimin payı ise %1,4 puan azalarak %15&#8217;ten %13,7&#8217;ye düşmüştür.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-white-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-44c9f55821b4018f51a9454e33f50886" style="background-color:#0274be">Türkiye Servet Eşitsizliği: 1995-2022</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafikte 20 yaş ve üstü nüfusun net servetinin (borçlardan arındırılmış) dağılımı gösterilmiştir. Burada servetten kasıt gayrimenkul (konut, arsa..) sermaye, finansal sermaye ve endüstriyel sermayedir. Pratikte ülkemizde otomobil servetimizin bir parçası olsa da buradaki hesaplamalarda otomobilin değeri hesaplamalarda yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu grafiğe göre, günümüzde net servetin paylaşımının şu şekilde olduğunu görüyoruz.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>En zengin %1&#8217;lik kesim servetin %37&#8217;ine</li>



<li>En zengin %9&#8217;lik kesim servetin %31&#8217;ine</li>



<li>Orta %40&#8217;lık kesim servetin %29&#8217;una</li>



<li>En yoksul %50&#8217;lik kesim servetin %3&#8217;üne sahiptir.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir deyişle, en zengin %10 toplam servet birikimin %68&#8217;ine sahipken, kendi nüfusunun 5 katı olan en yoksul %50&#8217;lik kesimin servetten aldığı pay %3&#8217;tür. Somutlaştırmak gerekirse, 10 kişi bir pastanın %70&#8217;ine sahipken, 50 kişi bu pastanın %3&#8217;üne sahiptir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1995-2022 dönemi servet eşitsizliğini incelediğimizde, 2000-2007 döneminde servet dağılımında eşitsizliğin belirgin biçimde düştüğünü görüyoruz. Ancak 2007 yılından sonra servet eşitsizliğindeki düşüş durmuştur, hatta biraz yükselmeye başlamıştır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-5bb0e3ad13f6ffe8afb54218304b8317">Türkiye Servet Eşitsizliği Düşüş Dönemi: 2000-2007</h4>



<p class="wp-block-paragraph">2000-2007 döneminde en zengin %1&#8217;lik kesimin servetten aldığı pay %13,7 puan düşerek %50,3&#8217;ten %36,7&#8217;ye düşmüştür. </p>



<p class="wp-block-paragraph">En zengin %9&#8217;luk kesimin servetten aldığı payı %1,6 puan artarak %28&#8217;den %29,6&#8217;ya, orta sınıfın servetten aldığı payı %9,1 puan artarak %20,9&#8217;dan %30&#8217;a, en yoksul %50&#8217;lik kesimin payı ise %3 puan artarak %0,8&#8217;den %3,8&#8217;e yükselmiştir.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-f0b0ed52b2805ff17cdbb6837d268813">Türkiye Servet Eşitsizliği Yükseliş Dönemi: 2007-2018</h4>



<p class="wp-block-paragraph">2007-2018 döneminde en zengin %1&#8217;lik kesin servetten aldığı payı %2,2 puan, en zengin %9&#8217;luk kesim %0,3 puan artırmıştır. Başka bir deyişle bu dönemde en zengin %10&#8217;luk kesim servetten aldığı payı %2,6 puan artırmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dönemde orta sınıfın servetten aldığı pay %2 puan, en yoksul %50&#8217;lik kesimin payı ise %0,6 puan gerilemiştir.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-3dbda6b795be5f0c2de9625b7d5048d3">Bir Hatırlatma</h4>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir ve servet eşitsizliğinde kesimler birbiri ile eşleşmek zorunda değildir. Örneğin gelir durumu bakımından en üst %9&#8217;luk kesimde olan biri servet  bakımından en yoksul %50 içinde bulunabilir. Örneğin ayda 50 bin TL kazanan birisinin herhangi bir birikimi olmadığı gibi negatif net servete (yani hiç bir varlığı yokken bankalara borcu olabilir) sahip olabilir. Tersine servet bakımından orta %40&#8217;lık kesimde olan birisi gelir bakımından en yoksul %50 içinde de olabilir (Belki bir adet değerli bir konut miras kalmıştır)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama servet bakımından en üst %1&#8217;lik kesimin en yüksek %1&#8217;lik kesim içinde olması olasıdır. Çünkü büyük servetlerin sermaye geliri de büyük olacaktır. Örneğin 10 adet konutu olan birisi çalışmadan aylık 250-300 bin TL gelir elde edebilir. Böyle bir gelir düzeyi de bu kişiyi gelir düzeyinde de üst kesimlere taşır.</p>



<h4 class="wp-block-heading has-black-color has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background has-link-color wp-elements-906ea05e8ff3b0fb193c79e2db25179c">Tüketim Eşitsizliği ve Gelir Eşitsizliği</h4>



<p class="wp-block-paragraph">Gelir ve servet eşitsizliğinin dışında bir de tüketim eşitsizliği dediğimiz bir kavram vardır. Kredi koşullarının uygun olduğu dönemlerde toplumlar gelir eşitsizliğinin etkilerinin bir kısmını hissetmeyebilirler. Çünkü krediye erişimin kolay olması tüketim kalıbını bir süre devam ettirebilmemize olanak sağlar. Böyle bir durumda tüketim eşitsizliği gelir eşitsizliğinden daha düşük olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ya da kamusal bir hizmet olan bir hizmetin parasallaşması durumunda ise gelir eşitsizliğinde değişme olmasa bile toplumlar eşitsizliği daha fazla hissedebilir. Böyle bir durumda tüketim eşitsizliği gelir eşitsizliğinden daha yüksek olur. Örneğin, devlet sağlık hizmeti vermeyi bırakırsa, gelir eşitsizliği değişmese bile sağlık hizmeti tüketim bütçesini artıracaktır. Bu da bizim gelir eşitsizliğinin etkisini daha fazla hissetmemize sebep olur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
