<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<atom:link href="https://sanayilesmeliyiz.com/sanayilesme-ve-kalkinma-ekonomisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<description>T&#220;RKİYE EŞİTLİKLE SANAYİLEŞMEK MECBURİYETİNDEDİR!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 14:24:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/cropped-SITE-SIMGESI-sanayilesmeliyiz.com_-32x32.png</url>
	<title>B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ &#8211; T&Uuml;RKİYE EŞİTLİKLE KALKINMAK MECBURİYETİNDEDİR!</title>
	<link>https://sanayilesmeliyiz.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İhracat Stratejisinde Kapasite ve Finansman Kıskacı: Ok Yaydan Çıktı</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/ihracat-ithal-ikame-kapasite-ve-finansman-cikmazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 09:50:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[B.3. Sanayi Politikaları ve Devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=13673</guid>

					<description><![CDATA[Ekonomi yönetiminin ihracat ve ithal ikame arasındaki hassas dengesi, beraberinde hayat pahalılığı ve kapasite sorunlarını getiriyor. Yazı, mevcut finansman sıkışıklığı altında yeni yatırımların nasıl yapılacağını ve bu tıkanıklığın nasıl aşılacağını sorguluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-6ec30f34004f6422e7d3b952feff8d34">İhracat Stratejisinde Kapasite ve Finansman Kıskacı: Ok Yaydan Çıktı</h1>



<p class="wp-block-paragraph">Ekonomi yönetimi, yerli üreticiyi gümrük duvarlarıyla korurken ihracatı ana motor haline getirmeyi hedefliyor. Ancak bu durum, iç piyasada hayat pahalılığına ve ihracatçının &#8220;kolay kâr&#8221; için iç pazara yönelme riskine yol açabilir. Mevcut finansman sistemindeki tıkanıklık ise yeni yatırımların önündeki en büyük engel.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İthal İkame ve Hayat Pahalılığı Çıkmazı</h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Ok yaydan çıktı.</strong> Ekonomi yönetiminde artık rota belli: Bir yandan ithal ikameci bir anlayışla yerli üreticiyi gümrük tarifeleriyle korurken, diğer yandan tüm kaynaklarımızı ihracatçıyı desteklemek için seferber ediyoruz. Ancak bu stratejik tercih, beraberinde yapısal bir riski de getiriyor. Yerli üretimi koruma adına yükseltilen maliyetler bizi kaçınılmaz olarak bir <strong>hayat pahalılığı</strong> sorununa sürüklüyor; bu süreçte ise dar gelirli kesimi hayat pahalılığına karşı korumak bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İhracatçı İç Pazara mı Yöneliyor?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak burada temel bir çelişkiyle karşı karşıyayız: İç piyasadaki yüksek gümrük duvarları ve artan fiyatlar, ihracatçıları dış pazarın rekabetçi koşullarıyla uğraşmak yerine, kâr marjı daha yüksek görünen &#8220;ithal ikameci&#8221; iç pazara yönlendirebilir. İhracatçıyı teşviklerle desteklemek bu eğilimi kırmak için yeterli olacak mı?</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yatırım Şart: Finansman Çıkmazı Nasıl Aşılacak?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl mesele, teorik hedeflerin ötesinde bir <strong>kapasite sorunudur.</strong> Mevcut üretim hacmi, hedeflenen talebi karşılayamaz hale geldiğinde yeni yatırımlar artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Üstelik gümrük tarifelerinin yarattığı yüksek fiyat koruması, yatırımcıyı &#8220;ithal ikame&#8221; odaklı yeni yatırımlara teşvik edecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak burada devasa bir soru işareti karşımıza çıkıyor: <strong>Yatırımın niteliğine uygun vade ve faiz oranında finansman.</strong> Bugünkü sıkı para politikası ve finansal sistem içinde, bu <strong>gerekli yatırımlar</strong> nasıl hayata geçecek? Sermaye maliyetlerinin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, üretim kapasitesini artırmak mucizelere mi kalacak? Peki, bu finansal tıkanıklığı aşmak ve sanayiciyi yatırım sahasına geri döndürmek için atılacak bir sonraki adımımız ne olacak?</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomi Politikalarında Ayrım Tuzağı: İhracatçı Meselesi ve Siyasi Gerçeklik</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/ekonomi-politikalarinda-ayrim-tuzagi-ihracatci-meselesi-ve-siyasi-gerceklik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:45:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[B.3. Sanayi Politikaları ve Devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=13598</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazı, ekonomi politikalarında yapılan ihracatçı–ithalatçı gibi ayrımların pratikten çok ideolojik temellere dayandığını ve bu tür ayrımlar üzerinden geliştirilen politikaların zamanla siyasi sorunlara yol açtığını savunmaktadır. Sahadan gerçek bir proje deneyimi üzerinden, sınırlı kaynak–yüksek talep dengesizliğinin nasıl hayal kırıklığı yarattığı ve projelerin neden siyasi gerçekliklere göre yeniden şekillendirildiği anlatılmaktadır. Sonuç olarak, başarılı bir ekonomi politikasının yalnızca teknik olarak değil, aynı zamanda siyaseten uygulanabilir olması gerektiği vurgulanmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-5b2b294b7f1725dcb2b9a2fc1e8db5f2">Ekonomi Politikalarında Ayrım Tuzağı: İhracatçı Meselesi ve Siyasi Gerçeklik</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bugünün dev ihracatçılarına baktığınızda, aslında dünün o kabuğunu kırmaya çalışan ithal ikameci aktörlerini görürsünüz. Hepsinin kökleri birbirine benzer: Ya babadan kalma yağlı bir atölye ya da üç-beş kişinin omuz omuza verdiği mütevazi bir işletme… Bu firmaları ihracatçı ya da ihracatçı değil diye ayırmak pratik değil, tamamen ideolojik bir yaklaşımdır. Bu tür ayrımlar üzerinden şekillenen uygulamalar, bir noktadan sonra siyasetin başına sorun açar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yıllar önce heyecan verici bir proje uygulamaya konuldu. Herkes oldukça umutluydu. Ankara’dan Doğu Anadolu’ya hareket etmeden önce arkadaşlara bu işin yürümeyeceğini söyledim. Şaşkınlıkla nedenini sordular. Ortaya konan kaynağın çok sınırlı, buna karşılık girişimci talebinin son derece yüksek olduğunu ifade ettim. Bu yüzden yaklaşan seçim sürecinde bunun ciddi bir kırgınlık yaratacağını ve siyasetin bunu taşıyamayacağını ekledim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sahada bir hafta çalıştık, ardından Ankara’da aylar süren çalışmalar devam etti. Süreç tamamlandı, her şey yolunda görünüyordu. Ancak beklen(me)dik bir gelişme yaşandı: Proje iptal edildi ve farklı bir yapıya dönüştürüldü—bir tür genel teşvik mekanizmasına. Yatırımcılar toplu bir hayal kırıklığı yaşadı. Ama alternatif senaryoda derin bir ayrımcılık hissi oluşacaktı ve bu açıdan bakıldığında siyaset zor ama doğru bir karar vermişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yatırımcı,</p>



<p class="wp-block-paragraph">— Uyudum, uyandım, bir rüya görmüş gibiyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir yatırımcı,</p>



<p class="wp-block-paragraph">—Şimdi biz bu yatırımları nasıl yapacağız? Lütfen bize bir akıl verin&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında proje son derece nitelikliydi; yatırımcılar büyük bir heyecan içindeydi ve hemen hemen tamamı KOBİ ölçeğindeydi. Kaynak miktarı artırılabilseydi, bu projenin hayata geçirilmesi bugün Doğu ve Güneydoğu’daki KOBİ’lerin yapısını önemli ölçüde farklılaştırabilirdi. Girişimciler para istemiyordu, istedikleri tek şey uygun vade ve finansman imkanıyla makine ve teçhizat yatırımlarıydı ve zaten para da verilmeyecekti bu makinelerin ödemesi yapılacaktı diye hatırlıyorum. Bu girişimler varlarını yoklarını, her şeylerini işlerine yatırmış insanlardı. Çok güzel projeler vardı ama Devlet dışında herhangi bir finansal kuruluş bu projeleri finanse edemezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak anlatmak istediğim şey şu: </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir ekonomi politikası ya da proje tasarlanırken ilk sorulması gereken, bunun siyaseten uygulanabilir olup olmadığı ve ne tür siyasi sonuçlar doğuracağıdır. Eğer bu sorulara verilen yanıtlar olumsuzsa, proje mutlaka siyasi gerçekliklerle uyumlu hale getirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu hikayeden yıllar sonra&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başka bir proje&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben,</p>



<p class="wp-block-paragraph">—Bu uygulama talimatını kim yaptı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevap,</p>



<p class="wp-block-paragraph">—Ne uygulama talimatı, bizim bilgimiz yok. Ne oldu?&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben,</p>



<p class="wp-block-paragraph">— Başımız dertte&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Talep Enflasyonu Söylemi Üzerine: Türkiye’de Sorun Gerçekten Talep miydi?</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/talep-enflasyonu-soylemi-turkiyede-sorun-gercekten-talep-miydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 07:12:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.2. Kur, Talep ve Sanayi İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=13251</guid>

					<description><![CDATA[Düşük faiz döneminde gözlenen enflasyon, tüketici kredilerinin desteklediği bir tüketim enflasyonu değildi. Zira bu dönemde tüketici kredileri miktarsal kısıtlamalara tabi tutulmuş ve bireysel borçluluk zaten gerilemişti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Talep Enflasyonu Söylemi Üzerine: Türkiye’de Sorun Gerçekten Talep miydi?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Düşük faiz döneminde gözlenen enflasyon, tüketici kredilerinin desteklediği bir tüketim enflasyonu değildi. Zira bu dönemde tüketici kredileri miktarsal kısıtlamalara tabi tutulmuş ve bireysel borçluluk zaten gerilemişti. Nitekim 2021–2023 döneminde bireysel borçluluk yaklaşık yarı yarıya azalmıştı. 2021 yılında bireysel kredilerin GSYH’ye oranı %10,8 iken, bu oran 2022’de %7,3’e, 2023’te ise %5,7’ye düşmüştü.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230dec28&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230dec28" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Talep-Enflasyonu-Soylemi-Uzerine-Turkiyede-Sorun-Gercekten-Talep-miydi-22-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13312" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Yüksek faiz dönemine geçildiğinde —2018 yılında olduğu gibi— talebin sert biçimde daralmaması ve ekonominin bir krize sürüklenmemesi, esasen yüksek faizle yapılması “beklenen” ya da “inanılan” sıkılaştırmanın daha önce düşük faiz ortamında fiilen gerçekleştirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Nitekim yukarıda da belirtildiği üzere, 2023 yılında %5,7 olan bireysel borçluluk oranı, yüksek faiz dönemini kapsayan 2024 yılında yüzde 1 puanlık bir gerilemeyle %4,7’ye düşmüş, 2025 yılında ise %4,7 seviyesinde kalmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa 2014 yılında %14 seviyesinde olan bireysel borçluluk oranı 2017 yılında %13&#8217;e gerilmişti. 2018 yılında ise bireysel borçluluk oranı ekonomik daralmanın GSYH üzerindeki etkisiyle birlikte 2018 yılında yüzde 2,2 puanlık düşüşle %10,8&#8217;e gerilemişti ve 2019 yılında da %10,9 düzeyinde gerçekleşmişti. Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, bireysel kredilerdeki yıllık değişimin GSYH’ye oranı 2017 yılında %1,9 iken, bu oran 2018 yılında %0,1’e kadar gerilemiştir. Buna karşılık aynı oran 2022 yılında %2 düzeyindeyken, 2023’te %1,6’ya, 2024’te ise %1,2’ye düşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Krediler kısıtlandığında, kredinin fiyatının (faiz oranının) ne olduğunun önemi büyük ölçüde ortadan kalkar.</em> Dolayısıyla, ekonomide düşük faiz döneminde tüketici kaynaklı bir talep enflasyonu söz konusu olmuş olsa dahi, uygulanan miktarsal kısıtlamalar yoluyla bu tür bir enflasyonist baskı zaten büyük ölçüde sönümlenmişti. Bu nedenle yüksek faiz politikasına geçildiğinde, bu alanda elde edilebilecek kayda değer ilave bir “kazanç alanı” fiilen kalmamıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2017 yılında hanehalkı nihai tüketiminin GSYH içindeki payı %53,56 iken, 2018’in son çeyreği ile 2019’un ilk iki çeyreğinde yaşanan ekonomik daralmaya rağmen —paydadaki gerileme, oranı yukarı yönlü destekler— 2018 yılında sadece %53,75’e yükselmiş, 2019 yılında ise %53,39’a gerilemiştir. Buna karşılık 2023 yılında %54,74 olan hanehalkı nihai tüketiminin GSYH’ye oranı, ekonomik büyümeye rağmen —paydadaki artış, oranı aşağı yönlü destekler— 2024’te %54,66’ya, 2025’te ise %54,63’e düşmüştür.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230df28f&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230df28f" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Talep-Enflasyonu-Soylemi-Uzerine-Turkiyede-Sorun-Gercekten-Talep-miydi-11-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13308" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mal Ağırlıklı Enflasyon Ölçümünün Sanayi ve Kur Politikası Üzerindeki Etkileri</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/mal-agirlikli-enflasyon-olcumu-sanayi-kur-politikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Dec 2025 10:35:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[B.2. Kur, Talep ve Sanayi İlişkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12996</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de TÜFE sepetinin yaklaşık üçte ikisi (%67) mallardan, geri kalan üçte biri (%33) ise hizmetlerden oluşmaktadır. ABD’de ise bunun tam tersi bir yapı söz konusudur: Sepetin yaklaşık üçte biri mallar (Kasım 2023'te %33, Kasım 2024'te %30), üçte ikisi hizmetlerden meydana gelmektedir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Mal Ağırlıklı Enflasyon Ölçümünün Sanayi ve Kur Politikası Üzerindeki Etkileri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Amerikalıların enflasyon ölçümünde esas alınan tüketim sepetinde malların ağırlığı ile, Türkiye’de enflasyon ölçümünde esas alınan tüketim sepetinde malların ağırlığının aşırı derecede farklıdır. Bu tablo karşısında insan ister istemez ölçüm yaklaşımının tutarlılığını ve gerçekliği ne ölçüde yansıttığını sorgulamak zorunda kalmaktadır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-0dd1b3f744813ac3f85b1ee7a1dba3ff">TÜFE Sepetinde ve Üretimde Mallar ve Hizmetlerin Ağırlığı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de TÜFE sepetinin yaklaşık üçte ikisi (%67) mallardan, geri kalan üçte biri (%33) ise hizmetlerden oluşmaktadır. ABD’de ise bunun tam tersi bir yapı söz konusudur: Sepetin yaklaşık üçte biri mallar (Kasım 2023&#8217;te %33, Kasım 2024&#8217;te %30), üçte ikisi hizmetlerden meydana gelmektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e1083&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e1083" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/TUFE-Sepetinde-Mallar-ve-Hizmetlerin-Agirligi-Turkiye-ve-ABD-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13043" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Oysa GSYH bileşimine bakıldığında Türkiye’de sektörlerin toplam katma değerinin yaklaşık %35-40&#8217;ı sanayi, inşaat ve tarım-ormancılık-avcılık sektörlerinden sağlanmakta; geri kalan %65-60&#8217;sı ise hizmetler ve ticaret sektörleri tarafından üretilmektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e179e&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e179e" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Tarim-Ormancilik-ve-Balikcili-Sanayi-Insaat-Uretimi-Toplaminin-Sektorler-Uretimi-Toplamina-Orani-Yillik-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13041" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Üretim yapısı ağırlıklı olarak hizmet sektörüne dayanırken, enflasyon ölçümünde mal ağırlıklı bir sepet kullanılmaktadır. Oysa bu ekonomi içinde yaşayan herhangi biri, birkaç saniye durup düşündüğünde, tüketim sepetimizde malların %70, hizmetlerin ise yalnızca %30 ağırlığa sahip olduğunu iddia etmenin gerçeklikle bağdaşmadığını kolaylıkla fark eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada bir parantez açarak, <strong>dış ticarete konu olan</strong> mallar ve hizmetler ile <strong>dış ticarete konu olmayan</strong> mallar ve hizmetler arasındaki ayrımı kısaca ele almak gerekir. Bu ayrım, hem üretim yapısının hem de enflasyon dinamiklerinin doğru okunabilmesi açısından temel önemdedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Dış Ticarete Konu Olan Mallar ve Hizmetler</h4>



<p class="wp-block-paragraph">Dış ticarete konu olan mallar ve hizmetler ihracatı veya ithalatı yapılan ya da iç talebin genişliğinden dolayı ihracatı yapılamayan veya ithal ikameci bir uzmanlaşma sebebiyle ithalatı yapılamayan mallardır. Bu tür mallar ve hizmetlerin en temel özelliği fiyatlarının <strong>dünya arz ve talebine göre belirlenmesidir.</strong> Başka bir deyişle bu malların fiyatları üzerinde küçük bir ülkenin yurtiçi arz ve talebinin bir etkisi yoktur. Bu malların yurtiçi talebi azalır (artar) ise yurtiçi piyasalarda oluşan arz fazlalığı (eksikliği) dünya fiyatlarından ihraç (ithal) edilebileceği için, bu mallara ilişkin yurtiçi arz ve talep değişimleri ihracat ve ithalattaki değişimlerle dengelenebilmektedir.</p>



<h4 class="wp-block-heading">Dış Ticarete Konu Olmayan Mallar ve Hizmetler</h4>



<p class="wp-block-paragraph">Dış ticarete konu olmayan mallar ve hizmetler, ihracatı ya da ithalatı yapılmayan ya da yapılamayan mallardır. Bu mallar ve hizmetler sadece üretildikleri ekonomilerde tüketilir. Bu nedenler söz konusu malların ve hizmetlerin fiyatları uluslararası piyasalarda değil, her ülkenin <strong>kendi iç arz ve talep koşulları tarafından</strong> belirlenir.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-f4987a9fd46fee849479e4c237335f6f">Türkiye&#8217;de Enflasyon</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Hatırlanacağı üzere, yukarıda Türkiye’de TÜFE sepetinin —gerçeklikten uzak bir biçimde— %67’sinin mallardan, kalan %33’ünün ise hizmetlerden oluştuğu belirtilmiştir. Bu uyumsuz yapı, döviz kurunda bir artış yaşandığında, —genel olarak dış ticarete konu nitelikte olan— malların fiyatlarının da hızla yükselmesine yol açmaktadır. Zira <strong>dış ticarete konu olan mallar ve hizmetlerin ulusal para birimi cinsinden fiyatları küresel piyasalardaki döviz cinsinden fiyatlar (ulaşım maliyeti, ülkeye özgü vergiler vb. eklendikten sonra) ile döviz kurunun çarpımıdır.</strong> Böyle bir durumda enflasyon mallar üzerinden yükselmektedir; buna karşılık genel olarak yurt içi arz ve talep dinamiklerine bağlı olan hizmet fiyatlarındaki görece daha yavaş artışlar yeterince temsil edilmemektedir. Sonuç döviz kurunda yaşanan bir artışın ardından ölçülen enflasyon oranı, Türkiye ekonomisinin fiilî ve gerçekçi enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir. Tersi durumda da yani döviz kurunda yaşanan bir düşüşün ardından ölçülen enflasyon oranı Türkiye ekonomisinin fiilî ve gerçekçi enflasyon oranının altında gerçekleşmektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e1fac&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e1fac" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Mallar-ve-Hizmetler-Enflasyon-Oranlari-ile-Dolar-Kuru-Degisimi-Yillik-1-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13039" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e24b0&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e24b0" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Temel-Mallar-ve-Dayanikli-Mallar-Enflasyon-Oranlari-ve-Dolar-Kuru-Degisimi-Yillik-2-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13042" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-19ceb6a2b3a33a1d47c349b9ed497993">TÜFE Sepetinin Ters Ağırlıklandırması Kabulu Altında Enflasyon Oranı*</h3>



<p class="wp-block-paragraph">TÜFE sepetinde <strong>X</strong> malların ağırlığını temsil ettiğinde, hizmetlerin ağırlığı <strong>1−X</strong> olarak tanımlanır. Bu durumda genel enflasyon, mal ve hizmet enflasyonlarının ağırlıklı ortalamasıdır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><math xmlns="http://www.w3.org/1998/Math/MathML" display="block"><semantics><mrow><mi>X</mi><mo>⋅</mo><mtext>Mallar&nbsp;Enflasyonu&nbsp;(M)</mtext><mo>+</mo><mo stretchy="false">(</mo><mn>1</mn><mo>−</mo><mi>X</mi><mo stretchy="false">)</mo><mo>⋅</mo><mtext>Hizmetler&nbsp;Enflasyonu&nbsp;(H)</mtext><mo>=</mo><mtext>Genel&nbsp;Enflasyon&nbsp;(E)</mtext></mrow><annotation encoding="application/x-tex">X \cdot \text{Mallar Enflasyonu (M)} + (1 &#8211; X) \cdot \text{Hizmetler Enflasyonu (H)} = \text{Genel Enflasyon (E)}</annotation></semantics></math></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu eşitlik açıldığında,<math xmlns="http://www.w3.org/1998/Math/MathML" display="block"><semantics><mrow><mi>X</mi><mo>⋅</mo><mi>M</mi><mo>+</mo><mi>H</mi><mo>−</mo><mi>X</mi><mo>⋅</mo><mi>H</mi><mo>=</mo><mi>E</mi></mrow><annotation encoding="application/x-tex">X \cdot M + H &#8211; X \cdot H = E</annotation></semantics></math></p>



<p class="wp-block-paragraph">ya da eşdeğer biçimde,<math xmlns="http://www.w3.org/1998/Math/MathML" display="block"><semantics><mrow><mi>X</mi><mo>⋅</mo><mi>M</mi><mo>−</mo><mi>X</mi><mo>⋅</mo><mi>H</mi><mo>=</mo><mi>E</mi><mo>−</mo><mi>H</mi></mrow><annotation encoding="application/x-tex">X \cdot M &#8211; X \cdot H = E &#8211; H</annotation></semantics></math></p>



<p class="wp-block-paragraph">şeklinde yazılabilir. Buradan <strong>X</strong> yalnız bırakıldığında,<math xmlns="http://www.w3.org/1998/Math/MathML" display="block"><semantics><mrow><mi>X</mi><mo>=</mo><mfrac><mrow><mi>E</mi><mo>−</mo><mi>H</mi></mrow><mrow><mi>M</mi><mo>−</mo><mi>H</mi></mrow></mfrac></mrow><annotation encoding="application/x-tex">X = \frac{E &#8211; H}{M &#8211; H}</annotation></semantics></math></p>



<p class="wp-block-paragraph">ifadesi elde edilir. Buradaki <strong>X</strong>, TÜFE sepetindeki <strong>bir önceki döneme (t−1) ait mallar ağırlığını</strong> temsil etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">X’in TÜFE sepetinde <strong>malların değil hizmetlerin ağırlığını</strong>, <strong>1−X’in ise hizmetlerin değil malların ağırlığını</strong> temsil ettiği varsayıldığında, bu ters ağırlıklandırma altında hesaplanan enflasyon oranı aşağıdaki grafikte <strong>Enflasyon*</strong> olarak gösterilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eylül 2022’de dolar kuru bir önceki yılın aynı ayına göre %114,8 artarken, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranı %83,5 düzeyinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde ters ağırlıklandırma yöntemiyle hesaplanan <strong>Enflasyon*</strong> oranı ise %67,9 olarak bulunmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mayıs 2023’te dolar kurunun yıllık artışı %26’ya gerilerken, yıllık TÜİK-Enflasyon oranı %39,6 olmuş; ters ağırlıklandırma ile hesaplanan <strong>Enflasyon*</strong> oranı ise %49,7 seviyesinde gerçekleşmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kasım 2025’e gelindiğinde dolar kurunun yıllık değişimi %22,7’ye gerilerken, TÜİK-Enflasyon oranı %31,1’e düşmüştür. Buna karşılık <strong>Enflasyon*</strong> oranı, TÜİK-Enflasyon oranının üzerinde kalarak %39,5 düzeyinde gerçekleşmiştir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e2df6&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e2df6" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Mallar-ve-Hizmetlerin-TUFE-Sepetindeki-Agirliklari-Degistirilmis-Enflasyon-Orani-Yillik-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13040" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-vivid-cyan-blue-color has-text-color has-link-color wp-elements-75342c5b2d83d85f7baad2c160e45010">Ekonomik Sonuçlar</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de TÜFE sepetinde <strong>malların ağırlığının yüksek olması</strong>, dış ticarete konu olan mal ve hizmetlerin payını da artırmakta; bu durum enflasyonu küresel fiyatlara ve döviz kuruna daha bağımlı hâle getirmektedir. Bu nedenle Türkiye’de enflasyonla mücadele, fiilen <strong>döviz kuru ile mücadeleye</strong> dönüşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, “enflasyonla mücadele” adı altında uygulanan politikaların fiilî yükü büyük ölçüde <strong>sanayi başta olmak üzere dış ticarete konu olan sektörlerin</strong> üzerinde kalmaktadır. Zira bu sektörlerde faaliyet gösteren firmaların çıktı fiyatları, esas olarak <strong>küresel fiyatlar ve döviz kuru</strong> tarafından belirlenmektedir. Dolayısıyla bu yapı, enflasyonla mücadeleyi giderek <strong>sanayi ürünlerinin fiyatlarını baskılamaya yönelik bir politikaya</strong> dönüştürmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mevcut enflasyon sepetinin ağrılıkları Türkiye&#8217;nin sanayileşmesi için döviz kurunu bir politika aracı olarak kullanımını nerdeyse imkansız hale getirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki temel sorun, <strong>Türkiye ekonomisinin dış ticarete konu olma derecesinin yüksekliğidir ancak TÜFE sepetindeki mallar ağırlığı da sorunu daha da ağırlaştırmaktadır</strong>. Hizmet ağırlıklı bir ekonomi, mal ağırlıklı bir enflasyon sepeti üzerinden yönetilmeye çalışılmaktadır. Bu tercih, bilinçli olsun ya da olmasın, <strong>sanayiyi yapısal olarak dezavantajlı bir konuma itmekte</strong>; fiyat istikrarı adına üretim ve yatırım kapasitesini aşındırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle Türkiye ekonomisinde, <strong>ihracatçılar için farklı döviz kuru uygulamaları</strong>, <strong>ihracatçılara yönelik görece düşük faiz oranları</strong> ve <strong>ihracatçıların kredi kısıtlamalarından muaf tutulması</strong> gibi seçici politikalara başvurulduğu görülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle, mevcut çerçevede enflasyonla mücadele edebilmek için <strong>sanayileşmenin baskılanması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır</strong>. Ancak Türkiye ekonomisi sanayileşmeyi baskılayabilecek bir yapıya sahip değildir. Zira sanayi sektörünü baskılamanın dozu kaçtığında, bu durum <strong>döviz kuru patlaması üzerinden yeniden enflasyona</strong> yol açmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Böyle bir yapıda Türkiye’de “enflasyonla mücadele” olarak adlandırılan süreç, <strong>Paul Baran’ın</strong> ifadesiyle, &#8220;Domuzu pişirmek için evi yakmayı salık veren adamın tutumunu andırıyor. Fakat işin kötüsü böyle bir süreç içinde &lt;domuz da pişmiş olmuyor.>&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tez çalışmamda, <strong>2012 Girdi-Çıktı Tablolarından</strong> hareketle yaptığım hesaplamalara göre, <strong>hanehalkı nihai tüketim harcamalarının %47,27’si dış ticarete konu olan mal ve hizmetlerden</strong> oluşmaktadır. Özellikle vurgulanmalıdır ki bu oran <strong>yalnızca malları değil, niteliksel olarak dış ticarete konu olan mal ve hizmetlerin tamamını</strong> kapsamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TÜFE sepetinde malların ağırlığının <strong>%50 olduğu varsayımı</strong> altında hesaplanan enflasyon oranı aşağıdaki grafikte gösterilmektedir. Elde edilen sonuçlar <strong>ihmal edilebilir düzeyde değildir</strong>. Dahası, enflasyon oranının daha düşük gerçekleşmesi, hizmetler sektöründe de <strong>daha sınırlı fiyat artışlarına</strong> yol açabilir. Bu durum, aşağıdaki grafikte yer alan <strong>%50 mal ağırlıklı enflasyon oranının</strong> gerçekte <strong>daha da düşük gerçekleşmesine</strong> neden olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa burada sunulan grafik, <strong>yaklaşık %70 mal ağırlıklı bir TÜFE sepeti</strong> üzerinden gerçekleşmiş enflasyon oranının, <strong>%50 mal ağırlığı varsayımıyla yeniden hesaplanmış</strong> bir gösteriminden ibarettir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e36d5&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e36d5" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Mallar-ve-Hizmetlerin-TUFE-Sepetindeki-Agirliklari-Degistirilmis-Enflasyon-Orani-Yillik-2-1024x724.png" alt="" class="wp-image-13069" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">TÜFE sepetinde <strong>malların ve hizmetlerin ağırlıklarının “doğru” biçimde tespit edilmesi</strong>, ekonomi yönetiminin <strong>döviz kuru ve faiz oranı yönetiminde</strong> elini önemli ölçüde güçlendirecektir. Bu güçlenmenin yıllara yayılan etkilerinin ise, Türkiye’nin <strong>sanayileşme sürecine</strong> ve <strong>enflasyonla mücadele kapasitesine</strong> kayda değer katkılar sunması beklenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçekleşmiş verilerden hareketle <strong>dönüştürülerek elde edilen enflasyon oranları</strong> dahi ihmal edilebilir düzeyde değilken, TÜFE sepeti ağırlıklarının <strong>gerçeklikle daha uyumlu biçimde yeniden tanımlandığı</strong> bir yapıda, ortaya çıkacak sonuçların <strong>hiçbir biçimde ihmal edilemeyeceği</strong> açıktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Ekonomisinde Göreli Fiyatlar 1923-2024/2025</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/goreli-fiyatlar-doviz-kuru-ve-sanayilesme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Dec 2025 21:41:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[B.2. Kur, Talep ve Sanayi İlişkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=4565</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazı, Türkiye ekonomisinde göreli fiyatların ve döviz kuru politikasının 1923–2024/2025 dönemindeki tarihsel seyrini incelemektedir. Özellikle değerli TL politikası, reel döviz kuru dinamikleri ve imalat sanayi ile imalat dışı sektörler arasındaki göreli fiyat ilişkisi ele alınmakta; farklı dönemlerde uygulanan döviz kuru politikalarının sanayileşme ve üretim yapısı üzerindeki etkileri analiz edilmektedir.

Çalışmada, imalat sanayi göreli fiyatları hem yıllık hem de çeyreklik veriler üzerinden değerlendirilmekte; 2013 sonrasında imalat sanayi lehine şekillenen göreli fiyat yapısının, son yıllarda yüksek enflasyon, yüksek faiz–düşük kur politikası ve dış ticarete konu olmayan girdilerin maliyet artışları nedeniyle tersine dönmeye başladığı gösterilmektedir.

Yazı, fiyat istikrarının tek başına yeterli olmadığını; kalıcı bir dezenflasyon sürecinin ancak Türk sanayileşmesini ve kalkınmasını destekleyen bir göreli fiyat düzeyiyle mümkün olabileceğini savunmaktadır. Türkiye’nin son yirmi yıllık deneyimi ışığında, sanayi politikası, döviz kuru tercihi ve göreli fiyat yapısı arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">TÜRKİYE EKONOMİSİNDE GÖRELİ FİYATLAR: 1923-2024/2025</h2>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-b6f9f50c7f0344d0cce55a9cd456ac34">Türkiye’nin Döviz Kuru Politikası: Tarihsel Çerçeve</h3>



<p class="wp-block-paragraph">1960’lı yıllara ilişkin literatür incelendiğinde, Türkiye ekonomisinde döviz kurunun görece değerli tutulduğunu görmek mümkündür. Bu politika tercihi, özellikle yatırımların maliyetini düşürme amacına dayandırılmaktadır. İthal makine, ekipman ve hammadde gibi yatırım girdilerinin daha düşük maliyetle temin edilmesi sayesinde, gerekli yatırımların daha düşük finansal yükle gerçekleştirilebileceği varsayılmıştır. Bu çerçevede, değerli döviz kuru politikasının yatırımcılar açısından dolaylı bir teşvik mekanizması işlevi gördüğü ileri sürülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Döviz kuru tartışmalarında dikkate alınması gereken ikinci önemli husus ise, enflasyon ile kur arasındaki ilişkinin zaman içinde yön değiştirmiş olmasıdır. Geçmişte enflasyon oranları döviz kurunu belirleyen temel faktörlerden biri iken, günümüzde ağırlıklı olarak döviz kuru hareketleri enflasyon dinamiklerini şekillendirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca derecesi dönemlere göre değişmekle birlikte düşük döviz kuru, başka bir ifadeyle değerli TL politikası ağırlıklı olarak uygulanmıştır. Ancak bu politikanın yoğunluğu 2000’li yılların başından itibaren belirgin biçimde artmış, 2013 sonrasında ise kademeli olarak azalmaya başlamıştır.</p>



<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-39a2c877139a859c6a4a1b72fdce260c">Göreli Fiyatlar ve Reel Döviz Kuru Göstergeleri</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tarihsel eğilimin nicel karşılığı, reel döviz kuru niteliği taşıyan göreli fiyat göstergelerinde açık biçimde gözlenmektedir. Bu bağlamda, imalat sanayi hariç GSYH fiyatlarının imalat sanayi fiyatlarına oranı şeklinde hesaplanabilecek olan imalat sanayi göreli fiyatları dikkat çekmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Söz konusu oran 2021 yılında <strong>1,37</strong> düzeyine yükselmiş, 2022 yılında da bu seviyesini korumuştur. Buna karşılık 2023 yılında belirgin bir gerileme yaşanmış, oran yaklaşık <strong>1,21</strong> düzeyine düşmüş ve 2024 yılında <strong>1,06</strong> seviyesine kadar gerilemiştir. Bu gelişme, göreli fiyat yapısında kısmi bir normalleşmeye işaret etmekle birlikte, uzun dönemli eğilimin halen önemli ölçüde devam ettiğini göstermektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e61ba&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e61ba" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Imalat-Sanayi-Deflatorunun-Imalat-Sanayi-Haric-GSYH-Deflatorune-Orani-1024x724.png" alt="" class="wp-image-12938" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<h3 class="wp-block-heading has-black-color has-text-color has-link-color wp-elements-f442852ed02b069dae403f5f2ec0840e">Türkiye’nin Döviz Kuru Politikası: Çeyreklik Analiz (1996-Q1 – 2025-Q3)</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Aşağıdaki grafik, yukarıda sunulan göstergeden önemli bir noktada ayrışmaktadır. Üstteki analizde paydada imalat sanayi hariç GSYH yer alırken, bu grafikte GSYH’den üretim üzerindeki vergiler çıkarılarak elde edilen ve sanayi hariç sektörlerin katma değerleri toplamı kullanılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Grafik çeyreklik frekansta hazırlanmış olmakla birlikte, görsel sadeliği sağlamak amacıyla zaman ekseni yıllık olarak gösterilmiştir. Bu nedenle grafikte yer alan değerlerin, çeyreklik verilerden türetilmiş yıllıklandırılmış (dört çeyrek kümülatif) seriler olduğu özellikle vurgulanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çerçevede, 2022 yılı ikinci çeyreğinde yıllıklandırılmış göreli fiyat 1,47 düzeyindeyken, 2025 yılı üçüncü çeyreğinde 0,97 seviyesine kadar gerilemiştir. Buna rağmen göreli fiyatlar, 2013 yılının son çeyreğinde 1 seviyesinin üzerine çıkmış ve 2025 yılı üçüncü çeyreğine kadar uzun bir süre bu seviyenin üzerinde kalmayı sürdürmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu görünüm, 2013 sonrasında Türkiye ekonomisinde göreli fiyat yapısının uzun bir dönem boyunca imalat sanayi lehine şekillendiğine; imalat sanayi fiyatlarının imalat dışı sektörlere kıyasla daha hızlı arttığı ve bunun da imalat sanayinin göreli kârlılığını yükselttiğine işaret etmektedir. Ancak bugün ise göreli fiyatların  yapısının imalat sanayi aleyhine, dolayısıyla üretim yapısını ve sanayileşme dinamiklerini zorlayacak bir biçimde şekillendiğine işaret etmektedir.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e68d4&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e68d4" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Imalat-Sanayi-Deflatorunun-Sanayi-Haric-Diger-Sektorler-Deflatorune-Orani-1024x724.png" alt="" class="wp-image-12939" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bugün yüksek enflasyon koşulları altında, imalat sanayi aleyhine oluşan düşük göreli fiyat yapısının sürdürülebilirliği ilk bakışta tartışmaya değer görülmeyebilir; ancak ekonomik süreçlerin seyri, bu tartışmayı kaçınılmaz biçimde yeniden gündeme getirecektir. Yüksek faiz–düşük kur politikası, ulusal para cinsinden mal fiyatlarına görece bir istikrar kazandırarak mal enflasyonunu aşağı çekerken, dış ticarete konu olmayan mal ve hizmet fiyatlarında enflasyonun daha yavaş gerilemesi, imalat sanayinde kullanılan bu tür girdiler üzerinden üretim maliyetlerini artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl önemli olan, tek başına fiyat istikrarı değil; Türk sanayileşmesini ve kalkınmasını teşvik edecek bir göreli fiyat düzeyinde sağlanan fiyat istikrarıdır. Göreli fiyatların imalat sanayi aleyhine düşük seyrettiği bir ortamda tek haneli enflasyonlara ulaşılsa da bunu kalıcı hâle getirmenin mümkün olmadığını, son yirmi yıllık deneyim bize açık biçimde göstermiş olmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teşvikçi Devletten Girişimci Devlete Geçişin Zorunluluğu: Net Yatırımların Gerilemesi ve Sanayileşme</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/tesvikci-devletten-girisimci-devlete-gecis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 07:55:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.3. Sanayi Politikaları ve Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12800</guid>

					<description><![CDATA[Teşvikçi Devletten Girişimci Devlete Geçişin Zorunluluğu: Net Yatırım Gerilemesi ve Sanayileşme TÜİK verileri, düşük faiz döneminde yatırımların arttığını gösteriyor. Ancak bu artışın ağırlıklı olarak stok birikiminden kaynaklandığı anlaşılıyor. Sermaye yenilemeleri yapılmış, ancak net yatırımlarda kayda değer biçimde yükselme görülmemekte. Bu durumun nedenleri üzerinde ciddi biçimde durulması gerekiyor. Çünkü bunu kavramadığımızda Devletsiz bir sanayileşme hamlesinin iyimser bir yaklaşımla bile yüzyıllar süreceğini anlarız. Ancak 20-30 yıl gibi kısa sürede radikal bir değişim arzulanıyorsa Teşvikçi Devlet anlayışından çıkıp Girişimci Devlet anlayışına geçmek gerekiyor. Tek başına Teşvikçi Devlet anlayışıyla sanayileşmenin olmayacağını biz 1923-1929 döneminde zaten anlamıştık. Teşvikçi Devlet anlayışını tümden terkedilmeli demiyorum. Ama Girişimci ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Teşvikçi Devletten Girişimci Devlete Geçişin Zorunluluğu: Net Yatırım Gerilemesi ve Sanayileşme</h2>



<p class="wp-block-paragraph">TÜİK verileri, düşük faiz döneminde yatırımların arttığını gösteriyor. Ancak bu artışın ağırlıklı olarak stok birikiminden kaynaklandığı anlaşılıyor. Sermaye yenilemeleri yapılmış, ancak net yatırımlarda kayda değer biçimde yükselme görülmemekte. </p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230e848d&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230e848d" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Tesvikci-Devletten-Girisimci-Devlete-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-12804" style="width:800px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bu durumun nedenleri üzerinde ciddi biçimde durulması gerekiyor. Çünkü bunu kavramadığımızda Devletsiz bir sanayileşme hamlesinin iyimser bir yaklaşımla bile yüzyıllar süreceğini anlarız. Ancak 20-30 yıl gibi kısa sürede radikal bir değişim arzulanıyorsa Teşvikçi Devlet anlayışından çıkıp Girişimci Devlet anlayışına geçmek gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tek başına Teşvikçi Devlet anlayışıyla sanayileşmenin olmayacağını biz 1923-1929 döneminde zaten anlamıştık.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teşvikçi Devlet anlayışını tümden terkedilmeli demiyorum. Ama Girişimci Devlet anlayışının tamamlayıcısı olmalı. Burada Girişimci Devlet ile Teşvikçi Devlet anlayışı birlikte giderse Teşvikçi Devlet anlayışı kalkınmaya önemli katkılar sağlayabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girdi-Çıktı Tablosunun Gösterdiği Gerçek: Makine Yatırımı İthalat Bağımlılığı</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/makine-yatirimi-ithalat-bagimliligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 06:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.4. Üretim Yapısı ve Verimlilik]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12702</guid>

					<description><![CDATA[Sonuç son derece çarpıcıdır: 1.000 birimlik makine ve ekipman yatırımı Türkiye’de yalnızca 247,29 birim katma değer yaratırken 752,71 birimi ithalatla karşılanıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Girdi-Çıktı Tablosunun Gösterdiği Gerçek: Makine Yatırımı İthalat Bağımlılığı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">2023 Girdi–Çıktı Tablosu’na göre, “28 – başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipmanlar” için 1.000 birimlik bir sabit yatırım talebi ekonomide ne tür sonuçlar doğuruyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Açık ekonomi koşullarında bu sektöre yönelik 1.000 birimlik bir sabit sermaye yatırımı artışı modele verildiğinde, talebin <strong>635,23 birimi doğrudan ithalatla</strong> karşılanıyor. Geriye kalan <strong>364,77 birim</strong> ise yurt içi üreticiler tarafından sağlanıyor. Ancak yurt içi üreticilerin bu 364,77 birimlik üretimi gerçekleştirebilmesi için tüm sektörlerin toplam <strong>117,48 birim ithal ara girdi</strong> kullanması gerekiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla 28 NACE kodlu makine ve teçhizat sektörüne yönelik 1.000 birimlik sabit sermaye yatırımı artışı, toplamda <strong>752,71 birim ithalata</strong> yol açıyor; buna karşılık <strong>247,29 birimlik GSYH </strong> yurt içinde üretiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç son derece çarpıcıdır: 1.000 birimlik makine ve ekipman yatırımı Türkiye’de yalnızca 247,29 birim GSYH yaratırken 752,71 birimi ithalatla karşılanıyor. Böyle bir yapı altında yatırımları hızlandırmak bile başlı başına ekonomik kırılganlık üretmez mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle konu acilen ele alınmalıdır. Makine-Ekipman sektörüne talepte bulunan, bu sektöre yerli girdi sağlayan veya ithal ikamesi yaratma potansiyeli taşıyan tüm sektörlerin karşılıklı bağımlılıkları dikkate alınarak —girdi-çıktı ilişkileri ve sektörel etkileşimler temelinde— kapsamlı bir destek ve teşvik mekanizması tasarlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mekanizma yalnızca makine sektörünü hedefleyen dar bir yaklaşımla sınırlı kalmamalı; yerli girdi kullanımını zorunlu kılan, makine üreticilerinin kendi tedarikçilerine ithal ikame yönünde baskı yapmasını ve gerekirse birlikte kapasite geliştirmesini teşvik eden bütüncül bir çerçeve oluşturmalıdır. Sektörler bu ortak üretim alanını somut biçimde güçlendirmiyor ve yerli tedarik zincirini geliştirmiyorsa, bir kuruş teşvik ya da teşvikli finansman sağlanmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ben, iyi planlanmış ve kararlılıkla uygulamaya konulmuş bir politikayla bu dönüşümün başarılabileceğini düşünüyorum; sezgisel olarak bunun mümkün olduğunu da biliyorum. Ancak bu kesinlikle 30–40 milyar TL’lik, birkaç ay içinde tükenmesi muhtemel, geleceği belirsiz bir politika olmamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam tersine, bu amaç için örneğin <strong>1 trilyon TL</strong> düzeyinde uzun vadeli, güvenilir ve öngörülebilir bir kaynak ayrılmalı; bu kaynak yalnızca gerekli şartları sağlayan sektörler tarafından, yıllara yayılan bir program çerçevesinde ve ölçülebilir performans kriterlerine bağlı olarak kullanılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kur Artışı Yerli Sanayi Talebini Nasıl Artırır?</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/kur-artisi-yerli-sanayi-talebini-nasil-artirir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 00:43:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.2. Kur, Talep ve Sanayi İlişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12503</guid>

					<description><![CDATA[Yerli sanayinin güçlenmesi yalnızca kur seviyesinin yarattığı maliyet etkilerine değil, aynı zamanda ücret düzeyinin iç talep üzerindeki belirleyici rolüne bağlıdır. Ekonomik yapı açısından bakıldığında, hem rekabet gücünü artıran mutlak fiyat mekanizması hem de üretimi destekleyen güçlü bir iç talep tabanı birlikte var olduğunda sanayileşme dinamiği sürdürülebilir hale gelir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Kur Artışı Yerli Sanayi Talebini Nasıl Artırır?</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yüksek kur nedeniyle dolar bazında ücretlerin düşük kalması, ihracatı yalnızca sınırlı ölçüde desteklese de <strong>ithal ikameci sanayi ürünleri açısından çok daha belirgin bir rekabet avantajı</strong> yaratır. Başka bir ifadeyle, yüksek kurun ortaya çıkardığı düşük dolar bazlı ücret düzeyi, yerli sanayi mallarının ithal muadillerine göre daha cazip hâle gelmesini sağlar; bu da <strong>ithalat talebini azaltıcı</strong>, buna karşılık <strong>yerli sanayi mallarına yönelik talebi artırıcı</strong> bir mekanizma doğurur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna karşılık, düşük kur dönemlerinde ortaya çıkan <strong>yüksek dolar bazlı ücret düzeyi</strong>, yurt içi sanayi mallarına olan talebi artırmak bir yana, ithal ürünlere yönelimi güçlendiren bir fiyat ilişkisi üretir. Böylece düşük kur, ithal mallarla yerli malların <strong>mutlak fiyat farklarını düşürerek</strong> dışa bağımlılığı artıran bir talep kompozisyonu yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak kritik bir nokta şudur: <strong>Düşük ücret seviyesi, yerli sanayi mallarına yönelik talebi artırmaz.</strong> Çünkü düşük ücret düzeyinde, zorunlu dış ticarete konu olmayan mal ve hizmetlere yapılan harcamalar sonrasında sanayi malları talebini destekleyecek bir satın alma gücü çoğu zaman kalmaz. Buna karşılık <strong>yüksek ücret düzeyi</strong>, iç talebi canlı tutarak sanayi ürünlerine yönelen iç pazar hacmini genişletir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu nedenle, yerli sanayinin güçlenmesi yalnızca kur seviyesinin yarattığı maliyet etkilerine değil, aynı zamanda <strong>ücret düzeyinin iç talep üzerindeki belirleyici rolüne</strong> bağlıdır. Ekonomik yapı açısından bakıldığında, hem rekabet gücünü artıran mutlak fiyat mekanizması hem de üretimi destekleyen güçlü bir iç talep tabanı birlikte var olduğunda sanayileşme dinamiği sürdürülebilir hale gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kur artınca sanayi mallarının fiyatı da yükseldiği için “Bu koşullarda sanayi malları talebi nasıl artabilir?” sorusu akla gelebilir. Burada talebi artıran mekanizma, <strong><strong>yerli ve ithal mallar arasındaki mutlak fiyat farkından</strong> (mutlak fiyat etkisi)</strong> kaynaklanan<strong> ikame etkisidir</strong>. Yüksek kur, ithal ürünlerin yerli muadillerine kıyasla ciddi biçimde fiyat makasını açacağından, tüketici ve üreticiler <strong>ithalat talebini kısmaya</strong> yönelir. Bu süreç, hem mevcut yerli sanayi mallarına yönelimi artırır hem de <strong>ithal ürünlerin ikamesini mümkün kılacak yeni yerli üretimlerin ortaya çıkmasını teşvik eder</strong>.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla talep artışı, mutlak fiyat değişiminden değil, <strong>yerli ve ithal mallar arasındaki mutlak fiyat farkından</strong> (mutlak fiyat etkisi) ve yeni kur düzeyinin sunduğu satın alma gücüne göre ortaya çıkacak olan <strong>yeni</strong> <strong>yerli ürünlerin sağlayacağı göreli fiyat avantajından</strong> kaynaklanır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, dolar kurunun 10 TL olduğu bir durumda yerli A ürününün fiyatı 1.000 TL (100 dolar), ithal B ürününün fiyatı ise 1.500 TL (150 dolar) olsun. Kur 20 TL’ye yükseldiğinde yerli A ürününün fiyatı 2.000 TL’ye, ithal B ürününün fiyatı ise 3.000 TL’ye çıkar. Döviz kuru artışı öncesinde iki ürün arasındaki fark 500 TL iken, artış sonrasında bu fark 1.000 TL’ye yükselmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Her iki durumda da yerli A ürününün ithal B ürününe göre <strong>göreli fiyatı</strong> (A/B = 0,66) değişmemiş olsa bile, <strong>mutlak fiyat farkının 500 TL’den 1.000 TL’ye çıkması</strong>, ithal ürünün bütçe üzerindeki yükünü artırdığı için talebi doğal olarak yerli sanayi mallarına yöneltir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca kur artışı, yalnızca mevcut ürünler arasında bir ikame yaratmakla kalmaz; fiyat yapısının değişmesiyle birlikte <strong>yeni yerli ürünlerin piyasaya girmesini ekonomik olarak mümkün kılar</strong>. Örneğin 2.500 TL fiyat seviyesinde, ithal B ürününün niteliklerine daha yakın yeni bir yerli C ürününün ortaya çıkması rasyonel hâle gelir. Bu yeni ürün, daha önce ithal ürüne yönelen talebin bir bölümünü kendisine çekerek yerli üretim alanını genişletir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mekanizma, kur artışının doğrudan talep yaratmasından değil, <strong>ithalatın pahalılaşmasıyla açılan rekabet alanının yerli üreticiler tarafından doldurulmasından</strong> kaynaklanır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dört Yıllık Sanayi Üretimi Durgunluğunu Açıklayamayan Faiz ve Kur</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/dort-yillik-sanayi-uretimi-durgunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2025 22:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.4. Üretim Yapısı ve Verimlilik]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12399</guid>

					<description><![CDATA[TÜİK verileri, sanayi üretiminin yaklaşık dört yıldır belirgin bir durgunluk içinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu ölçekte ve bu kadar uzun süreli bir duraklama, 2010–2025 dönemi bütününde ilk kez karşımıza çıkıyor. ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Dört Yıllık Sanayi Üretimi Durgunluğunu Açıklayamayan Faiz ve Kur</h2>



<p class="wp-block-paragraph">TÜİK verileri, sanayi üretiminin yaklaşık dört yıldır belirgin bir durgunluk içinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu ölçekte ve bu kadar uzun süreli bir duraklama, 2010–2025 dönemi bütününde ilk kez karşımıza çıkıyor. Üstelik bu zayıf görünüm yalnızca üretim tarafında değil, reel ihracat göstergelerinde de kendisini hissettiriyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230ebfec&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230ebfec" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Dort-Yillik-Sanayi-Uretimi-Durgunlugunu-Aciklayamayan-Faiz-ve-Kur-11-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-12466" style="width:700px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>

<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230ec4db&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230ec4db" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="669" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Dort-Yillik-Sanayi-Uretimi-Durgunlugunu-Aciklayamayan-Faiz-ve-Kur-22-1024x669.jpg" alt="" class="wp-image-12465" style="width:700px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bu dönemde ekonomi hem düşük hem yüksek faiz oranlarını; hem görece istikrarlı hem de hızlı değer kaybeden döviz kurunu deneyimledi. Buna rağmen sanayi üretimindeki zayıflığın kalıcı hale gelmesi, sorunun ne faiz politikasına ne de döviz kuru düzeyine indirgenebileceğini gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayi sektöründeki durgunluk, deprem sonrası artan kamu harcamalarıyla yeniden ivme kazanan inşaat sektörünün performansı ile birlikte düşünüldüğünde daha da dikkat çekici bir hâl alıyor. TÜİK’in 2023 Girdi-Çıktı Tablosu bu ilişkiyi somut biçimde ortaya koyuyor: Yapılan hesaplamalara göre, inşaat sektörüne yapılan 1.000 TL’lik (daha doğrusu bir birimlik) nihai harcama, inşaat sektörünün GSYH’sini 359,5 TL artırırken; sanayi sektörünün GSYH’sini yalnızca 103,8 TL yükseltiyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230ecd14&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230ecd14" class="aligncenter size-full is-resized wp-lightbox-container"><img decoding="async" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Dort-Yillik-Sanayi-Uretimi-Durgunlugunu-Aciklayamayan-Faiz-ve-Kur-33.jpg" alt="" class="wp-image-12473" style="width:700px;height:auto"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph">Bu katsayılara dayanarak, inşaat sektöründeki yüzde 10’luk bir büyümenin sanayi sektörü büyümesini yaklaşık yüzde 0,7 oranında artırdığı söylenebilir. Dolayısıyla inşaatın önemli ölçüde genişlediği bir dönemde —özellikle son bir yılda— sanayiye özgü durgunluğun görünüşten daha ciddi olabileceğine işaret ediyor.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure data-wp-context="{&quot;imageId&quot;:&quot;6a74a230ed1d9&quot;}" data-wp-interactive="core/image" data-wp-key="6a74a230ed1d9" class="aligncenter size-large is-resized wp-lightbox-container"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="669" data-wp-class--hide="state.isContentHidden" data-wp-class--show="state.isContentVisible" data-wp-init="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--click="actions.showLightbox" data-wp-on--load="callbacks.setButtonStyles" data-wp-on--pointerdown="actions.preloadImage" data-wp-on--pointerenter="actions.preloadImageWithDelay" data-wp-on--pointerleave="actions.cancelPreload" data-wp-on-window--resize="callbacks.setButtonStyles" src="https://sanayilesmeliyiz.com/wp-content/uploads/Dort-Yillik-Sanayi-Uretimi-Durgunlugunu-Aciklayamayan-Faiz-ve-Kur-44-1024x669.jpg" alt="" class="wp-image-12474" style="width:700px"/><button
			class="lightbox-trigger"
			type="button"
			aria-haspopup="dialog"
			data-wp-bind--aria-label="state.thisImage.triggerButtonAriaLabel"
			data-wp-init="callbacks.initTriggerButton"
			data-wp-on--click="actions.showLightbox"
			data-wp-style--right="state.thisImage.buttonRight"
			data-wp-style--top="state.thisImage.buttonTop"
		>
			<svg xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" width="12" height="12" fill="none" viewBox="0 0 12 12">
				<path fill="#fff" d="M2 0a2 2 0 0 0-2 2v2h1.5V2a.5.5 0 0 1 .5-.5h2V0H2Zm2 10.5H2a.5.5 0 0 1-.5-.5V8H0v2a2 2 0 0 0 2 2h2v-1.5ZM8 12v-1.5h2a.5.5 0 0 0 .5-.5V8H12v2a2 2 0 0 1-2 2H8Zm2-12a2 2 0 0 1 2 2v2h-1.5V2a.5.5 0 0 0-.5-.5H8V0h2Z" />
			</svg>
		</button></figure>
</div>


<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanayi Teşviklerinden Sanayi Politikalarına: Devletin Gerekliliği</title>
		<link>https://sanayilesmeliyiz.com/sanayi-tesviklerinden-sanayi-politikalarina/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ORHAN KUTLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 18:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[B.3. Sanayi Politikaları ve Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[B. SANAYİLEŞME VE KALKINMA EKONOMİSİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://sanayilesmeliyiz.com/?p=12308</guid>

					<description><![CDATA[Devlet, bir yandan bu yatırımları doğrudan üstlenmeli, diğer yandan da bu yatırımlar için gerekli piyasayı yaratmalıdır. Bununla birlikte, bu alanlarda ihtiyaç duyulan insan kaynağını yetiştirmek de yine devletin üstesinden gelebileceği bir iştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading">Sanayi Teşviklerinden Sanayi Politikalarına: Devletin Gerekliliği</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Sanayi teşvik sistemimiz esasen yatırım maliyetlerini düşürme anlayışı üzerine kuruludur. Ancak bu yaklaşım, beklenen sonuçları vermediği için son yıllarda ihtiyaç odaklı, ithal ikame mantığıyla şekillenen daha agresif teşvik modelleri görülmektedir. Buna rağmen, bu sistem hâlâ hedeflenen sektörleri yeterince teşvik edememektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Pazarın darlığı bir yana bırakıldığında dahi, Türk finans sistemi bu tür yatırımların hayata geçmesini sağlayacak kapasiteden yoksundur. Dahası, yatırımcı kesim de bu tür uzun vadeli ve yüksek riskli yatırımlara girmekte haklı gerekçelerle isteksiz davranmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla bu yatırımları yapabilecek, hayata geçirebilecek ve sürdürebilecek tek güç Devlettir. Devlet, bir yandan bu yatırımları doğrudan üstlenmeli, diğer yandan da bu yatırımlar için gerekli piyasayı yaratmalıdır. Bununla birlikte, bu alanlarda ihtiyaç duyulan insan kaynağını yetiştirmek de yine devletin üstesinden gelebileceği bir iştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaklaşık on yıllık gözlem ve araştırmalarımın sonucunda ulaştığım kanaat nettir: Bu süreci başlatacak ve yönetecek aktör Devlettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özel kesim ise bu noktada dürüst olmalıdır. “Yüksek teknoloji” gibi alanlar henüz özel kesimin kendi başına üstesinden gelebileceği alanlar değildir. Devletin öncülüğünde, kamu kurumlarının ihtiyaçlarına göre şekillenen yatırımlar zamanla özel sektörün de bu alanlara yönelmesini sağlayacaktır. Savunma sanayii bunun en somut örneğidir: Devletin öncülüğü ve koordinasyonu sayesinde özel sektör bu alanda giderek artan biçimde yatırım yapmaya başlamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Devletçilik&#8221; <em><strong>ideolojik</strong></em> bir tercih değil, koşulların dayattığı bir zorunluluktur. Türkiye ekonomisi, geçmişte olduğu gibi bugün de bu gerçeği derinden hissetmektedir. Atatürk, 1935 İzmir Fuarı açış söylevinde bu zorunluluğu şu sözlerle ifade etmiştir:”</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p class="wp-block-paragraph">&#8220;<strong>Türkiye’nin tatbik ettiği devletçilik, sosyalizim nazariyatçılarının ileri sürdüğü fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir. Devletçiliğin bizce manası şudur: Fertlerin hususi teşebbüslerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin ve geniş bir memleketin bütün ihtiyaçlarını ve birçok yapılamayanları göz önünde tutarak, memleket iktisadiyatını devletin eline almasıdır. Devlet, hususi teşebbüsle yapılmamış olan şeyleri bir an evvel yapmak istedi ve muvaffak oldu. Bizim takip ettiğimiz bu yol, liberalizmden başka bir sistemdir.</strong>&#8220;</p>



<p class="wp-block-paragraph">[Sami Güven, 1950’li Yıllarda Türk Ekonomisi Üzerinde Amerikan Kalkınma Reçeteleri, s. 36]</p>
</blockquote>



<p class="wp-block-paragraph">Devletçilik uygulamaları, II. Dünya Savaşı sonrasında azgelişmiş ülkelerde ortak bir yönelim hâline gelmiştir. Bu ülkeleri devletçi politikalara yönelten temel neden ise, kalkınamamanın yarattığı baskıyı aşarak hızlı ve kapsamlı bir kalkınma süreci başlatma zorunluluğuydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;24 Haziran 1958 tarihinde New York Times Brezilya&#8217;nın (esas itibariyle muhafazakâr bir devlet adamı olan) Başkanı Juscelino Kubitschek’in şu görüşleri ileri sürdüğünü yazmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Azgelişmiş ülkelerdeki hükümetler, &lt;<em>ideolojik tercihleri</em>&gt; sebebiyle veya &lt;<em>kasten devletçiliğe kayma</em> maksadıyla&gt; değil, fakat sadece &lt;durumun gerektirdiği bir zorunluluk olarak&gt;&#8221; sanayileşmede başrolü oynamak mecburiyetindedirler.</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Yine Times’daki makalede Kubitschek’in:</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&lt;Azgelişmiş ülkelerin vatandaşlarının tasarrufları milli ölçüde yatırım sermayesi yaratmaya kâfi değildir; diğer yandan milletlerarası kredi müesseselerinin kaynakları da kifayetsizdir ve statülerinde sınırlayıcı hükümler yer almaktadır… Özel sermaye kazancın düşük olduğu riskli teşebbüslere girmekten kaçındığına göre hükümet bu alanda yolu açmak zorundadır.&gt;</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">dediği belirtilmektedir.&#8221; [Robert J. Alaxender, İktisadi Kalınmanın Esasları, s.87]</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
