SANAYİLEŞMELİYİZ.COM /

EKONOMİ POLİTİK NOTLARI

Türkiye ekonomisini sanayileşme, kalkınma, üretim, dış ticaret ve bölüşüm ilişkileri üzerinden inceliyorum. Bu sayfada güncel verilere ilişkin kısa notlarımı ve ekonomi politik değerlendirmelerimi bulabilirsiniz.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Sanayileşmeden Vazgeçmek

Sanayileşmeden vazgeçmek, sanayileşmenin doğuracağı ihtiyaçları ortadan kaldırır. Bu ihtiyaçlar ortadan kalkınca bu ihtiyaçlara cevap verecek gelişme olanakları da ortadan kalkar.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Bağımsız Bir Ekonomi

Kendisine ait olmayan politikalarla bağımsız bir ekonomi nasıl inşa edilebilir?

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Bizi Kurtarması Muhtemel Olan Şey

Bizi kurtarması muhtemel olan şey, bizi tehdit eden şeyin ta kendisidir.
—Jean-Pierre Dupuy

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Devrimcinin Amacı

Devrimcinin amacı “geçmişe dönmek değil, bugüne geçmişten kıvrılmaktır.”
—Jérôme Baschet

S ORHAN KUTLU
Paylaş

İthalat Fiyatları, Döviz Kuru ve Enflasyon

İthalat fiyatlarındaki artış, enflasyonu yalnızca küresel fiyatlar üzerinden etkilemez. Artan ithalat faturası daha fazla döviz transferine yol açabileceği için kur üzerinden de enflasyonu etkileyebilir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Hanehalkı Nihai Tüketiminin Dış Ticarete Konu Olma Yoğunluğu

2012 Girdi-Çıktı tablosuna göre hanehalkı nihai tüketiminin %47’si dış ticarete konu olan mallar ve hizmetlerden oluşmaktayken 2023 Girdi-Çıktı tablosuna göre bu oran %64’e yükselmiştir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Ortodoks Strateji

Türkiye’de ortodoks enflasyonla mücadele stratejisinin özü sanayi sektöründe maliyetlerin artırılmasıdır.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Türkiye’nin Dış Ticaret Açmazı

Türkiye, daha fazla üretebilmek için ithalat yapmak zorundadır. Buna karşılık, TL’nin değerini koruyabilmek için de daha fazla ihracat yapmak zorundadır. Dolayısıyla Türkiye’de kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, dış ticaret ve cari işlemler açığının yapısal olarak azaltılmasını gerektirir. Bu yapısal gereklilik yerine getirilmediği sürece fiyat… Devamını oku

Türkiye, daha fazla üretebilmek için ithalat yapmak zorundadır. Buna karşılık, TL’nin değerini koruyabilmek için de daha fazla ihracat yapmak zorundadır. Dolayısıyla Türkiye’de kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, dış ticaret ve cari işlemler açığının yapısal olarak azaltılmasını gerektirir.

Bu yapısal gereklilik yerine getirilmediği sürece fiyat istikrarı kalıcı hâle gelemez. Dönemsel veya tesadüfi koşulların yarattığı geçici etkilerle enflasyon oranı düşürülebilir; ancak bu koşullar ortadan kalktığında ekonomi, kendi yapısının ürettiği fiyat istikrarsızlığına yeniden dönecektir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Türk Kalkınması Mümkün Mü?

Türkiye için Kalkınma mümkün mü?
Kendine özgü üretim teknikleri geliştiremeyen hiçbir ülke Kalkınamaz. Kendi kaynaklarını harekete geçiremeyen hiçbir ülke Kalkınmaz.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

İhracata Dayalı Büyüme Modeli Masalı

Bu nasıl bir “ihracata dayalı büyüme” modelidir ki 1980–2025 döneminde;
– ihracat,
– ithalat,
– net ihracat,
– dış borçlar…
Buradan bakıldığında bir Kalkınma görünüyor mu?

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Yolsuzluğun Maliyeti

Türkiye’de yolsuzluğun asıl maliyeti, kaynakların israf edilmesinden ziyade toplumsal ve ekonomik sorunların üzerini örtmesidir. Bu nedenle, Türkiye’nin sanayileşememe gibi yapısal sorunları ele alındığında ilk bakışta yolsuzluk öne çıkar. Ancak bu kolay yanıt, yolsuzluğu bir neden değil, bir sonuç olarak görmeyi gerektiren daha derin bir sorgulam… Devamını oku

Türkiye’de yolsuzluğun asıl maliyeti, kaynakların israf edilmesinden ziyade toplumsal ve ekonomik sorunların üzerini örtmesidir.

Bu nedenle, Türkiye’nin sanayileşememe gibi yapısal sorunları ele alındığında ilk bakışta yolsuzluk öne çıkar. Ancak bu kolay yanıt, yolsuzluğu bir neden değil, bir sonuç olarak görmeyi gerektiren daha derin bir sorgulamayı çoğu zaman perdeleyebilir.

Oysa yolsuzluk, kendisini mümkün kılan kurumsal, siyasal ve toplumsal dinamiklerin ürünüdür. Bu dinamikleri incelemeden yalnızca “yolsuzluk var” demek, sorunu anlamak yerine onu görünür yüzüyle sınırlamak anlamına gelir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

KKM’nin Koruyucu Gücü

Faizler yükselirken ve yüksek seyrederken KKM’nin koruyucu gücü fark edilmeyebilir. Ancak faizler düşmeye başladığında tehlike kapımızda belirebilir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Temel İhtiyaç

Geçmişte lüks olarak kabul edilen mal ve hizmetler bugün nasıl temel ihtiyaç haline geldi?
(Amartya Sen • Özgürlükle Kalkınma • s.83)
(Jean J. Rousseau • İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı • s.97)

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Kuş Bakışı Ekonomi Yönetimi

Dünyaya bütün bakma tarzımız, işbu helikopter bakış açısına dayanmaktadır ve bu bakış açısı şeylerin ne kadar zor ve karmaşık olduğuna dönük algımızı çarpıtmaktadır.
(James C. Scott • Toplum Gibi Görmek • s.129)

S ORHAN KUTLU
Paylaş

KOBİ’leri Anlamak

Eğer KOBİ’leri anlamak istiyorsak KOBİ’lerin üretim tekniklerini, ürün çeşitliliklerini ve bunları nasıl ayarladıklarını, yatırımlara nasıl karar verdiklerini, paraya nasıl ve hangi koşullarda ulaştıklarını anlamak zorundayız.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Türk Kalkınması

Eğer bir Türk Kalkınması’ndan bahsedeceksek nelerden konuşmalıyız?

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Halkın Cahilliği Teorisi

Halkın Cahilliği Teorisi’ne göre, toplumumuzun Kalkınamayışının nedeni halkın cahilliğidir. Ancak halk neden cahildir?

Halkın Cahilliği — Türk Düşününde Batı Sorunu • Niyazi Berkses • s.259
Koyun — Toplum Gibi Görmek • James C. Scott • s.50
Devlet — Jean J. Rousseau • s.21

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Eşitsizlik Masalı

Egemen görüşe göre eşitsizlik, geri kalmış ülkelerde Kalkınma için bir gereklilik, gelişmiş ülkelerde ise Kalkınmanın yan etkisidir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Kalkınma Paradoksu

Kalkınamayışımızın sonucu olan Batı’nın ekonomik egemenliği altında Kalkınmaya çalışıyoruz.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Kalkınma Toplumsal Bir Hareket Gerektirir.

Çekirdek bir sermaye grubu ile Kalkınma gerçekleştirilemez. Kalkınma toplumsal bir hareket gerektirir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Günlük • TCMB Brüt Rezervleri • 01 Ekim 2026

1 Ekim Perşembe günü itibarıyla TCMB brüt rezervleri 166,6 milyar dolardır (tahmin).

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Haftalık • Yurt İçi Yerleşiklerin YP Mevduatları • 25 Eylül 2026

25 Eylül ile biten haftada yurt içi yerleşiklerin yp mevduatları 230,1 milyar seviyesinde gerçekleşmiştir.

blank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Haftalık • Yurt Dışı Yerleşiklerin Yurt İçi Menkul Kıymetleri • 25 Eylül 2026

25 Eylül ile biten haftada yurt dışı yerleşiklerin yurt içi menkul kıymetlerinin piyasa değeri 59,6 milyar dolardır.

blankblank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Haftalık • TCMB Brüt Rezervleri • 25 Eylül 2026

25 Eylül biten haftada TCMB brüt rezervleri 171,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

blankblank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Haftalık • Faiz Oranları • 25 Eylül 2026

25 Eylül ile biten haftada TL ticari kredi (KMH ve kurumsal kredi kartları hariç) faizleri %48,02’ye düşmüştür.

blank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Aylık • Dolar Bazında Konut Fiyatları (Endeks) • Ağustos 2026

Bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazlı konut fiyat endeksi İstanbul’da %7,7, Ankara’da %6,5, İzmir’de %5,2 ve ülke genelinde ise %5 artmıştır.

blankblank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Aylık • Reel Konut Fiyatları (Endeks) • Ağustos 2026

Bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak (enflasyondan arındırılmış) konut fiyat endeksi ülke genelinde %6,4, İzmir’de %6,2, Ankara’da %5,1 ve İstanbul’da %4 düşmüştür.

blank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Aylık • Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Net Döviz Pozisyonu • Temmuz 2026

Temmuz 2026’da finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı 210,8 milyar dolara yükselmiştir.

Döviz yükümlülükleri içinde, yurt içinden sağlanan nakdi krediler 189,8 milyar dolar ile ilk sırada yer almaktadır.

blankblank
S ORHAN KUTLU
Paylaş

Dış Ticaret | Temmuz 2026

2022 yılıyla kıyaslandığında, günümüzde dış ticaret fiyat koşulları Türkiye lehinedir. Bu durum hem ithalat hem de ihracat açısından; ayrıca hem enflasyon hem de dış ticaret dengesi bakımından geçerlidir. Örneğin, Temmuz 2022’de yıllık ithalat artışı 81,6 milyar dolar olurken, bunun 83,4 milyar doları fiyat etkisinden kaynaklanmıştır. Temmuz 2026’… Devamını oku

2022 yılıyla kıyaslandığında, günümüzde dış ticaret fiyat koşulları Türkiye lehinedir. Bu durum hem ithalat hem de ihracat açısından; ayrıca hem enflasyon hem de dış ticaret dengesi bakımından geçerlidir.

Örneğin, Temmuz 2022’de yıllık ithalat artışı 81,6 milyar dolar olurken, bunun 83,4 milyar doları fiyat etkisinden kaynaklanmıştır. Temmuz 2026’da ise yıllık ithalat artışı 17,6 milyar dolar seviyesinde kalırken, fiyat etkisi 25,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

İhracatta ise Temmuz 2022’de yıllık 47,3 milyar dolarlık artışın 22,1 milyar doları fiyat etkisinden kaynaklanırken, Temmuz 2026’da yıllık ihracat artışı 9,2 milyar dolar olmasına rağmen fiyat etkisi 30,9 milyar dolara ulaşmıştır.

Temmuz 2022’de dolar bazında ihracat fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %7,7 artarken, Temmuz 2026’da bu artış %8,2 olmuştur. İthalat fiyatlarındaki yıllık artış ise aynı dönemler için sırasıyla %27,9 ve %12,8 olarak gerçekleşmiştir.

Ancak küresel talep koşulları açısından aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Temmuz 2022’de 12 aylık toplam reel ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre 22,9 milyar dolar artarken, Temmuz 2026’da 19,4 milyar dolar azalmıştır. Başka bir ifadeyle, bugün fiyat koşulları Türkiye’nin lehine çalışırken, miktar tarafında bunun tersine çok daha zayıf bir dış talep görünümü söz konusudur.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Faiz mi, Krediye Erişim mi?

Reel sektör açısından temel sorun yüksek faiz oranları mı, yoksa krediye erişim engeli mi? Krediye erişim imkânı bulunan firmalar için ana mesele şüphesiz yüksek faiz oranlarıdır. Ancak krediye erişemeyen firmalar için öncelikli sorun faizin seviyesi değil, kredinin bizzat kendisine ulaşamamaktır. Medyada krediye erişim imkânı olan büyük yapılar… Devamını oku

Reel sektör açısından temel sorun yüksek faiz oranları mı, yoksa krediye erişim engeli mi?

Krediye erişim imkânı bulunan firmalar için ana mesele şüphesiz yüksek faiz oranlarıdır. Ancak krediye erişemeyen firmalar için öncelikli sorun faizin seviyesi değil, kredinin bizzat kendisine ulaşamamaktır.

Medyada krediye erişim imkânı olan büyük yapılar kamuoyunu yönlendirme imkânına sahip olduğu için, aslında reel sektörün çoğunluğu için “erişim” odaklı olan bu problem, çoğunlukla “faiz yükü” parantezine alınarak dile getiriliyor. Haliyle tüm dikkatler faiz oranlarına yoğunlaşırken, problemin asıl boyutu gölgede kalıyor.

Tam da bu noktada sormak gerekir: Reel sektörün “öncelikli” sorunu gerçekten faiz midir?

Eğer temel problem krediye erişimse, faiz oranlarını düşürmenin reel sektörün problemlerinin çözümüne katkısı sınırlı olacaktır. Çünkü krediye erişemeyen firmalar, faizler düşse dahi faaliyetlerini sürdürebilmek için gerekli olan paraya ulaşımı sınırlı kalmaya devam edecektir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Finansal Kesim Dışındaki Özel Kesime Verilen Krediler

Çin’de bankaların finansal kesim dışındaki özel kesime verdiği kredilerin GSYH’ye oranı yaklaşık %200. Türkiye’de ise bu oran yalnızca %35 civarında.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Cari Açık

Biz, cari açık verdiğimiz için dış kaynağa ihtiyaç duyan bir ülke değiliz; aksine dış kaynağa erişebildiğimiz için cari açık veriyoruz. Oysa dış kaynaklarla cari fazla da üretilebilirdi; bu, belki de bir tercihti.

​’Belki de’ diyorum; çünkü Ortodoks politik perspektif, bir ülkenin kalkınmasıyla asla ilgilenmez.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

AB’nin Türk Sanayisi Kaygısı

Avrupa Birliği, Türk sanayisinin yükselişinden ve günden güne artan rekabet gücünden endişe duyuyor. Özellikle Çin’e karşı uygulanan korumacı ticaret politikalarının ve gümrük bariyerlerinin, Türk sanayicileri için son derece faydalı bir pazar alanı yaratacağı öngörülüyor. Öte yandan bu durum, bölgesel yatırımlarda farklı bir dinamiği beraberinde… Devamını oku

Avrupa Birliği, Türk sanayisinin yükselişinden ve günden güne artan rekabet gücünden endişe duyuyor. Özellikle Çin’e karşı uygulanan korumacı ticaret politikalarının ve gümrük bariyerlerinin, Türk sanayicileri için son derece faydalı bir pazar alanı yaratacağı öngörülüyor.

Öte yandan bu durum, bölgesel yatırımlarda farklı bir dinamiği beraberinde getiriyor: Japonya ve Güney Kore gibi Doğu Asyalı yatırımcılar, Türkiye’nin sunduğu bu potansiyele rağmen doğrudan AB üyesi ülkelere yatırım yapmayı tercih ediyor. Bunun temel sebebi, Türk sanayisinin gelişimiyle birlikte AB ile Türkiye arasında yaşanabilecek olası çıkar çatışmaları ve sertleşen rekabet ortamının ortasında kalmama isteği olabilir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Yeni Dönemde ABD’den Türkiye’ye Doğrudan Yatırımlar Artabilir mi?

Yeni dönemde uygulanması beklenen gümrük tarifeleri sonrasında, ABD’li firmaların yüksek teknoloji yatırımlarını kendi ülkelerine geri çekmeleri durumunda; ABD’nin düşük teknolojili ve emek yoğun sektörlerden çıkması gerekebilir. Bu durum, söz konusu üretim kollarında yeni bir pazar arayışını tetikleyebilir. Güncel tabloya bakıldığında, ABD’nin Tü… Devamını oku

Yeni dönemde uygulanması beklenen gümrük tarifeleri sonrasında, ABD’li firmaların yüksek teknoloji yatırımlarını kendi ülkelerine geri çekmeleri durumunda; ABD’nin düşük teknolojili ve emek yoğun sektörlerden çıkması gerekebilir. Bu durum, söz konusu üretim kollarında yeni bir pazar arayışını tetikleyebilir.

Güncel tabloya bakıldığında, ABD’nin Türkiye’de Avrupa Birliği ülkeleri kadar belirgin bir doğrudan yatırımı bulunmasa da güçlü bir finansal yatırım (sıcak para) trafiği mevcuttur. Ancak bu dinamik değişebilir. Özellikle dünyanın en büyük varlık yönetim şirketi olan BlackRock’ın CEO’su Larry Fink’in Türkiye ziyareti, bu stratejik arayışın ve potansiyel yatırım kaymalarının önemli bir işareti olarak değerlendirilebilir.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Ekonomik Suç

Denetimli bir ekonomide ‘suç’ olarak tanımlanan ekonomik faaliyetler, serbest piyasa düzeninde suç teşkil etmez. Ancak serbestleşme, bu işlemlerin doğasını değiştirmez; aksine, daha önce kayıt dışı veya yasa dışı yürütülen süreçlerin yasal bir zemine taşınarak devam etmesini sağlar.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Ortodoksinin Çıkmazı

Türkiye ekonomisinin kurumsal mimarisi, temel olarak ortodoks iktisat öğretisi üzerine inşa edilmiş olmasına rağmen; mevcut uygulamalarda “rasyonel ve ortodoks” bir politika seti dahi tam anlamıyla hayata geçirilememektedir. Faiz oranlarının seviyesinden bağımsız olarak; mevcut politika tasarımları ya geçmişten gelen hataların bir sonucu ya da yük… Devamını oku

Türkiye ekonomisinin kurumsal mimarisi, temel olarak ortodoks iktisat öğretisi üzerine inşa edilmiş olmasına rağmen; mevcut uygulamalarda “rasyonel ve ortodoks” bir politika seti dahi tam anlamıyla hayata geçirilememektedir.

Faiz oranlarının seviyesinden bağımsız olarak; mevcut politika tasarımları ya geçmişten gelen hataların bir sonucu ya da yüksek faiz maliyetlerini hafifletmeye yönelik geçici ‘yama’ çözümlerden ibarettir.

Peki, neden günümüzde standart ortodoks politikalar dahi tam anlamıyla uygulanamıyor? Bu sorunun cevabı, sanılanın aksine sadece bugünkü tercihlerde değil; geçmişte uygulanan ortodoks politikaların biriktirdiği devasa maliyetlerde ve bu politikaların yarattığı kırılganlıklarda yatmaktadır.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Ortodoks Dezenflasyon

Ortodoks dezenflasyon sürecinde, tüketimin faize dayalı bileşeni sınırlıysa ve enflasyonun temel nedeninin talep olduğu varsayılıyorsa —ki bu çoğu zaman analitik bir tespitten ziyade bir inanç niteliği taşır— programın hedeflerine ancak gelirleri gerileterek ulaşılması mümkündür. Çünkü ancak bu yolla gelire dayalı tüketim baskılanabilir. Gelire da… Devamını oku

Ortodoks dezenflasyon sürecinde, tüketimin faize dayalı bileşeni sınırlıysa ve enflasyonun temel nedeninin talep olduğu varsayılıyorsa —ki bu çoğu zaman analitik bir tespitten ziyade bir inanç niteliği taşır— programın hedeflerine ancak gelirleri gerileterek ulaşılması mümkündür. Çünkü ancak bu yolla gelire dayalı tüketim baskılanabilir.

Gelire dayalı tüketim zaten düşükse geriye servete dayalı tüketim kalır. Ancak ortodoks dezenflasyon şablonunda servet dağılımından söz etmek, bu yaklaşımın iktisat bilimi anlayışından adeta aforoz edilmek anlamına gelir. Bu nedenle program tasarımı, en kritik değişkenlerden biri olan servet dinamiklerini bilinçli biçimde tartışma dışında bırakır.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Cari İşlemler Dengesi

Haziran 2023-Temmuz 2026 döneminde Türkiye ekonomisinin mal (-213,9) ve hizmet (+195,2) dengesi toplamda -18,7 milyar dolardır. Ancak bu dönemde cari işlemler dengesi -84,1 milyar dolardır.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

ABD ve Çin

2008 yılında Minqi Li, Yükselen Çin ve Kapitalist Dünya Ekonomisinin Çöküşü adlı kitabında, “Kapitalist dünya ekonomisi Çin ve Hindistan’ın yükselişini gerçekten taşıyacak bir güce sahip mi?” diye sormuştu. Günümüzde yeniden alevlenen gümrük vergisi tartışmaları, Minqi Li’nin o dönemde ne kadar yerinde bir soru ortaya koyduğunu açıkça gösteriyor.

S ORHAN KUTLU
Paylaş

Dış Ticaret | Temmuz 2026

Tüketim malları dış talebi kötü, ancak “TÜFE ile düzeltilmiş ulusal para birimi cinsinden” fiyatları ucuzlayan ithal tüketim malları talebi de kötüleşmeye başlamış.