EKONOMİ POLİTİK NOTLARI
Türkiye ekonomisini sanayileşme, kalkınma, üretim, dış ticaret ve bölüşüm ilişkileri üzerinden inceliyorum. Bu sayfada güncel verilere ilişkin kısa notlarımı ve ekonomi politik değerlendirmelerimi bulabilirsiniz.
Paylaş
KKM
KKM, enflasyonla yalnızca faiz aracı üzerinden mücadele etmenin yarattığı maliyeti hafifletecek bir araçtır.
Paylaş
Siyasetçilerden İmkansızı Beklemek
Küresel kapitalist sisteme tabi olan bir ulus devletin, bu sistemin kurallarına uyarak kalkınması mümkün değildir. Dolayısıyla siyasetçilerden imkânsızı beklememek gerekir. Nitekim Dominique Belpomme’nin ifadesiyle, “Düzgün bir melodiyi ayarı bozuk bir piyanoda çalmak katiyen mümkün değildir.”
Paylaş
Yüksek Faiz–Düşük Kur Politikasının Sürdürülmesini Destekleyen Unsurlar
1. Döviz kredileri (yurt içinden ve yurt dışından): Bazı kesimlerin yüksek TL faizini aşarak daha uygun maliyetli finansmana erişebilmesi. 2. İhracat fiyatları: İhracat fiyatlarının yükselmesi. 3. Döviz dönüşüm desteği: İhracat gelirlerinin TL’ye dönüştürülmesinde sağlanan teşviklerle kur politikasının maliyetlerinin hafifletilmesi. 4. İhracatçı… Devamını oku
1. Döviz kredileri (yurt içinden ve yurt dışından): Bazı kesimlerin yüksek TL faizini aşarak daha uygun maliyetli finansmana erişebilmesi.
2. İhracat fiyatları: İhracat fiyatlarının yükselmesi.
3. Döviz dönüşüm desteği: İhracat gelirlerinin TL’ye dönüştürülmesinde sağlanan teşviklerle kur politikasının maliyetlerinin hafifletilmesi.
4. İhracatçılara düşük faizli krediler: Genel ekonomide yüksek faiz uygulanırken belirli kesimlere ayrıcalıklı finansman koşulları sağlanması.
5. Kredi kısıtlamalarından muafiyet: Genel kredi daralmasına rağmen belirli faaliyetlerin finansmana erişiminin korunması.
Paylaş
Türkiye’nin Ekonomik Düşünce Dünyası
Türkiye’de ekonomi politikalarının düşünsel merkezinde enflasyon yer almaktadır. Kalkınma, sanayileşme, istihdam, büyüme ve bölüşüm gibi temel meseleler ise enflasyon sorunu çözüldükten sonra âdeta “kendiliğinden çözülecek” sorunlar olarak görülmektedir. Oysa bu meseleleri enflasyonla mücadelenin gölgesinde bırakan mevcut iktisadi düşünce dünyasınd… Devamını oku
Türkiye’de ekonomi politikalarının düşünsel merkezinde enflasyon yer almaktadır. Kalkınma, sanayileşme, istihdam, büyüme ve bölüşüm gibi temel meseleler ise enflasyon sorunu çözüldükten sonra âdeta “kendiliğinden çözülecek” sorunlar olarak görülmektedir. Oysa bu meseleleri enflasyonla mücadelenin gölgesinde bırakan mevcut iktisadi düşünce dünyasından, Türkiye ekonomisinde gerçek ve niteliksel bir dönüşümü sağlayabilecek kurumların ve politikaların doğması mümkün görünmemektedir.
Paylaş
Enflasyonla Mücadele
Enflasyonla mücadele denilen şey, enflasyonu doğuran nedenlere dokunmaksızın, bu nedenlerin bir semptomu olan enflasyonun kendisine müdahale etmektir.
Paylaş
Ekonominin Amacı
Teoride ekonominin amacı insan yaşamına hizmet etmektir; oysa pratikte insan yaşamı ekonomiye hizmet etmektedir.
Paylaş
Enflasyonla Mücadele
Türkiye’de yürütülen enflasyonla mücadele, Paul Baran’ın şu çarpıcı benzetmesini akla getiriyor: “Domuzu pişirmek için evi yakmayı salık veren adamın tutumunu andırıyor. Fakat işin kötüsü, böyle bir süreç içinde domuz da pişmiş olmuyor.”
Paylaş
Türk Kalkınamaması
Türkiye’nin Kalkınma çabaları, Dominique Belpomme’nin sözünden hareketle, düzgün bir melodiyi bozuk bir piyanoda çalmaya çalışmayı andırıyor.
Paylaş
Enflasyonla Mücadele
Enflasyonla mücadeleye karşı kör bir muhalefet içinde değilim; kör bir enflasyonla mücadeleye karşı muhalefet içindeyim.
Paylaş
Lidersiz Toplumsal Hareketler
J. C. Scott’a göre herhangi bir iktidar için en tehlikeli toplumsal hareketler, belirli bir lideri bulunmayan ayaklanmalar ve isyanlardır. Çünkü lideri olmayan bir hareketin muhatabı da yoktur. Muhatap yoksa müzakere etmek, uzlaşmak, baskı kurmak ya da hareketi tek bir kişiyi etkisizleştirerek sona erdirmek de mümkün değildir. Böyle bir durumda ik… Devamını oku
J. C. Scott’a göre herhangi bir iktidar için en tehlikeli toplumsal hareketler, belirli bir lideri bulunmayan ayaklanmalar ve isyanlardır. Çünkü lideri olmayan bir hareketin muhatabı da yoktur. Muhatap yoksa müzakere etmek, uzlaşmak, baskı kurmak ya da hareketi tek bir kişiyi etkisizleştirerek sona erdirmek de mümkün değildir.
Böyle bir durumda iktidarların önünde tek bir seçenek kalır: Yapay bir lider üretmek ve toplumsal hareketi onun üzerinden kontrol edilebilir hâle getirmek.
Öte yandan, toplumsal hareketlerin başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biri de güvenlik güçleriyle kurulabilecek örtük ittifaktır. Güvenlik güçleri, toplumdan koparılmış ve ona yabancılaştırılmış devşirmelerden oluşmadığı sürece, böyle bir ittifakın toplumsal zemini her zaman mevcuttur. Nihayetinde güvenlik güçleri de aynı toplumun parçasıdır.
Dolayısıyla Roma ya da Osmanlı gibi, güvenlik aygıtını toplumdan ayrıştırabilen tarihsel imparatorluklardan biri değilseniz, lidersiz bir toplumsal hareket karşısında günümüz iktidarlarının başı gerçekten büyük derttedir. Çünkü ortada ne etkisizleştirilecek bir lider ne de toplumsal taleplerden yalıtılabilecek bir güvenlik aygıtı vardır.
Paylaş
Günlük • TCMB Brüt Rezervleri


Paylaş
Aylık • Reel Konut Fiyatları (Endeks)
Ankara, İzmir ve Türkiye’de reel konut fiyatları düşmeye devam ederken İstanbul’da artmaya başlamıştır.

Paylaş
Aylık • Dolar Bazında Konut Fiyatları (Endeks)
Ankara, İzmir ve Türkiye’de dolar bazlı konut fiyatları düşmeye başlamıştır.


Paylaş
Made in Europe
“Made in Europe” meselesi, Gümrük Birliği’nden bağımsız olarak asla ele alınmamalıdır. Türkiye, “Made in Europe” kapsamına dahil edilirse gerekli düzenlemelerle yetinilerek Gümrük Birliği içinde kalınabilir. Ancak Türkiye bu kapsamın dışında bırakılırsa Gümrük Birliği’nden çıkılması gündeme alınmalıdır. Bu çerçevede Türkiye’nin “Made in Europe” k… Devamını oku
“Made in Europe” meselesi, Gümrük Birliği’nden bağımsız olarak asla ele alınmamalıdır.
Türkiye, “Made in Europe” kapsamına dahil edilirse gerekli düzenlemelerle yetinilerek Gümrük Birliği içinde kalınabilir. Ancak Türkiye bu kapsamın dışında bırakılırsa Gümrük Birliği’nden çıkılması gündeme alınmalıdır.
Bu çerçevede Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamına dahil olmak için özel bir çaba göstermesine gerek yoktur. Avrupa kendi kararını kendisi vermelidir.
Türkiye açısından belirleyici olan, Avrupa’nın vereceği karar değil, Türkiye’nin bu karar karşısında izleyeceği stratejinin tutarlılığıdır. Bu çerçeveye kararlılıkla bağlı kalınması, hangi sonuç ortaya çıkarsa çıksın, Türkiye’nin ekonomik ilişkilerini kendi kalkınma öncelikleri doğrultusunda yeniden şekillendirmesinin ve yeni bir kalkınma sürecinin başlangıç koşullarını oluşturacaktır.
Paylaş
Haftalık • Bankacılık Sektörü YP Kredi Arzı
Not: Yurt İçi Yerleşikler Finansal Kesim Dışındaki Kuruluşlara Kullandırılan Krediler

Paylaş
Haftalık • Yurt Dışı Yerleşiklerin Yurt İçi Menkul Kıymetleri


Paylaş
Haftalık • TCMB Brüt Rezervleri


Paylaş
Haftalık • Yurt İçi Yerleşiklerin Parite Etkisinden Arındırılmış YP Mevduatları
Parite etkisinden arındırılmış YP mevduatlar, 2021 yılındaki seviyelerine ulaşmış değildir. Bununla birlikte, YP mevduatlar üzerindeki baskının varlığı da göz ardı edilemez. Not: Parite Etkisinden Arındırılmış YP Mevduatlar serisi, parite etkisinden arındırılmış haftalık YP mevduat değişimlerinin 28 Şubat 2014 tarihindeki YP mevduat tutarına zinci… Devamını oku
Parite etkisinden arındırılmış YP mevduatlar, 2021 yılındaki seviyelerine ulaşmış değildir. Bununla birlikte, YP mevduatlar üzerindeki baskının varlığı da göz ardı edilemez.
Not: Parite Etkisinden Arındırılmış YP Mevduatlar serisi, parite etkisinden arındırılmış haftalık YP mevduat değişimlerinin 28 Şubat 2014 tarihindeki YP mevduat tutarına zincirleme uygulanmasıyla oluşturulmuştur.



Paylaş
Enflasyon Kadar Kur Artışı
“Enflasyon kadar kur artışı” ifadesi, örtük olarak döviz kuru artışının enflasyon üzerinde etkisi olmadığı varsayımına dayanır. Ancak Türkiye ekonomisinin gerçekleri, “enflasyon kadar kur artışı” yaklaşımıyla bağdaşmaz. Çünkü Türkiye’de kur artışının kendisi zaten enflasyon demektir. Bu durum, ekonomide dış ticarete konu olan mal ve hizmetlerin ağ… Devamını oku
“Enflasyon kadar kur artışı” ifadesi, örtük olarak döviz kuru artışının enflasyon üzerinde etkisi olmadığı varsayımına dayanır.
Ancak Türkiye ekonomisinin gerçekleri, “enflasyon kadar kur artışı” yaklaşımıyla bağdaşmaz. Çünkü Türkiye’de kur artışının kendisi zaten enflasyon demektir. Bu durum, ekonomide dış ticarete konu olan mal ve hizmetlerin ağırlığının bir sonucudur.
Bu yaklaşım, 2013–2018 döneminde olduğu gibi, enflasyonun görece düşük seyrettiği koşullarda uygulanabilir. Ancak 2018 sonrasında olduğu gibi, yüksek enflasyon koşullarında aynı yaklaşımı hayata geçirmek çok daha güçtür.
Türkiye’de neden farklı kesimler için farklı döviz kurları oluşturma ihtiyacı duyulduğunu düşününüz. İhracatçılara sağlanan döviz dönüşüm desteğini de bu çerçevede değerlendiriniz.
Dış ticarete konu olmayan konutların fiyatlarının bile “dolarla” ölçüldüğü bir ekonomide, “enflasyon kadar döviz kuru artışı” gibi ifadeler kullanmak, Türkiye ekonomisinin işleyişini yeterince tanımamaktır.
Paylaş
Ticari Kredi Büyümesi
Yabancı mevduat bankalarının TL cinsi KOBİ kredileri son sekiz haftada %7,98 büyürken, TL cinsi kurumsal (KOBİ Dışı) kredileri %2,57 azalmıştır.
Kamu mevduat bankalarının TL cinsi KOBİ kredileri son sekiz haftada %4,77, TL cinsi kurumsal (KOBİ Dışı) kredileri %6,77 büyümüştür.

Paylaş
Kredi Payları ve Takipteki Alacaklar Oranı
Yerli mevduat bankalarında TL cinsi kurumsal (KOBİ dışı) krediler, toplam kredi portföyünün yalnızca %10,2’sini oluşturmaktadır. Ancak bu %10,2’lik kredi grubunun kendi içindeki takipteki alacaklar oranı %10,26 düzeyindedir. Başka bir ifadeyle, toplam kredilerin yaklaşık onda birini oluşturan bu kredi grubunda, kullandırılan her 100 TL kredinin 10… Devamını oku
Yerli mevduat bankalarında TL cinsi kurumsal (KOBİ dışı) krediler, toplam kredi portföyünün yalnızca %10,2’sini oluşturmaktadır. Ancak bu %10,2’lik kredi grubunun kendi içindeki takipteki alacaklar oranı %10,26 düzeyindedir.
Başka bir ifadeyle, toplam kredilerin yaklaşık onda birini oluşturan bu kredi grubunda, kullandırılan her 100 TL kredinin 10,26 TL’si takipteki alacak niteliğindedir.

Paylaş
Bankacılık Sektöründe KOBİ Kredilerinin Payı
2 Ekim 2026 itibarıyla KOBİ kredileri, bankacılık sektörünün kurumsal kredi kartları hariç ticari ve diğer kredilerinin %37,5’ini oluşturmaktadır. Toplam krediler içinde TL cinsi KOBİ kredilerinin payı %31,0, yabancı para cinsi KOBİ kredilerinin payı ise %6,6’dır. Fonksiyon grupları arasında KOBİ kredilerinin payı katılım bankalarında %42,4, mevdu… Devamını oku
2 Ekim 2026 itibarıyla KOBİ kredileri, bankacılık sektörünün kurumsal kredi kartları hariç ticari ve diğer kredilerinin %37,5’ini oluşturmaktadır. Toplam krediler içinde TL cinsi KOBİ kredilerinin payı %31,0, yabancı para cinsi KOBİ kredilerinin payı ise %6,6’dır.
Fonksiyon grupları arasında KOBİ kredilerinin payı katılım bankalarında %42,4, mevduat bankalarında %39,8, kalkınma ve yatırım bankalarında %14,6 düzeyindedir.
Sahiplik grupları itibarıyla ise yabancı bankalar %44,9 ile en yüksek paya sahipken, yerli bankalarda bu oran %37,5, kamu bankalarında %34,8’dir.

Paylaş
Aylık • Ödemeler Bilançosu
Ağustos ayında cari işlemler hesabı 4,05 milyar dolar fazla verdi.

Paylaş
Kalkınma ve Yatırım Bankaları • KOBİ TL Kredileri
BDDK’nın 2 Ekim 2026 verilerine göre, “Kalkınma ve Yatırım Bankaları” grubunun toplam kredileri 2,06 trilyon TL. Bunun %14,63’ü KOBİ’lere, %85,37’si KOBİ dışı işletmelere ait. Toplam kredilerin %37,26’sını TL krediler oluşturuyor: KOBİ TL kredilerinin toplam içindeki payı %5,24, KOBİ dışı TL kredilerin payı %32,02. YP kredilerin payı ise %62,74:… Devamını oku
BDDK’nın 2 Ekim 2026 verilerine göre, “Kalkınma ve Yatırım Bankaları” grubunun toplam kredileri 2,06 trilyon TL. Bunun %14,63’ü KOBİ’lere, %85,37’si KOBİ dışı işletmelere ait.
Toplam kredilerin %37,26’sını TL krediler oluşturuyor: KOBİ TL kredilerinin toplam içindeki payı %5,24, KOBİ dışı TL kredilerin payı %32,02.
YP kredilerin payı ise %62,74: KOBİ YP kredileri toplamın %9,39’unu, KOBİ dışı YP krediler %53,35’ini oluşturuyor.

Paylaş
Haftalık • Takipteki Alacaklar Oranı


Paylaş
Haftalık • Kredi Büyümeleri


Paylaş
Aylık • Enflasyon Oranları
Bir önceki yılın aynı döneminde %33,29 olan yıllık enflasyon oranı %29,73’e düşmüştür.

Paylaş
Aylık • Sektörlere Göre Takipteki Alacaklar Oranı
2025 yıl sonunda %2,50 olan takipteki alacaklar oranı, Ağustos 2026 itibarıyla %2,96’ya yükselmiştir.
Aynı dönemde KOBİ kredilerinde bu oran %3,22’den %3,86’ya çıkmıştır. Para birimi bazında bakıldığında, KOBİ TL kredilerinde takipteki alacaklar oranı %3,89’dan %4,58’e, KOBİ YP kredilerinde ise %0,31’den %0,44’e yükselmiştir.

Paylaş
Aylık • Özel Kapsamlı TÜFE


Paylaş
Aylık • Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Net Döviz Pozisyonu
Temmuz 2026’da finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı 210,8 milyar dolara yükselmiştir.
Döviz yükümlülükleri içinde, yurt içinden sağlanan nakdi krediler 189,8 milyar dolar ile ilk sırada yer almaktadır.


Paylaş
Haftalık • Faiz Oranları


Paylaş
Sanayileşmeden Vazgeçmek
Sanayileşmeden vazgeçmek, sanayileşmenin doğuracağı ihtiyaçları ortadan kaldırır. Bu ihtiyaçlar ortadan kalkınca bu ihtiyaçlara cevap verecek gelişme olanakları da ortadan kalkar.
Paylaş
Bağımsız Bir Ekonomi
Kendisine ait olmayan politikalarla bağımsız bir ekonomi nasıl inşa edilebilir?
Paylaş
Bizi Kurtarması Muhtemel Olan Şey
Bizi kurtarması muhtemel olan şey, bizi tehdit eden şeyin ta kendisidir.
—Jean-Pierre Dupuy
Paylaş
Devrimcinin Amacı
Devrimcinin amacı “geçmişe dönmek değil, bugüne geçmişten kıvrılmaktır.”
—Jérôme Baschet
Paylaş
İthalat Fiyatları, Döviz Kuru ve Enflasyon
İthalat fiyatlarındaki artış, enflasyonu yalnızca küresel fiyatlar üzerinden etkilemez. Artan ithalat faturası daha fazla döviz transferine yol açabileceği için kur üzerinden de enflasyonu etkileyebilir.
Paylaş
Hanehalkı Nihai Tüketiminin Dış Ticarete Konu Olma Yoğunluğu
2012 Girdi-Çıktı tablosuna göre hanehalkı nihai tüketiminin %47’si dış ticarete konu olan mallar ve hizmetlerden oluşmaktayken 2023 Girdi-Çıktı tablosuna göre bu oran %64’e yükselmiştir.
Paylaş
Ortodoks Strateji
Türkiye’de ortodoks enflasyonla mücadele stratejisinin özü sanayi sektöründe maliyetlerin artırılmasıdır.
Paylaş
Türkiye’nin Dış Ticaret Açmazı
Türkiye, daha fazla üretebilmek için ithalat yapmak zorundadır. Buna karşılık, TL’nin değerini koruyabilmek için de daha fazla ihracat yapmak zorundadır. Dolayısıyla Türkiye’de kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, dış ticaret ve cari işlemler açığının yapısal olarak azaltılmasını gerektirir. Bu yapısal gereklilik yerine getirilmediği sürece fiyat… Devamını oku
Türkiye, daha fazla üretebilmek için ithalat yapmak zorundadır. Buna karşılık, TL’nin değerini koruyabilmek için de daha fazla ihracat yapmak zorundadır. Dolayısıyla Türkiye’de kalıcı fiyat istikrarının sağlanması, dış ticaret ve cari işlemler açığının yapısal olarak azaltılmasını gerektirir.
Bu yapısal gereklilik yerine getirilmediği sürece fiyat istikrarı kalıcı hâle gelemez. Dönemsel veya tesadüfi koşulların yarattığı geçici etkilerle enflasyon oranı düşürülebilir; ancak bu koşullar ortadan kalktığında ekonomi, kendi yapısının ürettiği fiyat istikrarsızlığına yeniden dönecektir.
Paylaş
Türk Kalkınması Mümkün Mü?
Türkiye için Kalkınma mümkün mü?
Kendine özgü üretim teknikleri geliştiremeyen hiçbir ülke Kalkınamaz. Kendi kaynaklarını harekete geçiremeyen hiçbir ülke Kalkınmaz.
Paylaş
İhracata Dayalı Büyüme Modeli Masalı
Bu nasıl bir “ihracata dayalı büyüme” modelidir ki 1980–2025 döneminde;
– ihracat,
– ithalat,
– net ihracat,
– dış borçlar…
Buradan bakıldığında bir Kalkınma görünüyor mu?
Paylaş
Yolsuzluğun Maliyeti
Türkiye’de yolsuzluğun asıl maliyeti, kaynakların israf edilmesinden ziyade toplumsal ve ekonomik sorunların üzerini örtmesidir. Bu nedenle, Türkiye’nin sanayileşememe gibi yapısal sorunları ele alındığında ilk bakışta yolsuzluk öne çıkar. Ancak bu kolay yanıt, yolsuzluğu bir neden değil, bir sonuç olarak görmeyi gerektiren daha derin bir sorgulam… Devamını oku
Türkiye’de yolsuzluğun asıl maliyeti, kaynakların israf edilmesinden ziyade toplumsal ve ekonomik sorunların üzerini örtmesidir.
Bu nedenle, Türkiye’nin sanayileşememe gibi yapısal sorunları ele alındığında ilk bakışta yolsuzluk öne çıkar. Ancak bu kolay yanıt, yolsuzluğu bir neden değil, bir sonuç olarak görmeyi gerektiren daha derin bir sorgulamayı çoğu zaman perdeleyebilir.
Oysa yolsuzluk, kendisini mümkün kılan kurumsal, siyasal ve toplumsal dinamiklerin ürünüdür. Bu dinamikleri incelemeden yalnızca “yolsuzluk var” demek, sorunu anlamak yerine onu görünür yüzüyle sınırlamak anlamına gelir.
Paylaş
KKM’nin Koruyucu Gücü
Faizler yükselirken ve yüksek seyrederken KKM’nin koruyucu gücü fark edilmeyebilir. Ancak faizler düşmeye başladığında tehlike kapımızda belirebilir.
Paylaş
Temel İhtiyaç
Geçmişte lüks olarak kabul edilen mal ve hizmetler bugün nasıl temel ihtiyaç haline geldi?
(Amartya Sen • Özgürlükle Kalkınma • s.83)
(Jean J. Rousseau • İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı • s.97)
Paylaş
Kuş Bakışı Ekonomi Yönetimi
Dünyaya bütün bakma tarzımız, işbu helikopter bakış açısına dayanmaktadır ve bu bakış açısı şeylerin ne kadar zor ve karmaşık olduğuna dönük algımızı çarpıtmaktadır.
(James C. Scott • Toplum Gibi Görmek • s.129)
Paylaş
KOBİ’leri Anlamak
Eğer KOBİ’leri anlamak istiyorsak KOBİ’lerin üretim tekniklerini, ürün çeşitliliklerini ve bunları nasıl ayarladıklarını, yatırımlara nasıl karar verdiklerini, paraya nasıl ve hangi koşullarda ulaştıklarını anlamak zorundayız.
Paylaş
Türk Kalkınması
Eğer bir Türk Kalkınması’ndan bahsedeceksek nelerden konuşmalıyız?
Paylaş
Halkın Cahilliği Teorisi
Halkın Cahilliği Teorisi’ne göre, toplumumuzun Kalkınamayışının nedeni halkın cahilliğidir. Ancak halk neden cahildir?
Halkın Cahilliği — Türk Düşününde Batı Sorunu • Niyazi Berkses • s.259
Koyun — Toplum Gibi Görmek • James C. Scott • s.50
Devlet — Jean J. Rousseau • s.21
Paylaş
Eşitsizlik Masalı
Egemen görüşe göre eşitsizlik, geri kalmış ülkelerde Kalkınma için bir gereklilik, gelişmiş ülkelerde ise Kalkınmanın yan etkisidir.
Paylaş
Kalkınma Paradoksu
Kalkınamayışımızın sonucu olan Batı’nın ekonomik egemenliği altında Kalkınmaya çalışıyoruz.