Kur Artışı Yerli Sanayi Talebini Nasıl Artırır?

Yüksek kur nedeniyle dolar bazında ücretlerin düşük kalması, ihracatı yalnızca sınırlı ölçüde desteklese de ithal ikameci sanayi ürünleri açısından çok daha belirgin bir rekabet avantajı yaratır. Başka bir ifadeyle, yüksek kurun ortaya çıkardığı düşük dolar bazlı ücret düzeyi, yerli sanayi mallarının ithal muadillerine göre daha cazip hâle gelmesini sağlar; bu da ithalat talebini azaltıcı, buna karşılık yerli sanayi mallarına yönelik talebi artırıcı bir mekanizma doğurur.

Buna karşılık, düşük kur dönemlerinde ortaya çıkan yüksek dolar bazlı ücret düzeyi, yurt içi sanayi mallarına olan talebi artırmak bir yana, ithal ürünlere yönelimi güçlendiren bir fiyat ilişkisi üretir. Böylece düşük kur, ithal mallarla yerli malların mutlak fiyat farklarını düşürerek dışa bağımlılığı artıran bir talep kompozisyonu yaratır.

Ancak kritik bir nokta şudur: Düşük ücret seviyesi, yerli sanayi mallarına yönelik talebi artırmaz. Çünkü düşük ücret düzeyinde, zorunlu dış ticarete konu olmayan mal ve hizmetlere yapılan harcamalar sonrasında sanayi malları talebini destekleyecek bir satın alma gücü çoğu zaman kalmaz. Buna karşılık yüksek ücret düzeyi, iç talebi canlı tutarak sanayi ürünlerine yönelen iç pazar hacmini genişletir.

Bu nedenle, yerli sanayinin güçlenmesi yalnızca kur seviyesinin yarattığı maliyet etkilerine değil, aynı zamanda ücret düzeyinin iç talep üzerindeki belirleyici rolüne bağlıdır. Ekonomik yapı açısından bakıldığında, hem rekabet gücünü artıran mutlak fiyat mekanizması hem de üretimi destekleyen güçlü bir iç talep tabanı birlikte var olduğunda sanayileşme dinamiği sürdürülebilir hale gelir.

Kur artınca sanayi mallarının fiyatı da yükseldiği için “Bu koşullarda sanayi malları talebi nasıl artabilir?” sorusu akla gelebilir. Burada talebi artıran mekanizma, yerli ve ithal mallar arasındaki mutlak fiyat farkından (mutlak fiyat etkisi) kaynaklanan ikame etkisidir. Yüksek kur, ithal ürünlerin yerli muadillerine kıyasla ciddi biçimde fiyat makasını açacağından, tüketici ve üreticiler ithalat talebini kısmaya yönelir. Bu süreç, hem mevcut yerli sanayi mallarına yönelimi artırır hem de ithal ürünlerin ikamesini mümkün kılacak yeni yerli üretimlerin ortaya çıkmasını teşvik eder.

Dolayısıyla talep artışı, mutlak fiyat değişiminden değil, yerli ve ithal mallar arasındaki mutlak fiyat farkından (mutlak fiyat etkisi) ve yeni kur düzeyinin sunduğu satın alma gücüne göre ortaya çıkacak olan yeni yerli ürünlerin sağlayacağı göreli fiyat avantajından kaynaklanır.

Örneğin, dolar kurunun 10 TL olduğu bir durumda yerli A ürününün fiyatı 1.000 TL (100 dolar), ithal B ürününün fiyatı ise 1.500 TL (150 dolar) olsun. Kur 20 TL’ye yükseldiğinde yerli A ürününün fiyatı 2.000 TL’ye, ithal B ürününün fiyatı ise 3.000 TL’ye çıkar. Döviz kuru artışı öncesinde iki ürün arasındaki fark 500 TL iken, artış sonrasında bu fark 1.000 TL’ye yükselmiştir.

Her iki durumda da yerli A ürününün ithal B ürününe göre göreli fiyatı (A/B = 0,66) değişmemiş olsa bile, mutlak fiyat farkının 500 TL’den 1.000 TL’ye çıkması, ithal ürünün bütçe üzerindeki yükünü artırdığı için talebi doğal olarak yerli sanayi mallarına yöneltir.

Ayrıca kur artışı, yalnızca mevcut ürünler arasında bir ikame yaratmakla kalmaz; fiyat yapısının değişmesiyle birlikte yeni yerli ürünlerin piyasaya girmesini ekonomik olarak mümkün kılar. Örneğin 2.500 TL fiyat seviyesinde, ithal B ürününün niteliklerine daha yakın yeni bir yerli C ürününün ortaya çıkması rasyonel hâle gelir. Bu yeni ürün, daha önce ithal ürüne yönelen talebin bir bölümünü kendisine çekerek yerli üretim alanını genişletir.

Bu mekanizma, kur artışının doğrudan talep yaratmasından değil, ithalatın pahalılaşmasıyla açılan rekabet alanının yerli üreticiler tarafından doldurulmasından kaynaklanır.